14 Mayıs 2024

"İtibardan tasarruf olmaz" ama memurun ulaşım, gencin iş, halkın hizmet hakkından olur

2021’den 2024’e baktığımda ilk sorum şu; üzerinden iki seçimin geçtiği bu sürede başta lüks araç alımları ya da seçim dönemlerine özel devlette açılan kadrolar dahil genelgenin hangi noktasına uyuldu?

"Yeni tasarruf tedbirleri" açıklandı deniyor ya… Neredeyse kelime kelime aynısı 29 Haziran 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla bir genelge şeklinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştı. 13 Mayıs 2024 günü yani üç yıl sonra açıklanan ile pek çok noktada neredeyse birebir benzerlik gösteriyor. Şuraya linki bırakayım birkaç noktayı 2021’den aktarayım. 

-Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yurt içinde ve yurt dışında hiçbir surette hizmet binası, lojman, her ne ad altında olursa olsun memur evi, kamp, kreş, eğitim ve dinlenme benzeri tesis alınmayacak, kamulaştırma yapılmayacak, yeni kiralama yapılmayacak ve yeni inşaata başlanmayacaktır.

-Kamu kurum ve kuruluşlarına acil ve zorunlu haller dışında her ne surette olursa olsun yeni araç alınmayacaktır.

-Kamu kuruluşlarında hizmet içi konferans, seminer, uzaktan erişimle mümkün değilse kamu kurumları tesislerinde yapılacaktır. Uluslararası toplantılar, milli bayramlar hariç gezi, toplantı, yıldönümü ile ilgili yemek ve kutlama olmayacaktır.

-Ölüm ve emeklilik gibi durumlarla ilgili meydana gelecek sayı kadar açık kadro kadar talep edilecektir.  

2021’den 2024’e baktığımda ilk sorum şu; üzerinden iki seçimin geçtiği bu sürede başta lüks araç alımları ya da seçim dönemlerine özel devlette açılan kadrolar dahil genelgenin hangi noktasına uyuldu?

2024’teki genelgeden devam. Bu seferki "tedbirlerde" ana fark olarak faturanın ağır olanının yine çalışana çıktığı söylenebilir. Mesela toplu ulaşımın olduğu yerlerde servisler kaldırılıyor. Başta büyükşehirlerde bunun kamu çalışanına ekleyeceği yük hesaplandı mı? Kimsenin güvenmediği TÜİK verilerine göre zaten kayıpta olan çalışanlar şimdi yol masrafıyla da zorlanacak.

Başka bir nokta…

Kamunun yarattığı istihdam iki anlamda önemli. Birincisi, özel sektörün yüksek faiz getirisi nedeniyle işe alımları durduğu bir noktada sosyal devletin devreye girmesinin önemi. Özellikle genç işsizliği anlamında devletin tercihi kritik. İkincisi, eğitimden sağlığa zaten istihdam eksiği/sorun yaşanan kimi alanlarda ne yapılacağı… Cumhurbaşkanlığı verilerine göre kamuda istihdam rakamları şöyle gelişme gösterdi:

2021: 4 milyon 877 bin

2022: 5 milyon 10 bin

2023: 5 milyon 175 bin

2024: İlk dört ay 5 milyon 238 bin.

Burada elbette partizan kadrolaşma, mülakat sistemi ya da bankamatik memurlar eleştirilecektir. Ancak yaşanan büyük krizde kapıların kapanması sosyal anlamda risk yaratır. Şunu da ekleyeyim; toplam istihdam içinde kamu istihdamı yüzde 13.4 oranında. Bu oran OECD’nin yüzde 18.6 ortalamasının hayli altında. (Kaynak: Euronews)

Devletin tasarruf kalemleri konuşulur, tartışılırken elbet herkesin aklında çok daha büyük "kayıpların yaşandığı" üzerinde çok fazla konuşulmayan ve üstüne gidilmeyen alanlar. Mesela...

-Kamu ve özel iş birlikleriyle yapılan, yolcusuz havaalanından, kur farkını geçmeyen aracın parasını ödeyen, uzun yıllar devleti büyük borçla karşı karşıya bırakan sistem…

-İstanbul Havaalanı’nın 2043’e ertelenen 1 milyar euroluk kira bedeli. (Kaynak: Bahadır Özgür / Gazete Duvar)

-Başta medya şirketi alımları kamu bankalarından kredi kullanan iş insanlarının bunların geri ödemesiyle ilgili yararlandıkları yapı…

-"Kamu ihalelerinde olağan işler"in yani genelde aynı isimlere ihalesiz verilen projelerin kitabını yazan gazeteci Çiğdem Toker’in pek çoğunu kamuoyuna açıkladığı kayıplar…

Liste uzayabilir. Ancak devlet tasarrufunun bile uzun süredir zorluk çeken millete dokunduğu yeni açıklamalar ve siyasi sonuçları önemli olacaktır. Bir de yeni oluşturulan "Tasarruf Tedbirleri Bilgi Sistemi"nin çalışma şekli ve eğer gerçek olursa "idari yaptırım ve para cezası"…

Bitirirken…

Gazeteci Vahap Munyar bundan birkaç yıl önce Saray’da katıldığı bir kutlamada ikram edilenleri yazmıştı.  

