12 Nisan 2024

Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney: Kaybettiklerimizin telafisi için çalışacağım

İstiklal Caddesi yine koşa koşa keyifle gittiğimiz, anı biriktirdiğimiz bir yer olacak

Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney

CHP'nin adayı olarak seçime giren İnan Güney, Beyoğlu'nun 25. Belediye Başkanı olarak adını siyaset tarihine yazdırdı. Bu işin zorlu kısmı olarak Güney'in başarı hanesinde yer alacak. Ancak gerçek başarının Beyoğlu'na kattıkları üzerinden değerlendirileceği aşikar. İnan Güney'in, genç, dinamik ve halkın içinde bir belediye başkanı olarak oturduğu koltukta işinin çok kolay olmadığı ortada. Güney ve yapacakları ile ilgili merak edilen çok şey var. Yeni Başkan'a Örnektepe'den Meşrutiyet Caddesi'ne uzanan serüveninde sıcağı sıcağına sorularımızı yönelttik. 

- "Beyoğlu bizim anılarımız, hayallerimiz, umutlarımız ve evimiz" diyorsunuz. Buradan başlayalım, Beyoğlu kişisel tarihinizde nasıl bir anlam taşıyor?

Beyoğlu doğduğum, büyüdüğüm, kendimi bulduğum, kimliğimi, dünya görüşümü oluşturan bir yer. Burada okudum, eşimle burada tanıştım. Siyasete burada başladım. Hayatımın her bir köşesinde Beyoğlu var.

- İnan Güney'in ilk gençlik yıllarında İstiklal Caddesi nerede duruyor?

Gençliği İstanbul'da geçmiş hemen herkesin bir anısı vardır herhalde İstanbul'da. Bizim daha fazla tabii. Kabataş Erkek Lisesi'nde okurken İstiklal Caddesi'ni yürür, okula giderim. Verdiği o özgürlük hissi, rahatlık hoşuma giderdi. Üniversiteyi Bursa'da okudum ben. Dört sene boyunca İstanbul'a geldiğimde ilk adresim yine İstiklal Caddesi olurdu. İstiklal'e geldiğimde anlardım İstanbul'da olduğumu. Sanırım en fazla geldiğim, adım adım gezdiğim yer. Bütün mekanlarına gitmişliğim vardır. Çok değişti tabii artık. Hâlâ çok seviyorum, hâlâ kendimi burada mutlu ve özgür hissediyorum.

- "İstiklal Caddesi hak ettiği değeri kazanacak" diyorsunuz. Bunu anlatmanızı rica etsek…

İstiklal Caddesi hafıza mekanlarıyla, kültür sanat alanlarıyla, kafeleriyle güzel, canlı, dopdolu bir yerdi. Bir gün yetmezdi İstiklal'de. Çok kan kaybetti, hafıza mekanları birer birer kaybedildi, kimliksizleştirildi, esnafı mutsuz. Seçim çalışmaları sırasında "Artık İstiklal Caddesi'ne gitmiyorum, ayaklarım gitmiyor" lafını o kadar duydum ki… Bu çok acı bir şey. Dünyanın gözbebeği olması gereken bir yere insanlar artık işi düşmediği sürece gelmek istemiyor. Beşiktaş'a, Kadıköy'e gidiyor. Arkadaşlarıyla başka yerlerde buluşuyor. Kültür sanat ihtiyacını karşılayan yeni odak noktaları oluştu. Şimdi en büyük projelerimden birisi Beyoğlu'na eski kimliğini yeniden kazandırmak. Yeniden odak noktası haline getirmek. Yeniden insanların büyük bir keyifle, merakla geldiği bir yer haline getirmek. Ona vermemiz gereken özen ve önem budur. O nedenle hak ettiği değeri yeniden kazanacak diyorum. Hepimizin kişisel tarihinde, bu ülkenin tarihinde çok önemli bir yer tutuyor.

"İstiklal Caddesi, dünyanın kalbi"

- Beyoğlu'nun 45 mahallesini çok iyi biliyorsunuz. Simgesi olan İstiklal Caddesi, Galata çevresi ve Taksim Meydanı için neler söylersiniz? 

Bütün hayatım Beyoğlu'nda geçtiği için her mahallesini bilirim. Her mahallenin sorununu, hangi hemşehri grubu yaşıyor, ne istiyor, neye ihtiyacı var bilirim. Beyoğlu'nda yaşayanlar ile Beyoğlu'na gelip ziyaret edenlerin bakış açısı biraz farklı. Yerli olsun yabancı olsun fark etmez; turistler Beyoğlu'nda İstiklal Caddesi'ni, Galata Kulesi'ni, Taksim Meydanı'nı ziyaret eder. Bizim dünyaya açılan kapımızdır buralar. Tarihiyle, kültürüyle, yeme-içme mekanlarıyla, kültür sanat mekanlarıyla özgün ve biriciktir. Hayatım Beyoğlu olduğu için midir bilmiyorum ama bana İstiklal Caddesi dünyanın kalbi gibi gelir.

