12 Ocak 2016

David Bowie artık Major Tom’un yanında

Bowie’yi anmanın en iyi yollarından biri belki de onu son albümü üzerinden anlamak ve anlatmak...

Ön not: David Bowie, 8 Ocak günü son albümü  ★’ı (Blackstar olarak okunuyor) çıkardı. Oldukça farklı bu albümün aşağıda yer alan değerlendirme yazısının son noktası konduğu sırada Bowie’nin hayata gözlerini yumduğu haberi geldi. Anlaşılan kendisinin daha söylemek istediği çok şey varmış ve kanserle boğuştuğu son günlerinde hazırladığı albümle veda etmek istemiş. Birçok açıdan müzik tarihinde önemli bir yere sahip Bowie’yi anmanın en iyi yollarından biri belki de onu son albümü üzerinden anlamak ve anlatmak...

Eğer David Bowie gibi bir müzisyenseniz önünüzde iki seçenek vardır. Birincisi,   “bugüne kadar zaten yapacağımı yaptım” diyerek kendinizi güvenli sulara bırakırsınız. Bin bir emekle oluşturduğunuz sound’unuz size yeter de artar bile. Kısaca, “nasılsa alıcısı var” diyerek herkesin alışık olduğu işleri yapmaya devam ederseniz.

Diğer seçenek ise yapmayı en iyi bildiğiniz asıl işe, müzikte yeniyi aramaya ve yaratmaya devam etmektir; ki bu isminiz ne kadar büyük bir marka olursa olsun zor olandır. Üstelik günümüzde bu bir kat daha zor bir iş. Çünkü artık müzik herhangi bir mamül gibi tüketilmekte. Zaman ‘best of’lar ya da  hit parçalar zamanı. Böyle olunca kalıp kırıcı albümlerin bütün olarak dinlenilmesi, kabul görmesi daha da zorlaşmakta.

Ama David Bowie için bu zorlukların hiç biri bir engel teşkil etmemekte. Kendisi zaten oyunu müzik endüstrisinin kurallarına göre oynamayan bir yıldız. Uzun zamandır röportaj vermiyor; turneye çıkmıyor; albümlerinin şaşalı tanıtımlarını yapmıyor. Üstelik kendisini ilk çıkışından itibaren farklı işler ortaya koyan bir müzik devrimcisi olarak tanımlamak yanlış olmaz. Müzik hayatına başladığı 60’lı yıllardan beri, var olan kalıpları kırıp, yenisini yaratma işini fazlasıyla üstlendi. David Bowie duru ve zengin sesi, Space Oddity, Hunky Dory, Rise and Fall of Ziggy Stardust gibi ses getiren albümleriyle ve değişik kostüme ve makyajlarla sunduğu bedeniyle 1970’lerdeki pırıltılı glam-rock’ın mimarı olmuştu.

80’lere gelindiğinde, Bowie arkasına bakmadan ilerledi. Belki dönemin hakim sounduna kendini fazlasıyla kaptırdı. Ancak şimdilerde yeniden değere binen 80’ler soundunun yolunu yapanlardan biri zaten bizzat kendisiydi.

Ve Bowie 69 yaşını tamamladığı şu günlerde yine farklı ve ezber bozucu bir albümle karşımıza çıktı. Yirmi dokuzuncu David Bowie albümü ★’ı yapı-sökümcülüğün müzikteki hâli diye tanımlamak yerinde olur. Bundan kasıt, Bowie ve arkadaşlarının rock, caz ve elektronik müziği parçalarına ayırıp, bu parçaları tekrar bir araya toplayarak yeni bir soundu oluşturuyor olması.

Tam bu noktada, Bowie’nin albüm arkadaşlarına özellikle bir parantez açmak gerekir. New York caz sahnesinin son dönemlerde en revaçtaki sanatçılarından Donny McCaslin albüme saksafonuyla katılmış. McCaslin’in ekibinin üyeleri olan ve her biri kendi enstrümanın üstadı olma yolunda ilerleyen klavyeci Jason Lindner, bas guitarist Tim Lefebvre, gitarist Ben Monder ve davulcu Mark Guiliana da albümde yerlerini almışlar. Aslında avant-gard caz icracısı olan bu ekiple çalışmak albümün ruhuna gayet uygun bir seçim. Zira, David Bowie kendi müziklerinde free caz ve hard bop arasında -elektronik sesleri de katarak- salınan bu cazcılarla birlikte çalışmayı, New York’un bir caz kulübünde canlı performanslarını dinledikten sonra kafasına koymuş. (Donny McCaslin ve ekibinin müziğini merak edenlere McCaslin’in Casting for Gravity ve Fast Future albümleri şiddetle tavsiye edilir.)

★ albümü toplamda 40 dakika süren 7 parçadan oluşuyor. Açılış parçası albüme de adını veren Blackstar. Orijinali 11 dakika olan bu parçanın klibi, albüm çıkmadan önce yayınlanmıştı. Parça aynı bilim-kurgu unsurları taşıyan 11 dakikalık klip gibi gerçek-üstü bir çalışma. Snthysizer ve drum-n-bass ritimleriyle hızlı girişten sonra, ortalarından itibaren yavaşlayıp, üflemeliler ve yaylılarla beslenerek ilerliyor. Albüm boyunca sık sık duyulan McCaslin’in enfes saksafon soloları takdire şayan. Kısaca, David Bowie deneysel caz, funk, rock ve elektronik müzikten beslenmiş  bir post-rock albümünü önümüze koymuş.

 

 

Zaten albümü Bowie’ye en başından beri yol arkadaşlığı yapan prodüktör Tony Visconti de şu sözlerle anlatmakta: “Heroes ve Low gbi albümleri çıkardığımızda kimse bunlar benzer işler yapmıyordu. Ve David, New Romantic [80’lerin başında özellikle Britanya’da punka karşı çıkan ve hakim olan androjen unsurlarla bezenmiş pop alt-kültürü] akımını ortaya çıkarmıştı. Kendisi bir tür-kırıcıdır [genre-breaker] ve bundan sonra da ★’ı taklit edecek benzer albümlerin yayınlanmasını sabırsızlıkla beklemekteyim.”

Son olarak, yazının başlığına dönersek, Major (Binbaşı) Tom, David Bowie’nin parçalarında anlattığı en ünlü karakterlerden biri. Space Oddity şarkısının baş karakteri Major Tom, çıktığı uzay yolculuğu sırasında dünya ile irtibatını keserek, kendini uzay boşluğunda yıldızların arasına bırakan bir astronot. Sonraki yorumlarda, Major Tom’un aslında ruhunun derinlikleri keşfe çıkmış David Bowie’nin kendisi olduğu söylenmişti. Kim bilir Bowie belki de bir yerlerde Major Tom’la buluşmuş ve bıraktığı yerden sonrasını beraber izlemeye koyulmuştur.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Dünya siyasetinin yeni ikilisi: Corbyn-Sanders - II

Corbyn ve Sanders’in kurumsal siyasetin labirentli yollarından geçip, başarıya ulaşıp ulaşmayacaklarını kestirmek güç

Dünya siyasetinin yeni ikilisi: Corbyn-Sanders - I

Corbyn zenginlerin daha çok vergilendirmesi gerektiğini söylüyor

Ölen her bir çocukla, insanlığımız da ölüyor…

Çocukların öldüğü ya da yaralandığı her geçen gün, insanlığımızdan kaybediyoruz