İçeceklerden; ejder Meyveli Smoothie (chia tohumu eşliğinde), Efuli (liçi meyvesi eşliğinde), Aloe Vera (starex meyvesi eşliğinde), Orman Meyveli Special, Bahçe Naneli Limonata, Taze Sıkılmış Portakal, Taze Sıkılmış Greyfurt, Taze Sıkılmış Havuç, Taze Sıkılmış Elma...

Yiyeceklerden; Pataşur içerisinde Çerkez Tavuğu, Zencefilli Somonlu Suşi, Tartalet içerisinde Antakya usulü Humus, Susamlı Levrek Simidi, Aydın usulü kuzu çöp şiş...

Çoğunu ilk kez duyduğum yiyecek ve içeceklerdi. Gerçi son günlerde Monaco’da ıstakoz paylaşımı ile iktidar partisinin milletvekilleri boyut atlattı topluma ama olsun… O günlerde başta Saray harcamaları ve cumhurbaşkanlığı kullanımındaki çok sayıda uçak ve araçları eleştirenlere yazılı bir açıklamayla yanıt verilmişti... "İtibardan tasarruf olmaz."

İktidarın memleketi getirdiği noktada yoksulluktan işsizliğe, gelecek günlerde daha da büyüyebilecek karanlık tabloya baktıkça siyasetçiler için gerçek itibarın halkın mutluluğu ve refahı olduğunu düşünüyorum. Gerisi biraz "ejder meyvesi" ve az da  "zencefilli somonlu suşi" zaten… Ha bir de iktidarın uzun yıllar "kurtulunduğuna sevindiği" IMF’nin Avrupa Dairesi Direktörü’nün "ekonomik programı alkışı"…

Murat Sabuncu kimdir? 

Murat Sabuncu İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi bölümünü bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde İşletmecilik Sertifikası programını tamamladı. İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde Medya ve İletişim Sistemleri konusunda yüksek lisans yaptı.

Dergi, gazete, radyo, televizyon, internet haber sitelerinde muhabirlik, editörlük, yayın koordinatörlüğü, genel yayın yönetmenliği, köşe yazarlığı yaptı.

En uzun süre Milliyet gazetesinde çalıştı. Tempo dergisinde genel yayın yönetmenliği, Fortune dergisinde kurucu yönetmenlik yaptı. Skytürk 360'da ekonomiden politikaya değişik programlar hazırladı, sundu. 

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni oldu, ikinci ayında tutuklanıp Silivri Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Hapsedildiği cezaevinde 1,5 yıl tutuklu kaldı. 

T24'te köşe yazarlığı, yapıyor. 2016 yılından beri pasaportu ve sürekli basın kartı verilmiyor. Yargıtay'ın iki kere verdiği beraat kararına rağmen 7,5 yıl hapis cezası talebi içeren dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda bekliyor.

Bölgeden tanıklıklarını ve izlenimlerini "Gazze: Mahsuscuktan Bir Aşk Hikâyesi" adıyla yayımlanan kitabında paylaştı. Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü ve Ayşenur Zarakolu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü sahibi. Sorbonne'da hukuk doktorası yapan avukat oğlu, Nuri isimli bir kedisi var.

 

Yazarın Diğer Yazıları

İki tarihi alan iki zorlama: Adalar’a minibüs, İstiklal’e ‘şekli değişmiş, yeni nostaljik tramvay’

İstanbul’un iki gözde-tarihi alanı. Adalar ve İstiklal Caddesi. Ulaşım adı altında geçmişiyle bağı zayıflatılıyor, sessizce bir yapı değiştirilmek isteniyor. Buna karşı çıkanlar ‘küçük elit bir grup, kendi rahatını düşünen, geçmişte kalmış’ insanlar olarak sosyal medyada da itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor

MHP’nin üstlendiği ‘devlet’ sözcülüğü; ‘normalleşme’nin konu, süre, sonuç netliği gerekliliği

MHP ve Cumhur İttifakı varken ‘normalleşme’ diye tarif edilen şey, MHP liderinin dediği gibi sadece ‘üslupta olur usul de olmaz’

Adalar’da minibüs körüklü otobüse döner mi ya da laf cambazlığı sorunu örter mi?

Bu halk “Ben yaptım oldu”dan, sözünün-eyleminin polis zoruyla kesilmesinden, laf cambazlıklarından çok çekti, sıkıldı. Oturulmalı, konuşulmalı, ortak çözün bulunmalı. Bu arada uzun süredir Adalar Belediye Başkanı Ercan Akpolat’ın da sosyal medya hesaplarından bu konuda fikir, duruş göremiyorum. O memnun mu acaba durumdan?