05 Aralık 2021

Hem yangınız hem yakut hem de orman

Hafta sonu televizyonu kapatıp 'Yangında Her Yer' şarkısını sonuna kadar açıp dans edin. Sonra 'Yakut Orman' kitabıyla güne devam edebilirsiniz

Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Evde de televizyon yok zaten. Masterchef izleyen, heyecanla Survivor bekleyen kolim de olmadı çok şükür. Bir zamanlar Müge Anlı konuştuğum kolilerim oldu fakat çok uzun sürmeden bitti neyse ki ilişkimiz. Kırmızı Oda rehaveti de düşmedi hiç ilişkilerime. Sonu gelmez, bitmeyen diziler gibi de olmadık, erken final yapıp yol verdik birbirimize. Geçenlerde bir koli evinde sıkıntıdan televizyonu açıp biraz kanalları karıştırayım dedim. Netflix, Mubi olmadığı için karşımdakine kültür iktidarı kuramazdım. Bu mevzu dışında hoş çocuktu çünkü. Televizyonu açıp, çevirdim kanalları. Heyecanlıydı. Benim için televizyon Bihter Ziyagil'in ölümüyle son bulmuştu. "İyi ki son bulmuş" dedim kendime kanalları gezerken. Erkeklik hipertrofisiyle örtüşen, birbiriyle aynı tonda konuşan, aynı toksik maskülenlik, kıllı göğüslerini yumruklayarak aynı ağlak tonla aşkı anlatan, delikanlılık raconundan nasibini almış aynı adamlar. Kadını pataklayan sonra özür dileyen, gözyaşı döken o ton hiç değişmemiş. Erk sürtüşmesinin ötesinde pek bir şey bulamadım. Sonra Masterchef'e baktım biraz. Programın sonuydu. Yarışmacılar birer birer çıkıp önce birbirlerini eliyorlar, birbirlerine olan öfkelerini kusuyorlar sonra kendi hayatlarından, hikâyelerinden bahsediyorlardı. Birbirlerine tahammülleri yoktu. Önce birbirlerini küçümseyip sonra da birbirlerine sarılıp giden arkadaşlarının arkasından ağlıyorlardı. Ağlak konular işleyip "Hadi oynayalım anam, çok ağladık" diyen sunucuyu ve hemen mendilleri çıkarıp yaşlı gözlerle göbek atan teyzeleri arar olmuştum. 

Desen: Selçuk Demirel 

Uykuya dalan manitamla yüzleşmenin telaşı içinde, çantamda taşıdığım kitap geliyor aklıma neyse ki. Beni televizyon tuzağına, uyuyan manitanın kucağına muhtaç etmeyen Umami Kitap'a minnetlerimi sunuyorum.

Umami Kitap'tan: Yakut Orman 

"Farklı olmak ve bunu sevmekle ilgili bir roman."

Biraz 'Yakut Orman' ve Umami Kitap'tan bahsedeyim. Rita Mae Brown'ın klasikleşmiş romanı 'Yakut Orman' 48 yıl sonra ilk kez Türkçe okuruyla buluşuyor. Dılşa Ritsa Eşli'nin çevirisi, sanatçı Şafak Şule Kemancı'nın kapak görseli, Seçil Epik, Bike Su Öner ve Büşra Mutlu'nun editörlüğüyle yayımlanan 'Yakut Orman', dijital platformlar ve kitapçılardan temin edilebilir. 

Rita Mae Brown'ın cesur, zeki ve akıcı üslubuyla hayat bulan roman, Molly Bolt'un çocukluğuyla başlayıp genç bir kadın olarak kendini ve dünyadaki yerini bulmasına uzanan bir büyüme hikâyesi sunuyor. Fakir bir Güney kasabasında büyüyen Molly'nin önce San Francisco, ardından New York'a uzanan maceralarını anlatan Yakut Orman'ı en iyi 1980 yılındaki kapağında yer alan bir not tanımlıyor: "Farklı olmak ve bunu sevmekle ilgili bir roman." Gittiği her yerde kadınları kendine çeken Molly, karşısına çıkan tüm engellere rağmen ne onları ne de kendini sevmekten vazgeçiyor. Kitabın unutulmaz karakterinin tüm dünyaya kafa tutmak pahasına hayallerinin ve arzularının peşinden gitmeye dair mesajı bugün de aynı güçle yankılanmaya devam ediyor. 

1973 yılında bağımsız yayınevi Daughters Inc. tarafından yayımlanmasının ardından hızla ün kazanan 'Yakut Orman', yıllar süren başarısıyla 2015 yılında Lee Lynch Klasik Kitap Ödülü'ne layık görüldü. 'Yakut Orman', lezbiyen ve kuir yazının klasikleşmiş eserlerinden biri olarak görülse de Brown bu etiketlere karşı çıkıyor. 

"Bu roman bir lezbiyen romanı olarak etiketleniyor, bu yüzden de edebiyatın gettolarına sıkıştırılıyor. Bir iş ya da insan ne zaman kategorize edilse, bu istisnasız bir hakaret içerir. Aslında verilen mesaj 'Bu sizin gibi insanlarla ilgili değil. Beğenebilirsiniz ama günün sonunda konu edindiği 'alt tabakalar'dır. Alt tabaka diye bir şey yok. Lezbiyenler, translar, boşluğu neyle doldurursanız işte, yok. Sadece insanlar var, karmakarışık bir enerji bütünüyüz, farklı kabiliyetlerimiz var, siyahın en koyu tonundan beyazın en açık tonuna her renkteyiz" diyor ve ekliyor "Eğer Yakut Orman yalnız olmadığınızı hissettirdiyse, iyi iş çıkarmışım, sizi güldürmeyi başardıysam daha da iyi."

