28 Kasım 2021

Bir maçolar dünyasında gerilim ve trajedi

Film klasik bir soygun filmi değil. Snatch, RocknRolla, The Man from U.N.C.L.E., King Arthur gibi 'özel' filmlerin yaratıcısı Guy Ritchie, bu iddialı filmiyle zirveye çıkmıyor belki; ama yine de filmin gösterişi, akıcılığı ve en önemlisi içerdiği trajedi unsuru gözden kaçacak gibi değil

İNTİKAM VAKTİ
X X X

(Wrath of Men)
Yönetmen: Guy Ritchie
Senaryo: Guy Ritchie, İvan Atkinson, Marrie Davies
Görüntü: Alan Stewart
Müzik: Christopher Benstead
Oyuncular. Jason Statham, Holt McCallany, Josh Hartnett, Rocci Williams, Scott Eastwood, Andy Garcia, Deobia Operel, Niamh Algar, Eddie Marsan, Laz Alo

MGM- Miramax yapımı,
2021

 

Guy Ritchie'den gelen ve alanında çok iddialı bir aksiyon filmi. Özgün değil: Aslında Fransız filmi Le Convoyeur- Korucu'dan (2004) uyarlanmış. Ama Los Angeles dekorunda öylesine Amerikanlaştırılmış ki...Zaten hikayenin içerdiği şiddet, vahşet, gangsterlik ve ırkçılıkla o ülkeye daha iyi yakıştığı söylenebilir!..

Birkaç bölüme ayrılmış olan film, ilk başta bize devasa bir nakliyat şirketini tanıtıyor. Her türlü malı özel kamyonlarında güven içinde nakletmeye çalışan Fortico Security.... Asıl adı Patrick Hill olsa da kısaca H diye çağrılan (ve bunu kuşkusuz kendisi seçmiş olan) bir adam (ki benim hiç haz etmediğim bir aksiyon starının, Jason Statham'ın fiziğini taşıyor), şirkete başvuruyor, bir eğitimle karışık sınavdan sonra "yüzde 70" başarı elde edip kabul ediliyor.

Ve tam bir erkekler dünyasında işe başlıyor. Biri dışında hepsi erkek olan bu alemde tüm şakalar, espriler ve laf atmalar erkekçedir ve de alabildiğine maçodur. Öyle ki arada sıkışmış Dana'nın da bu maço dili kullanması kaçınılmaz olmuştur. Zavallı kızcağız!..

Şirket onun gelişinden hemen sonra bir saldırıya uğruyor ve üç değerli elemanını yitiriyor. Çevreye uyamayan, bunu yapmaya da çalışmayan H, bir ikinci saldırıda acımasız 6 kişiyi tek başına hallederek birden herkesin gözdesi oluveriyor. Artık o kendi başına bir güçtür ve herkes kabul etmese de bir tür liderdir.

Olaylar sürüyor. Ve kötülük git gide o geniş kentte petrol gibi yayılıyor. Bu hikayenin kalabalık kadrosu giderek ikiye bölünecektir: O ezeli ve ebedi İyiler ve Kötüler ayrımı... Ama sorun şudur ki kim iyi, kim kötü; ayırmak kolay değildir. Ve kimi zaman müthiş sürprizler yaşanacaktır.

Film klasik bir soygun filmi değilSnatchRocknRolla, The Man from U.N.C.L.E.King Arthur gibi 'özel' filmlerin yaratıcısı Guy Ritchie, bu iddialı filmiyle zirveye çıkmıyor belki; ama yine de filmin gösterişi, akıcılığı ve en önemlisi içerdiği trajedi unsuru gözden kaçacak gibi değil. Ki bu en çok Hill'in genç oğlunun çevresinde gelişecek ve seyirciye hüzünlü anlar sunacaktır. Bu trajik atmosfer Christopher Benstead'in müziğinden çok büyük destek alıyor. Müzik deyince, Johnny Cash'in çok yerinde kullanılan Folsom Prison Blues şarkısına da dikkat çekerim. Ayni şey Alan Stewart'ın görüntüleri için de söylenebilir. Bu arada o dev şehrin çok farklı görünümleriyle hikayeye eşsiz bir dekor olması da çok iyi çözümlenmiş.

Filmin bir özelliği de en çok ikinci yarıda iki gurubun yaşadıklarını iki ayrı açıdan göstermesi. Ki bu özellikle oğul Hill'le ilişili olarak yapılıyor. Ve hayli yerinde duruyor. Ama tüm hikayede bu havayı işlemek yerine –bir yabancı eleştirmenin yazdığı gibi- belki 'hainlerin başı' ve onun aranması tema'sını öne çıkarmak daha sürükleyici olabilirdi.

Evet, gelelim oyunculara... Jason Statham, dediğim gibi asla benim favorilerimden olmadı. Ama bu filme ve bu karaktere tuhaf bir uyum sağlamış. Filmde dendiği gibi 'soğuk ve kalpsiz bir pislik' gibi dursa da, aslında yüreğinin derinliğindeki duygular yeri geldiğinde ortaya çıkıyor: Ayrıldığı eşine süregelen sevgisi ve daha önemlisi, güzel oğluna olan derin bağlılığı. Yani, bir kez daha, 'it's family!'.

Bulett'da Holt McCallany, Sweat Dave'de Josh Hartnett, Jan'da ünlü babasını çok andıran Scott Eastwood, Dana'da Niamh Algar çok iyiler. Kaç zamandır görmediğimiz Andy Garcia'yı küçük bir rolde bulmaksa hoş bir sürpriz.

Yazarın Diğer Yazıları

İnanılmaz biçimde sürükleyici bir kapalı mekan filmi

Yetenekli yönetmen Antoine Fuqua gerçekten de belki en iyi filmini imzalamış

Fatma Girik: Türkiye büyük bir sanatçıyı kaybetti

Türk sinemasının ünlü Dört Yapraklı Yonca'sından ilk kez bir yaprak düştü

Orta Doğu ne zaman belalardan kurtulup çağdaşlaşacak?

"Sonunda yaşayabilmek için ölmem gerekiyordu" deyişi ne ifade etmektedir?