- Murat Germen'in bir umut simgesi olan ikonik İstiklal Caddesi fotoğrafında yer alan ağaçların artık olmayışı yitip giden güzel günlerin kısacası kaybettiklerimizin de simgesi olarak yorumlanıyor. Buna katılır mısınız?

En çok gelen soru ve yorumlardan biri. İstiklal Caddesi'nin ağaçlı hâli, kar altındaki hâli. Orada hem kendi gençliğimize hem de şehrin eski haline özlem var. Kaybettiklerimiz Beyoğlu'ndaki değerler kadar, gençliğimiz de. Beyoğlu'ndaki güzel anılarımızı hatırlıyoruz, o günlerimize özlem duyuyoruz.

Fotoğraf: Murat Germen

- 90'lı yıllar özlemi için neler söylersiniz? 

90'lar benim de özlem duyduğum bir dönem. Gençliğim, yaşama tutunma çabam, okul hayatım, hayallerim, hedeflerim geliyor aklıma. Arkadaşlarımla geçirdiğim güzel vakitler, bir kentin parçası olma ve buraya ait olma duygusu geliyor.

- O fotoğrafı alıp Beyoğlu Belediyesi'nde görünen bir yere koyma fikriniz var mı?

Aklıma gelmedi açıkçası ama neden olmasın. Beyoğlu'nun farklı dönemlerini, -iyisiyle kötüsüyle- gösteren bir galeri yapabiliriz Beyoğlu Belediyesi'nde.

"Ortak akılla çözeceğiz" 

- Eğlence mekan sahipleri ruhsat, dışarı masa koyma vb. konularında çok sıkıntılı bir 20 yılı geride bıraktı. Özellikle onlar için bir mesajınız var mı?

Seçim çalışmaları sırasında çok sayıda esnafla bir araya geldik. İstiklal Caddesi esnafıyla toplantılar düzenledik. Sorunlarını biliyorum. Hiç kolay süreçlerden geçmediler, halen de kolay değil. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir yasak uyduruldu, masa sandalye yasağı. Ardından sigara yasağı geldi ki bu yasağa karşı değilim. Ardından pandemi geldi. Yüksek kiralar, 10 yıldan uzun süredir kiracı olanların çıkartılması, ruhsat sıkıntıları... Esnafın yükü ağır. Müşteri profili değişmeye başlayınca mekanlar da değişmeye başladı. Beyoğlu yavaş yavaş kimliğini kaybetmeye doğru ilerledi. Şimdi adım adım bu gidişatı düzelteceğiz. Burada vatandaşın da hakkını gözeteceğiz, esnafın da. Bunu nasıl yapacağız, ortak akılla. Esnaf masa sandalye işgaliyesinde vatandaşın rahatça yürüme hakkını gözetecek, yaşam koridoru açılmasının önüne geçmeyecek, biz de belediye olarak onların önüne engel çıkaran değil, işlerini kolaylaştıran, sorunlarını çözen bir kurum olacağız.

Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney

"Muhafazakârlık dendiğinde, kentimizi korumayı algılıyoruz"

- Geride bıraktığımız 20 yılı, muhafazakârlaşma diye de tanımlanan dönemin getirdiği değişimleri nasıl yorumlarsınız?

