09 Mayıs 2024

Kobani Davası, karar duruşması

108 kişinin yargılandığı davada, aralarında HDP’nin eski eş başkanlarının da bulunduğu 18 kişi hâlâ tutuklu. Tıpkı Gezi davası gibi bu davanın da demokrasimiz açısından bir turnusol kâğıdı haline geldiği konusunda muhalefet katmanlarının yanı sıra iktidar bloğunun içindeki bir cenahı da kapsayan geniş bir görüş birliği var

Kobani Davasında Selahattin Demirtaş'ın savunmasından

Dünya demokrasi tarihinde dönemeç oluşturmuş büyük davalar vardır, Fransa’nın Dreyfus Davası, Almanya’nın Dimitrov davası bunlardandır. Haftaya bugün karar duruşması yapılacak olan Kobani Davası da bunlardan biri.

Aslında karar tarihi 17 Nisan’dı ama, nedense bir ay ertelendi ve ilgili yazımda da belirttiğim üzere, hukuksuzluğa devam edildi.

Bu ertelemenin bir kararsızlık belirtisi olduğu herhalde açıktır. İşlerine karışmak gibi olmasın ama böylesi siyasi davalarda karar vermek yargıçlar için de zor olmalıdır, hukuk bir tarafta, siyasi irade başka tarafta.

İlgili olayların üzerinden tam 10 yıl ve sayısız duruşma geçti. 108 kişinin yargılandığı davada, aralarında HDP’nin eski eş başkanlarının da bulunduğu 18 kişi hâlâ tutuklu. Tıpkı Gezi davası gibi bu davanın da demokrasimiz açısından bir turnusol kâğıdı haline geldiği konusunda muhalefet katmanlarının yanı sıra iktidar bloğunun içindeki bir cenahı da kapsayan geniş bir görüş birliği var.

Tutuklu eski Eş Başkan Selahattin Demirtaş’ın davayla ilgili uzun savunması, tıpkı danışmanı Zinar Karavil ile yaptıkları ve Sırrı Süreyya Önder’in önsözüyle yayımlanan Demirtaş’ın Beyaz Sandalyesi adlı nehir söyleşi gibi geniş ilgi gören metinlerden. Metnin tamamına internetten erişilebiliyor. Ben burada sözü Demirtaş’a bırakarak savunmasından seçtiğim bazı paragrafları aktarmayı düşünmüştüm ama bundan vazgeçiyorum, çünkü isteyen her okur internetin olanaklarından yararlanarak savunmada istediği sözcüğü aratıp Demirtaş o konuda ne demiş ne dememiş görebiliyor. “Yedi yılı aşkın bir süredir hapiste tutulan bu siyasetçiler yeterince ceza çekmediler mi” sorusunun muhatabı biraz da hepimiziz.

Bu insanlar içine doğdukları çatışma koşullarının “onurlu bir barış”a kavuşması için mücadele içinde olageldiler. Bugün Demirtaş ve yol arkadaşlarının büyük çoğunluğu bu yıl tam tamına 40 yılını dolduran çatışmanın orta yerinde doğdular, yani çatışmayı başlatan onlar değil. Önlerinde barış için mücadeleden başka yol yoktu onların. Dolayısıyla bugün her sözlerini kendimizi onların yerine koyarak ve elbette ifade özgürlüğüne dahil mi diye sorarak okumak zorundayız.

Burada yalnızca, Demirtaş’ın 10 ay kadar önce yayımlanmış olan ve “Türkiye açılımı” kavramını savunan “İğneyi Kendimize” başlıklı yazısından aşağıdaki sözlerini aktarmakla yetineceğim:

“Kendi hassasiyetlerimize saygı beklediğimiz her yerde, başkalarının hassasiyetlerine gerekli saygıyı göstermek zorundayız.”

“Elbette bütün bu hassasiyetlerin sınırı da demokratik ortak değerlerdir. Kimse kimseye, farklı hassasiyetleri ortak değer olarak dayatmamalıdır.”

Kabul etmek gerekir ki Demirtaş ve hapisteki yasal alan savunucuları, Kürt sorununu çözüp demokratik cumhuriyet idealimizi gerçekleştirme çabamızda başarılı olup olamayacağımız sorusunun yanıtında büyük payı olan kişilerdir. Ve hapiste tutulmaları işte bu yüzden büyük bir ayıbımız olmaya devam ediyor.

Necmiye Alpay kimdir?

Çalışmaları dil üzerinde yoğunlaşan Necmiye Alpay 1946 yılında doğdu. 1969 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni (Mülkiye) bitirdi.

1978'de Paris-Nanterre Üniversitesi'nden uluslararası iktisat alanında doktora derecesi aldı. Mülkiye'deki öğretim üyeliği 12 Eylül 1980 darbesi ile başlayan süreçte sona erdi. İzleyen yıllarda akademide 'Türkçe' ve 'Yaratıcı Yazarlık' alanlarında dersler verdi.

2011 yılından itibaren uzun süre Radikal gazetesinde Dil Meseleleri üzerine yazdı. 2016 yılında İsviçre'nin Almanca PEN Merkezi tarafından onur üyeliğine seçildi. 

Kitapları

Türkçe Sorunları Kılavuzu (Metis Yayınları)

- Dilimiz, Dillerimiz / Uygulama Üzerine Yazılar (Metis Yayınları)

Dil Meseleleri / Uygulama Üzerine Yazılar II (Metis Yayınları)

Yaklaşma Çabası (Kanat Yayınları)

- Beklediler Gitmedik (Edebi Şeyler Yayıncılık)

Çevirileri

Freud ve Felsefe (Paul Ricoeur), Metis Yay.

- Kültür ve Emperyalizm (Edward Said, Hil Yayınları)

- Tarihsel Kapitalizm (I. Wallerstein, Metis Yayınları)

- Aydın Kesimi Üstüne (Vladimir İ. Lenin, Başak Yayınları)

- Modernleşmenin Eşiğinde Osmanlı Kadınları (Madeline C. Zilfi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları)

- Şiddet ve Kutsal (Rene Girard, (Kanat Yayınları)- Freud ve Felsefe (Paul Ricoeur, Metis Yayınları)

- Bilge Sokrates'in Ölümü (Jean Paul Mongin, Metis Yayınları / Küçük Filozoflar Dizisi)

- Martin Heidegger'in Böceği (Jan Marchand, Metis Yayınları Küçük Filozoflar Dizisi)

- Diyojen Köpek Adam (Jan Marchand, Metis Yayınları Küçük Filozoflar Dizisi)

 

Yazarın Diğer Yazıları

Dilden dile geçerken değişenler

Dikkat çekmek istediğim bir nokta, "ajan" sözcüğü dilden dile geçerken doğan anlam bulanıklığı oldu. Bu sözcüğün bir süre daha etkili olmaya aday bir anlam kayması sorunu var. Başlı başına cerbezeli bir sözcük olması da önemini artırıyor

Gezi’nin neresindeyiz?

Gezi’nin “biz”i kim? Ve bu biz gerçekten “Gezi'yi... Bir başarı hikâyesi olarak okumakta” ısrar mı ediyor? Yazara böyle genel bir ısrar izlenimini veren ne olabilir?

Asap bozucu bilgiler

HDP yöneticilerine toplam kırk küsur yıl hapis cezaları verilmesinin kökeninde IŞİD’e karşı Kobani’yi yalnız bırakmama duygusunun yattığı şeklindeki haklı bilinç hayli yaygın ve zaman içinde basınç yaratacak ölçüde de baskı altında