24 Aralık 2020

2021'de ne kadar deprem olabilir?

Bugüne kadar yaşadıklarımız ve 120 yıllık deprem istatistiği ülkemiz coğrafyasının depremselliğinin ne kadar yüksek olduğunu açıkça göstermektedir

Hem kendi çevresinde hem de güneşin çevresinde dönerek sürekli hareket eden yerküre deprem dahil birçok doğal olay üretmektedir. Yeryüzünü kaplayan yerkabuğu, yerküre içerisindeki fiziksel olayların yarattığı kuvvetler etkisiyle zorlanır ve deprem yaratarak kırılır. Dünya üzerinde depremlerin yoğun olduğu bölgelere "deprem kuşakları" denir ve bu kuşaklar genellikle hareket eden yerkabuğu parçalarının sınırlarıdır. Bugün ölçebildiğimiz en büyük deprem 9.5, en küçük deprem ise eksi 4.4 (-4.4) büyüklüğündedir.

Depremler dünya üzerindeki çok sayıda deprem kayıt noktalarında kaydedilir ve arşivlenir. Bu arşivlerden deprem istatistikleri yapılır. Depremlerin zaman ve mekândaki değişim özellikleri istatistik yöntemlerle incelenir ve veri tabanları akademik ve kurumsal gereksinmeler için kullanıma sunulur. Depremlerin zaman ve mekâna bağlı istatistikleri jeofizik ve deprembilim araştırmalarına, deprem tehlikesinin belirlenmesine ve sigortacılık uygulamalarına önemli katkı sağlar.

Depremlerin aletlerle (sismograf) kaydı 1900'lü yılların başında başlamıştır ve 1900 sonrasına aletsel kayıt dönemi denir. Bugün yeryüzüne dağılmış binlerce deprem kayıt noktasında büyüklüğü 4.0 ve daha fazla olan depremleri de göz önüne alırsak her yıl ortalama 15.000 deprem kaydedilmektedir. Buna göre dünyada her gün büyüklüğü 4.0 ve daha fazla olan ortalama 40 deprem olmaktadır. Yerküre böylesine canlı bir gezegendir. Gelişen teknoloji ve haberleşme ağları nedeniyle günümüzde insanlar dünyanın herhangi bir yerindeki küçük depremlerden bile anında haberdar olabilmektedirler.

Eğer dünyada son 120 yıllık kayıt dönemi bilgilerinin istatistiğini yaparsak 8.0 ve daha büyük depremlerin ortalama olarak yılda bir kez, 7.0-7.9 arasındaki büyüklüklerdeki deprem sayısının 15, 6.0-6.9 arasındaki deprem sayısının 134 olarak elde edildiği görülmektedir*.

Deprem istatistiği çizelgelerini ve grafiklerini incelediğimizde, yerküre ölçeğinde büyük deprem sayısının nadiren de olsa bazı yıllarda dikkat çekici şekilde ortalamanın dışına çıktığını görmekteyiz. Bu gözlemler depremlerin arttığı veya azaldığı gibi tartışmalara yol açabilmektedir. Örneğin 2010 yılında büyük deprem sayısı yıllık ortalamanın bir buçuk katına erişmiştir. Ancak, 2017, 2019 ve 2020 yıllarında büyük deprem sayısının yıllık ortalamanın oldukça altında olduğu gözlenmiştir. Büyük depremlerin yıllık sayısının bazı yıllarda ortalamadan daha az veya daha çok olmasının Jeofizik bilimi araştırmalarına göre şimdilik kesin bir açıklaması yoktur. Deprem istatistiğinde ilginç olan bir diğer fiziksel olgu da deprem büyüklüğü ile deprem oluş sayısı arasında üstel (logaritmik) bir ilişkinin varlığıdır. Küçük depremler büyük depremlere kıyasla 10'nun katları düzeyinde artar.