Kendisini muhafazakâr olarak tanımlayan vatandaşlarımıza haksızlık etmiş oluruz. Muhafazakârlaşma yerine kültürsüzleşme diyebiliriz bu yaşadığımız döneme. Biz muhafazakârlık dendiğinde, kentimizi koruma, kenti muhafaza etmek, kentsel alandaki ihtiyaçları gözetmek olarak algılıyoruz. Ekrem Başkan bunu "kente muhafızlık etmek" olarak defalarca kez çok güzel anlatmıştı. Biz karşımızdaki tabloyu daha farklı değerlendiriyoruz, bu tabloda ticaret kenti biçimlendiriyor. Daha önce, gelen turist, Beyoğlu'nun kentsel dokusunu, tarihini ve yapılarını görmek için uğrarken, son zamanlarda birdenbire gelen turiste göre Beyoğlu'nun bütün kentsel dokusunu değiştirilmesi yönünde bir sürece tanık olduk. Bu doğru bir yaklaşım değil, çünkü buraya gelen herkes buranın özgünlüğü, orijinaliteyi deneyimlemek için geliyor aslında. Gelen kişiye göre sürekli olarak kentsel dokuyu değiştirmeye çalışmak aslında kendine olan güvensizliğin de en önemli ifadesi. Bizim açımızdan bunun bir muhafazakârlaşmadan daha çok, ticarileşme odaklı yanlış bir yönetim süreci olarak değerlendiriyorum. Beyoğlu çok kültürlü kimliği bilinen, dünyada marka olmuş bir kent. Onu tek bir bakış açısının baskısı altına sokamayız. Biz kendi özgün, çoklu kimliğimizle güzeliz ve güçlüyüz. Osmanlı'dan çok daha önceden aldığımız ve Cumhuriyetle geliştirdiğimiz özgünlüğümüz bizim gücümüz. Tatlıcı ve nargileci dayatmasıyla Beyoğlu kimliğine sahip çıkamayız. Beyoğlu'na gastronomi turizmi için gelen de var, kültür sanat için de Mevlevihane'ye, kiliselerimize inanç turizmi için gelen de var mekanlarında eğlenmeye gelen de. Herkesin kendi için bir şeyler bulabildiği bir yer burası. Çok kültürlü, çok sesli kimliğimizi yeniden kazanmamız gerekiyor.

- Siz Beyoğlu'nu hiç terk etmeyenlerdensiniz. O güzel günler ve giden insanlar gelecek mi? Yanıtınızın evet olduğunu bildiğim için soruyorum. Nasıl?

Seçim sonuçlarının açıklanmasından bu yana bile atmosfer değişti, insanların yüzü gülüyor, insanlar umutla dolu. Evet bazı hafıza mekanlarımızı kaybettik, insanlar taşındı, taşınıyor. Beyoğlu diğer ilçelerle kıyasladığınızda nüfusu azalan bir ilçe. Yüksek kiralar ve yaşam zorluğu nedeniyle insanlar taşınıyor. Ama biz uygulayacağımız politikalarla bu kan kaybını durdurabiliriz. Özellikle Beyoğlu'nun kimliği ile özdeşleşmiş, Beyoğlu'nu Beyoğlu yapan mekanların sahipleriyle buluşmak, onlar için neler yapabiliriz bunları masaya yatırmak istiyorum. Her şeyi eski yerine koyamayabiliriz ama kaybettiklerimizin telafisini sağlamak için uğraşacağım.

- Özellikle İstiklal Caddesi bundan sonra neyi simgeleyecek? 

İstiklal Caddesi aynı geçmişte olduğu gibi özgürlüğün, çok sesliliğin, çok kültürlülüğün simgesi olacak. Yine bizim koşa koşa keyifle gittiğimiz, anı biriktirdiğimiz bir yer olacak.


Yarın: Ahmet Ümit anlatıyor...

30 yıl sonra Beyoğlu: Yeni başkan, yazarlar ve sanatçılar anlatıyor

Yazarın Diğer Yazıları

Mevhibe Turay: Gırgır'ın satışında inanılmaz şeyler yaşandı, polislerle giriş-çıkış yasaklandı, hazırlanmış sayfalar basılsın diye camdan atıldı!

"O dönem üniversiteye giden arkadaşlarımız babalarının 4-5 katı maaş alıyorlardı. Oğuz Aral'a bu konuda hiç kimse haksızlık edemez. Sigortasızlık, Simavilerle ilgili artı bir de -daha yüksek bir para kazanabilme adına- tercihti. Hapishaneden karikatür gönderen arkadaşlara malzeme gönderirdik"

Kemal Gökhan Gürses: 12 yaşında çizmeye başladım, para ödemeleri heyecan vericiydi 

"Koşa koşa gidip kendime çizmeyi hep hayal ettiğim Schoeller marka kağıt ile iyi tarama ucu ve mürekkep aldım. Kalan parayla da yanlış hatırlamıyorsam bir kadife pantolon almıştım. Oğuz Abi bize her zaman iyi ödemeler yaptı..." 

Levent Cantek: 12 Eylül diktası yüzlerce insanı öldürdü, kaybetti, sürgün etti; Gırgır o rejimi gerçekten rahatsız etseydi yayımlanamazdı

"Gırgır'ın muhalifliği daha çok bulvar gazetelerini andırıyordu. Komik manşetleri olur o tür gazetelerin, içeride de vatandaşı kollayan ve hesap soran pahalılık haberleri. İşaret parmağını sallayan ve bağırarak 'yazan' köşe yazarları olur. Haldun Simavi gazeteleri nasılsa Gırgır da o kadar muhalif ve politikti"