05 Mart 2024

Bir de İstanbul'u istiyor!

Tarih çok kibir, çok kin, çok nefret, çok yalan, çok dolan, çok talan gördü ama tarihin talihinin dönmesi, insanın iki ayak üstünde başı dik durması, itaat-biat ve buyruk-kuyruk düzenlerinin çürümesi, sarsılması, yıkılması diye bir ders de var

Murat Kurum

Beyefendinin Murat'ına makas vermişler, açılış yapıyor; ama "Ne açılışı yapıyorduk" diye soruyor!

Oysa ona ne makas makas takas takas işler vermişler, milyonlarca insanın, ülkenin, tabiatın kaderini belirleyen ne imzalar attırmışlar!

Genç yaşında kör makas olan Murat Kulum…

Bir de İstanbul'u istiyor… Çünkü o makasla başta Hatay, deprem bölgesinde afla birer katliam makinesi haline getirdikleri 300 bin kaçak binanın beton enkazlarından artık ses gelmiyor!

Bir de İstanbul'u istiyor… Çünkü TOKİ'lerde tiktok olmuş, yıllardır sürünen insanlar protesto için alkışlıyor, o gülümsüyor gülümsüyor, kendisine takdir zannediyor.

Bir de İstanbul'u istiyor… Salda Gölünü mayalamış, bir tabiat harikasının gözü yaşlı, o bunu servet sanıyor.

Bir de İstanbul'u istiyor… Çünkü eş RTÜK dost kütük derken daha verilecek çok kıyak iş var.

Bir de İstanbul'u istiyor… Çünkü 35 kişiye mezar olan Ezgi Apartmanında kolonları kesmiş olan arkadaşıyla yan yana "çekindikleri" fotoğraftan bile çekinmiyor.

Bir de İstanbul'u istiyor… Toplu konutları teslim edememiş, toplu mezarlara izin vermiş; gölü, kıyıları, ormanları silen, halktan alıp kıyak cemaatine peşkeş çeken toplu tabiat kırımlarına geçit vermiş; ama hiç sorun etmiyor.

Bir de İstanbul'u istiyor… 31 Martta Gazze bayram edecekmiş; sanki 22 yıldır Gazze'ye laf yetiştirip bin kez söz verdiği halde oraya adım atmayan bir buyrukçusu yok; sanki son alışverişinde bile aldığı mallar İsrail menşeili çıkmamış; sanki Gazze katledilirken İsrail'e meyve sebze ihracatında birinci gelen ülke kendilerinin "Yeni Türkiye"si değil; sanki İsraille ticaret tam da Gazze, Refah kan ağlarken, yardım konvoyları bombalanırken patlamamış, sanki çocuklar katledilirken orada, Cumhurbaşkanı mitingindeki "İsrail'le ticaret kesilsin" pankartını Netanyahu indirtmiş!

Bir de İstanbul'u istiyor… Ve ekonomiyi düzlüğe çıkaran, sebep faizi de sonuç enflasyonu da indiren, yoksulların, yoksunların hayatını zenginleştiren Mehmet Şimşek de onun için "Oyunuzu Murat'a verin, ne muradınız varsa görün" diyebiliyor. Sanki hakiki enflasyon yüzde 120'lerde değilmiş, sanki enflasyonun çok altında bile olduğu halde faiz, kredi kartı borçlusu milyonlarca insana binmemiş, sanki tefecilik ekonomisi olan bu düzende onların kart borçlarını oradan oraya aktararak geçinme cambazlığına dahi utanmadan yasak koyup mahkum etmemişler gibi.

Bir de İstanbul'u istiyor… Milli ve yerli ayaklarında, Fatih pozlarında ama şu yıkıma, şu vicdansızlıklara, şu menfaatçiliklere, şu buyruk kuyrukçuluklarına bakarsan; Fatih'in atlı pozunu taklit için işgal kuvvetleri başında atıyla Taksim'den İstiklal Caddesine giren kibirli, kindar General d'Esperey gibi!

Bir de İstanbul'u istiyor… Ve ne hazin ki, o yoksulların, o yoksunların, o mağdurların, o enkaz çığlıklarının bir kısmı da tutunabildikleri son dallara sarılarak Murat'ımın suratına gülümsüyor!

Olsun… Sabır… Tarih çok kibir, çok kin, çok nefret, çok yalan, çok dolan, çok talan gördü ama tarihin talihinin dönmesi, insanın iki ayak üstünde başı dik durması, itaat-biat ve buyruk-kuyruk düzenlerinin çürümesi, sarsılması, yıkılması diye bir ders de var.

Her gün o umudun dersidir… Sinip pes etmenin tersidir!

Umur Talu kimdir?

Umur Talu, ilk, orta, liseyi Galatasaray Lisesi'nde yatılı okudu. 1980'de Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi'den mezun oldu.

Üniversite döneminde Demiryolu İşçileri Sendikası ve Marmara Boğazları Belediyeler Birliği'nde çalıştı. Günaydın gazetesinde başladığı gazeteciliği, Güneş, Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, tekrar Milliyet, Star, Sabah, Habertürk'te sürdürdü. Muhabirlik, ekonomi servisi yönetmenliği, yazı işleri müdürlüğü, genel yayın yönetmenliği, köşe yazarlığı, kısa süre Paris temsilciliği yaptı.

Medyakronik başta olmak üzere, çok sayıda web sitesi ile dergide makaleleri yer aldı.

Birkaç dönem Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu'na seçildi, başkan yardımcılığında bulundu.

İstanbul Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi İletişim fakültelerinde ders verdi.

Türkiye medyasında ilk "ombudsman"lik kurumunun kurulmasını gerçekleştirdi. 1998'de Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ni hazırladı.

Çalışmaları Türkiye Basın Özgürlüğü Ödülü, iki kez Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Köşe Yazısı ÖdülüÇağdaş Gazeteciler Derneği Ödülü başta olmak üzere, çeşitli mesleki ödüllere değer görüldü. Aynı yıl, üç farklı gazetecilik örgütünden köşe yazarı ödülü aldı.

Bodrum: Yüzyıllık Yolculuk, Kadınımızın Hatıra Defteri gibi belgesellerde metin yazarlığını yaptı.

Sosyal Demokrasi, Fransa Bölümü (Turhan) Uçuran Bey Postanesi (Milliyet) , Dipsiz Medya (İletişim) , Bedelli Gazetecilik (Everest) , Senin Adın Corona Olsun (Literatür) kitapları yayımlandı. Keynes'in (O. E. Moggridge, Afa Yay.) çevirisini yaptı. 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Meteliğe kurşun, niteliğe bomba!

Nasıl oldu da milyonlarca insanı "toplumsal sefil" eden bu tablo böyle keskinleşti? 22 yıllık iktidarın bu ülkeye açıklamak zorunda olduğu köklü mesele bu

İki din devleti!

Hiçbiriniz insanlığın umudu değilsiniz. Ne devletiniz, ne siyasetiniz, ne onca güzelliği katleden iğrenç tarihleriniz ya da tarihlerinizin iğrençlikleriyle. Umut olan, içinizdeki bazı insanlar. İranlı kadınlar, İsrailli vicdan toplulukları, Orta Doğu'nun akıl, bilgi, mücadele, insanlık, edebiyat, düşünce, müzik. sinema tarihinin son direkleri

"Solitaire" umut ya da "Solidaire" umut!

Sessizce "tek tek" düşmemek için, birlikte bağırarak "sağlam" olmak gereken günler. Biraz korkun lütfen... Ve lütfen biraz cesaret