Kültür-Sanat

Silivri'deki antik kent ilgi bekliyor

Geçtiğimiz yıl keşfedilen Danamandıra Antik Kült Merkezi, bölge SİT Alanı ilan edilmezse yok olacak.

03 Eylül 2008 03:00

Silivri'de geçen yıl keşfedilen Danamandıra Antik Kült Merkezi'nin Kazı Başkanı Yard. Doç. Dr. Şengül Aydıngün, 2010 Avrupa Kültür Başkenti'ne kültür-turizm merkezi yapılmak istenen antik kentin, yakınında açılan taş ocağının tehdidi altında olduğunu bildirdi.
Silivri Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şengül Aydıngün başkanlığında İstanbul, Bristol, KKTC Doğu Akdeniz, Yıldız Teknik üniversitelerinden 25 bilim insanının katıldığı, Silivri Kaymakamlığı ve Silivri Belediyesince desteklenen 2008 yılı Silivri arkeolojik çalışmaları tamamlandı.

Çalışmalara Türk bilim insanlarının yanı sıra Alman, İngiliz ve Fransızlar da katıldı. Arkeolog, jeolog, jeofizikçi, mimar, harita mühendisi, bilgi işlemci gibi pek çok bilim dalından interdisipliner olarak yapılan çalışmalar, bölgenin bilinmeyen tarihine ışık tutuyor.

Unutulmuş bir antik kent

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Şengül Aydıngün, İstanbul'da sürdürdükleri arkeolojik çalışmaların en önemli ayaklarından birisini geçen yıl keşfedilen Danamandıra Antik Kült Merkezi'nin oluşturduğunu belirtti.

Silivri'nin orman köylerinin yeterli araştırılmadığına işaret eden Aydıngün, şunları kaydetti:
"2007 yılında yaptığımız çalışmalar sırasında orman içinde sarmaşık bitkiler tarafından kaplanarak unutulmuş bir antik kent keşfetmiştik. Bu kentin kaya oyma kalıntıları ve çok etkileyici bir anıtsal su yapısı var. Bu noktada eski kült (dinsel) törenleri yapılmış olabilir. Kayalar oyularak oluşturulan bu merkezin etrafı tümülüslerle kaplı. Yaklaşık 3 bin 500 yıllık Demirçağ tümülüsleri bu yapılar. Bu yıl ki çalışmalarımızda bu bölgenin Roma Çağında taş ocağı olarak kullanıldığını ve Danamandıra'nın hemen yakınlarındaki Ballıgerme ve Kurşungerme adlı antik çağ su kemerlerinin inşaatında kullanılan tüm yapı taşlarının buradan gittiğini sanıyoruz."

Bölgenin hala sit alanı ilan edilmediğinden yakınan Aydıngün, şöyle devam etti:
"Ancak bizi oldukça üzen durum ise bölgenin hala sit alanı ilan edilmemesi nedeniyle burada yakınlarda açılan taş ocağının bu antik alanı tamamen yok edeceğinin açık olması. Oysa bu tür yerler hem orman alanı, hem de kültürel varlık taşıdığı için dünyanın her yerinde milli park ilan edilerek koruma altına alınır. Taş ocağı en eski insanlık izlerini taşıyan Aylapınarı mağarasının neredeyse tam üstüne kadar gelmiş. Bu mağara girişinde Trakya coğrafyasında hiç görülmeyen resimler var. Mağarada geçen yıl Boğaziçi Mağaracılık Kulübü'nden arkadaşlarımızın yaptığı incelemeler sonucunda iki büyük salon ve yaklaşık 55 metre uzunluk olduğunu tespit ettiler."

Danamandıra'da keşfettikleri antik yerleşmenin sınırlarını tam olarak tespit etmeye çalıştıklarını belirten Aydıngün, "Silivri'den Danamandıra'ya, oradan da Roma döneminden kalma 373 yılında yapımı tamamlanan dünyanın en uzun ve güzel antik su kemerlerinden olan, orman içinde büyülü bir coğrafyada kalan ve her geçen gün definecilerce tahrip edilen Germelere uzanan coğrafyayı koruyabilmeyi ve İstanbul'a yeni bir kültür-turizm alanı açabilmeyi istediklerini" kaydetti.

ETİKETLER

haber