16 Ocak 2020

Erdoğan 'sporda şiddeti önlemekte' çok titiz

Maçlarda taraftarlar akıllarına gelen, günün olaylarına denk düşen her türlü sloganı atıyor. 'Birileri' bundan çok rahatsız oluyor

'Sporda Şiddetsiz İletişim Projesi' görüşülüyor Saray’da. Birkaç gün önce Futbol Federasyonu yetkilileri ile Süper Lig kulüplerinin başkanları katılıyor Tayyip Erdoğan’ın başkanlığındaki toplantıya.

Dikkat! 'Şiddetsiz İletişim Projesi!' Nerede? 'Sporda'...

2011 Mart sonunda AKP 'Sporda Şiddetin Önlenmesi Yasasını' kabul ediyor. Özünde iyi, güzel bir amaç, ancak asıl amaç stadyumlarda 'devletin büyük büyüklerine hakaretleri önlemekten' geçiyor. Maçlarda taraftarlar akıllarına gelen, günün olaylarına denk düşen her türlü sloganı atıyor. 'Birileri' bundan çok rahatsız oluyor.

Şiddeti önlemek adına, maçlara girebilmek için 'passolig' denilen giriş kartları icad ediliyor. Seyircinin her türlü kimliğinin işlendiği giriş kartları. Ayrıca hangi seyirci, nerede oturacak gibi ayrıntılar, sayısız kamera eşliğinde. Hele biri, aziz büyüklerimize laf etsin! Anında yaka paça dışarı, devamında kim bilir, gözaltı filan...

O yasa yetmiyor, 2019 Temmuz’unda aynı yasa daha da genişletiliyor, maksat 'sporda şiddeti önlemek!' Bu yasanın 22. maddesi "Bu kanunu Cumhurbaşkanı yürütür" diyor.

"Sen Rizelisin"

Sporda şiddeti önlemek üzere bu iki yasa var, yürütmeden de Erdoğan sorumlu. 

Dikkat! Saray’da geçen günkü toplantının gündeminde yine 'Sporda Şiddetsiz İletişim Projesi' var.

Toplantıda bir ara UEFA’nın Türkiye’ye verdiği ceza konuşuluyor. Milli maçlarda bizim futbolcular selam verdiği için UEFA Türkiye’yi kınıyor ve elli bin avro ceza kesiyor. Erdoğan "Kınanacak değil, gururlanacak bir şey yaptık, diye yazsaydınız" diyor, yazıldığı anlatılınca, bu kez UEFA Yönetim Kurulu üyesi Servet Yardımcı’ya dönerek:

"Hem Rizelisiniz, kafa göz girmeniz lazımdı..."

Ne üslup ama!.. Bir Cumhurbaşkanına nasıl yakışıyor ama!..   

Bu konuşmanın ardından, 'Sporda Şiddetsiz İletişim' projesinin ayrıntılarına geçiliyor, yanlış anlaşılmasın:

Erdoğan bu projeye destek veriyor, daha önce kendi iktidarı tarafından çıkartılan 'Sporda Şiddetin Önlenmesi' yasası gibi!..

Şiddetin önlenmesi yasalarının uygulanmasından o sorumlu. Sporda şiddete karşı!

Aceleye gerek yok, sporda şiddeti önlemek ayrı, işimize gelmeyen bir spor kararı ardından, 'kafa göz girmek' ayrı! Yurt içinde ya da yurt dışında uluslararası bir toplantıda 'kafa göz girmek' serbest!

Ya o üslup? O da mesele mi, ne de olsa Rizeli! Kötü niyeti yok, hemşehrisine hatırlatıyor sadece!

* * *

Elleriyle dünyayı salladılar ya TRT?

Bizim kadın milli voleybol takımımızın zaferine denk düşen bir atasözü var. Uygur atasözü:

"Bir eliyle beşiği, öteki eliyle dünyayı salladı."

Takımın smaçörlerinden Gözde Yılmaz tam da öyle yapıyor, bir eliyle beşikteki bebesine bakıyor, öteki eliyle takıma sayı üstüne sayı kazandırıyor.

Kaptan Eda Erdem Dündar, devlet büyüklerine taş çıkartırcasına, akıcı bir İngilizceyle röportajlar veriyor.

Naz, Cansu Özbay, Ezgi, Buse, Elif, Hande, Meryem, Meliha, Fatma, Ebrar, Neriman, Şeyma, Melis, Hümay, Cansu Çetin, Beyza, Zehra, Kübra, Yasemin, Aslı, Ayçin, Şebnem, Aylin ortak akıl ve ortak oyunla Almanya gibi güçlü bir takımı 3 - 0 yenerek, milli takımımızı Tokyo Olimpiyatları'na taşıyor.

Günümüz Türkiye’sinde iyi de olsa, güzel de olsa, barışçıl da olsa bir olay yaşanacak da, o 'sorun yaratmayacak', bu mümkün değil. İster bir tiyatro, ister bir spor karşılaşması... Eğitim, uygarlık, insani değerlerde geldiğimiz yer işte burası.

O belediye başkanı ki, tam yobaz, zırvalayanlar kervanına katılarak, kadın voleybolcularımızın şort giymesinden hareketle, "Açılıp saçılacak, kendini teşhir edeceksin, sonra da Tokyo’ya gidiyoruz diye sevineceksin" diyerek, henüz Taş Devri'ne bile yetişemediğini anlatıyor. MHP onu dün partiden ihraç ediyor.

O yobaz öyle diyor da, akla bir başka soru takılıyor.

Kadın voleybolcularımızın maçını özel kanallardan biri canlı yayınlıyor.

TRT neden yayınlamıyor? Bütün milli maçları yayınlarken kadın voleybolcuların maçını neden canlı yayınlamıyor? Neden?

Şüphe... Türkçesi, kuşku... Acaba TRT’de birileri de kadın voleybolcularımızın normal, spor kıyafetine mi takılıyor? Hani 'şortlu oyuncular' filan?

Bugünün Türkiye’sinde ne yazık ki, akla gelebiliyor bu tür sorular. Zaman zaman da, doğru çıkıyor, iyi mi?

Yazarın Diğer Yazıları

İlkokul birde çakarken Ukrayna’ya çarpmak

Teknolojiyi geçin, o bizim için "lüks", sen önce şu eğitimin çöküşüne bak!..

"Kurtuluşa kadar savaş" derken... Viyana Büyükelçisi

Öveceksen ve makas değiştireceksen, böyle değiştireceksin ki, karşılıksız kalmasın!..

Yargının tek görevi: Erdoğan’ı memnun etmek

Erdoğan’ın iki takıntısı var. İktidarını tehlikeye attığına inandığı iki takıntısı