20 Nisan 2019

Artık Türkiye’nin tek gündemi var

Kılıçdaroğlu’nun, “halk erken seçime zorlayabilir”  sözleri doğru ancak eksiktir

31 Mart 2019 yerel seçimleri Türkiye’de, bilindiği kadarıyla, bugüne kadar hiçbir ülkede yapmadığı bir etki yapmış, yine bugüne kadar hiçbir ülkede görülmemiş bir sonuç yaratmıştır. Bu etkinin ve sonucun nedenleri günlerdir tartışılıyor ve daha da tartışılacaktır. Seçim sonuçları, özellikle İstanbul Belediye Başkanı seçimi ile ilgili olarak yaşananlar bu tartışmaları haklı kılmaktadır.

Ancak, İstanbul Belediye Başkanı seçimi de sonuçlandığına göre artık bir an önce ülkenin gerçek gündemine dönülmesinde yarar vardır. Hayır, Türkiye’nin gerçek gündemi tepetaklak olmuş ekonomi değildir. Ekonomi, 17 yıl süren kötü yönetimin sonuçlarından sadece biridir.

16 Nisan 2017 halk oylamasından sonra, özellikle 31 Mart 2019 akşamından 17 Nisan saat 17’ye kadar yaşananlar, tek adam rejiminin, ülkeyi yönetmeye ehil olmadığını yadsınamaz biçimde kanıtlamıştır.

Yerel seçimleri iktidarı için bir halk oylaması haline getiren; İstanbul seçiminin sonucunun günlerce açıklanamamasına yol açan yaklaşımı ve söylemleri ile Erdoğan, sadece bir yerel seçim kaybetmemiş, ülkeyi yönetemediğini ve bundan böyle de yönetemeyeceğini, onu gözü kapalı destekleyenlerin bir bölümüne bile açıkça göstermiştir.

Türkiye 17 yıl gibi, bir devletin ömründe ihmal edilebilecek kadar kısa bir sürede bütün olumlu niteliklerini ayrıca tüm maddi hatta manevi varlıklarını, değerlerini kaybetmiş; eksik ve aksayan yönleri olsa da demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olma özelliğini yitirmiş; ekonomisi çökmüş; dış politikası iflas etmiş bir ülke haline gelmiştir. Bu gelişme 2017 halk oylaması ile getirilen, dünyada eşi bulunmayan bir, “tek adam yönetimi”nin uygulamaya geçirilmesi ile ışık hızına erişmiştir. Ekonomide, halk oylaması sonrasında inanılmaz boyutlara ulaşan çöküş, döviz kurlarındaki sıçramalar; dış politikada yaşanan gelişmeler bu gerçeğin somut göstergeleridir.

Ülkenin bu durumdan çıkabilmesinin, tek adam rejiminin sona erdirilmesine, parlamenter sisteme geri dönülmesine bağlı olduğu da herkesçe kabul edilmektedir. Erdoğan görevde kaldığı sürece bunun olanaksız olduğu da yine herkesçe bilinmektedir. Demokrasiye, bağımsız yargıya, özgür basına, şeffaflığa ve hesap verilebilirliğe dönüş, Erdoğan’ın kabul edebileceği bir durum değildir.

Bunlar yapılmadıkça ülkenin düze çıkması olanağı bulunmadığına göre, Erdoğan’ın son günlerde sık sık tekrarladığı, “4.5 yıl kesintisiz hizmet dönemi” yaklaşımını kabullenmek, ülkenin daha da büyük bir felaketin içine sürüklenmesine yardımcı olmakla eş anlamlıdır. Bu açıdan, “enkazın altına girmemek” veya “bugünlere gelinmesine yol açan yönetimin enkazın altında kalmasını beklemek”, siyaseten doğru olsa da ülke çıkarlarına aykırıdır. Kaldı ki arada geçecek süre içince enkazın daha da büyüyeceği bilinmektedir.

Bu gerçekler ışığında, Kılıçdaroğlu’nun, “halk erken seçime zorlayabilir”  sözleri doğru ancak eksiktir. Bu yönetimi artık istemediğini yerel seçimlerde, özellikle İstanbul’da seçim sonrası yaşananlarla da açıkça göstermiş olan halkın önüne düşmek ve ona cesaret vermek, çıkış yolu arayan halkı başka yönetim seçeneklerinin olduğuna; Türkiye’nin ehil ellerde daha iyi yönetilebileceğine inandırmak, yerel seçimlerden her yönü ile başarı ile çıkmış olan muhalefetin görevidir.

Muhalefet ve herkes açısından artık Türkiye’nin tek gündemi, tek adam yönetimine en kısa sürede demokratik yollardan son vermek ve demokrasiye, laik, sosyal, hukuk devletine, parlamenter sisteme dönmektir. Tek kurtuluş budur. Yitirilecek zaman yoktur.

 

    

 

Yazarın Diğer Yazıları

Gündemi akıldan çıkarmamak

Yönetim İstanbul seçimini yeniletmekle, kendi meşruiyetini yine kendisi ortadan kaldırmıştır

"Monşer" aklı

Anayasa değiştirilirken, bir zamanlar kendisine de doğruları göstermeye çalışan “Monşer”ler kadar bile dik duramayan Davutoğlu “zehir, zemberek” açıklama yapmış

İnsanoğlunun tek düşmanı kendisidir

Doğada tek bir zararlı vardır: İnsan