Kuir feminizmin izinde…

Umami KitapYakut Orman ile bağımsız bir yayınevi olarak yayın hayatına başlıyor; adını aldığı beşinci temel tat gibi benzersiz lezzette kurgu ve kurgu dışı kitapları yayımlamayı ve okurların dikkatine sunmayı amaçlıyor. Geçmiş, bugün ve gelecekten yazarların, düşünme şeklimizi ters yüz edip dönüştürecek eserlerin peşine düşüyor; kuir ve feminist perspektifle yazılmış kitapları titiz çeviri, özenli editoryal süreç ve yenilikçi tasarımlar eşliğinde Türkçe okuruyla buluşturmayı hedefliyor. Umami'nin yayın programında müzisyen Jenny Hval'ın yazarlık kariyerini başlatan Paradise Rot, Caleb Azumah Nelson'ın beğeni toplayan çıkış romanı Open Water ve Torrey Peters'ın bu yıl Women's Prize For Fiction uzun listesine girmeye hak kazanan romanı Detransition, Baby yer alıyor.

'Yakut Orman'ın arka kapağında Lee Lynch'in dediği gibi "Yakut Orman doğru zamanda doğru kitaptı…" Yakut Orman çok doğru zamanda karşıma çıktı. Emeği geçen herkese teşekkürler.

'Yangında Her Yer'

Ve nihayet sabah oldu. Manita uyandı. En sevdiğim manitalar sabah kahvaltısında en az konuşanlardır. Sessiz bir kahvaltı ardından sevgili Kerem'in yeni teklisi 'Yangında Her Yer'i ve yayınlanacak klibini heyecan içinde beklemeye başlıyorum. Şarkının söz ve müziği Avni Ertepe'ye ait. Düzenlemesi Salih Topuz'a. Mix ve mastering Çağan Tunalı'ya ait. Arka vokalde ise canımız Kübra Uzun var. 

Aslen hiçbir zamana ait olmayan platonik bir hikâye üzerine sözleri yazılıp bestelenen 'Yangında Her Yer', kaosun etkin olduğu çevre koşullarında bile bu karışıklıktan hiç etkilenmeden yaşanan tek taraflı bir aşk hikâyesini anlatıyor. Şarkı Kerem'in yırtık sesiyle (Yırtık: kuralsız, ters çeviren, çomak sokan) sizi yerinizden kaldırıp ışıltılı kıyafetlerle çarka çıkarıyor. Yaldızlı zamanlara götürüyor. Hiç bilmediğiniz bir bar tuvaleti sırasında âşık olmaya, ıslak sokaklarda yalınayak koşmaya itiyor.

Klibin yönetmeni Antre. Antre'yi hem sahnelerden hem de yaptığı muhteşem styling ve tasarımlardan bilenler bilir. Klip, alt kültür genç lubunyalardan çıkan en güncel iş olmuş. Güncel olanda lubunyadan çıkmazsa kimden çıkar? Klipte gece hayatından, sahnelerden, mekânlardan, sanat ve tasarım alanından birçok isimle karşılaşıyoruz.

Klipteki oyuncuları tek tek saymak isterim. Ali Alkım Ünal, Aroth, Arya Sezer, Asena Elçin Arpaçay, Aslıcan Türker, Aslışah Erotica, Avni Ertepe, Berkay Kasap, Beyza Güray, Buse Saral , Cafer Karabulut, Catchy Kurdan, Ceren SönmezCeytengri, Ciana Nkuruh, Çağla Köse, Daria Dijan, Duygu Türkmen, Ece Öze, Ecrin Bolkar, Fırat Bayrak, Günsu Sarı, Halil Abanoz, Irmak Altıner, Kaan Gündoğdu, Kadircan Sanin, Kıvılcım Güngörün, Kiki Cinash, Lena Sans, Leyla Bayrı, Liana Georgi, Melih Çebi, Melih Mızrak, Mel CD, Mert Teksöz, Mustkika, Nigar Zeynep Sadıkoğlu, Nikkole Mojica, Nora Şenkal, Özlem Ak, Sedat Özkan, Serra Duran Paralı, Şükrü Kibar, Taycan Malloy, Ulaş Akşit, Yasin Mavi, Yeşim Unan bizi adeta Studio 54 sahnesine götürüyor.

Hafta sonu televizyonu kapatıp 'Yangında Her Yer' şarkısını sonuna kadar açıp dans edin. Sonra 'Yakut Orman' kitabıyla güne devam edebilirsiniz.

TIKLAYIN | Jilet Sebahat: Varoluş mücadelesini ortaya koyan herkes çırılçıplaktır benim için, Serdar Ortaç gibilerin bunu anlaması zor

Yazarın Diğer Yazıları

Feminist olmamı sağlayan babama ve sevgililerime…

"Varoluş" dediğimiz şey dünya üzerindeki bu gitmelerdir. Didinmelerdir. Lubunyanın gitmeye yazgılı bir varlık olması bundandır.

Kim nereden yaralıysa onu alabilir, kalça kıvırabilir, zilleri takıp oynayabilir; sonunda Geççek

Tarkan’ın şarkısı ne içerik ne müzikal alt yapısı ne de klip olarak beni tatmin etmedi. İçimi gıcıklamadı. Başımı kaldırmadı. Şarkıda da söylediği gibi Tarkan’ın eski neşesi yok.

Bir lubunyanın aşk feveranı

Her aşkın kolu güvenli değildir; bu yüzden ben aşktan göçmeye karar verdim