Çok daha duyarlı kayıt yapılan son 30 yıllık ortalamaları incelediğimizde 7.0 ve daha büyük depremlerin sayısı 464 tanedir. Bunun 20 tanesi 8.0 ve daha büyüktür. Bu dönemde, büyüklüğü 7.0 ve daha fazla olan deprem sayısının 15 tane, 8.0 ve daha büyük olan deprem sayısının 1 tane ile son 120 yıllık ortalamayı tutturduğu gözlenmiştir. Son 30 yılda dünyada depremlerden dolayı can kaybı sayısı resmi verilere göre 923.560 olmuştur. 1998-2011 yılları arasında büyük depremlerin neden olduğu can kayıpları sayısı yükselmiştir. Bunun nedeni o yıllardaki depremlerin nüfus ve yapı yoğunluğunun fazla olduğu ve yapı kalitesinde sorunların bulunduğu kentlere yakın olmasıdır. 2020 yılında depremlerden dolayı can kaybı sayısı 197 ile son 30 yılın en düşük değerine ulaşmıştır. Ancak ne yazık ki, bu sayının 117'si, 30 Ekim 2020'de Sisam-Kuşadası Körfezinde olan ve 70 km uzakta İzmir şehir merkezini vuran 7.0 büyüklüğündeki depremde kaybettiğimiz canlardır. Son 4 yılın büyük deprem dünya ortalaması 11'dir. 2018'deki 17 adet büyük deprem sayısını saymazsak, 2017, 2019 ve 2020 yıllarının ortalaması 7'dir. Önümüzdeki dönemde yerkürenin büyük deprem etkinliğini arttırarak son dört yılın düşük ortalama sayısını yükselteceğini tahmin ediyorum.

Mevcut deprem kataloglarını incelendiğimde, Türkiye ve yakın çevresinde 1900 yılından bugüne kadar (22 Aralık 2020 itibariyle) büyüklüğü 4.0 ve daha fazla olan deprem sayısının 9060 sayısına ulaştığını görüyorum**. Son 120 yılda olan bu depremlerin 7.0'den büyük olanlarının sayısı 26 tane, 6.0-6.9 arası 112 tane, 5.0-5.9 arası 1048 tane, 4.0-4.9 arası ise 7874 tanedir. Buna göre Türkiye ve yakın çevresinde her yıl 4.0 ve daha büyük depremin ortalama sayısı 75 olmaktadır. Bu sayılara, yayın organlarımızda "3.5 büyüklüğünde deprem korkuttu!" başlıklarıyla duyurulan daha küçük depremleri katmadım. Bugüne kadar yaşadıklarımız ve 120 yıllık deprem istatistiği ülkemiz coğrafyasının depremselliğinin ne kadar yüksek olduğunu açıkça göstermektedir.

Büyük depremlerin ve küresel bir afete dönüşen Koronavirüs salgınının yeni yıl 2021'de dünya halkları ve ülkemiz için ağır kayıplara neden olmamasını ve geleceğin sağlıklı, huzurlu ve güvenli yıllarla dolu olmasını diliyorum.



* https://www.usgs.gov/ veri tabanından yararlanılmıştır

** AFAD https://deprem.afad.gov.tr/depremkatalogu (35o-43o K Enlem-25o-46o D Boylam arasındaki alan)

Yazarın Diğer Yazıları

Önce Haliç, sonra İzmit Körfezi ve şimdi Marmara Denizi boğuldu

Marmara Denizi insan kaynaklı bir çevre afeti ile karşı karşıyadır. Bu afet nedeniyle denizden faydalanan ve ekonomik değer üreten herkes olumsuz etkilenmiştir

Marmara'nın salyası, İstanbul'un kanalı

Marmara Denizi bu kirliliğe dayanamadı ve salyasını saldı. Bir afete dönüşen bu deniz salyası hastalığı ne kadar sürecek kimse kesin bir şey söyleyemiyor. Önümüzdeki ay sonunda Kanal İstanbul'un projesine başlanacağı ilan edildi. Salyasıyla nefessiz kalarak yoğun bakıma düşen Marmara Denizi, "inadına yapılacak" Kanal İstanbul sonrası morgdan sağ salim çıkamaz

Türkiye'de ulusal ve yerel ölçekte afet risklerini azaltma eylemleri hakkında bir değerlendirme

Dünyadaki afet risklerini derecelendirme amaçlı yapılan uluslararası istatistiğe göre, en yüksek risk katsayısı 10 olmak üzere Türkiye'nin genel risk katsayısı 5.0'tir ve sıralamaya göre Türkiye 191 ülke arasında 47'nci sıradadır