04 Ekim 2020

Ermenistanlılar, Azerbaycanlılar ve Türkiyelilere bir sözüm var: Toprak insana değil, insan toprağa aittir

Genlerimin hangisi ile daha çok benzeştiğine ise tamamen kayıtsızım. Umrumda bile değil

Osmanlı kurulalı, hatta öncesinden bile, iç içe yaşamışız. Kimi zaman aynı mahallede oturmuş, aynı kahvede çay içip, sigara tüttürmüşüz.

Şimdi Azerbaycan ile Ermenistan savaşa girdi diye, birinden birini dostluk, arkadaşlık, yakınlık kategorisinden çıkarmayacağım. Ne birini, ne de öbürünü. Bu böyle biline. Çoğu Ermeniyi, çoğu Azeriyi tanımasam da fark etmez. Öte yandan tanıdıklarım da az değil.

Genlerimin hangisi ile daha çok benzeştiğine ise tamamen kayıtsızım. Umrumda bile değil.

Ulus-devlet aidiyetleri uğruna düşmanlık kadar abes, öte yandan da -maalesef- görüntüde somut bir şey olamaz. Dünya kuruldu kurulalı. Daha doğrusu: 1648 yılında, Hollanda, İspanya ve Almanya arasındaki 30 yıl süren savaşın ardından yapılan Vestfalya Antlaşması ile "belli bir bölgede bir grubun egemenliğinin kabulü" yani "ulus-devlet" anlayışının ilk tohumları atılalı beri.

Bu böyle biline. Onlar şu an birbiri ile kavga ediyor olsa da, ne biri, ne de öbürü benim asla düşmanım olmadı. Olmayacak da. Kim ne derse, hangi kral ne buyurursa, buyursun.

Kimi zaman evimizde misafirimiz, sınıfta yıllarca arkadaşım, yatakhanede en yakınım, yurt dışında dert küpüm, sırdaşım, sığınağım, en önemlisi düşüncede can dostum olmuş insanları heybemden bir bir çıkarıp teker teker sokağa atmayacağım.

Çocukları ile çocukken, herhangi bir motorlu taşıtın ancak saatte bir geçtiği sokak ve caddelerde oynamış, büyükleri ile karşılıklı ziyaretler yapmış, bazen onların evinde, bazen de kendi evimizde yemekte, acıda ve neşede ne varsa onu paylaşmışız.

Acıyı, iyiliği, dostluğu görmüş, onların bayramlarını onlarda, bizimkileri bizlerde paylaşmışız. Enfes mezelerinden tatmış, müthiş müziklerini konserde birlikte dinlemişiz.

Dansları bile benzeyen bu iki farklı ülke mensubundan, dinden, coğrafyadan insanı karşıma dizseler, birini öbüründen nasıl ayırabilirim onu bile bilmiyorum. Siz de ayırmazsınız. İmkansızdır.

Birlikte denize girmiş, biriyle Florya'nın sıcağını, diğeri ile Şile'nin dalgalarını göğüslemişiz.

Şimdi, yalnız yaşadığım yıllarımda, birilerinin abuk subuk ihtirası uğruna, ne Azerileri, ne de Ermenileri, ne de başka herhangi bir ülkenin insanlarını, hiçbirini, asla terk etmeyeceğim.

İkisinin de, herbirinin de, evimde baş köşede yerleri var. Her birine oturma odamda, aynen yıllarca kendi yattığım gibi, yerde bir yatak serebilirim.

Dünyaya 1648'den beri egemen olan Vestfalya Antlaşması değil, Avrupalılardan çok önce Amerika kıtası topraklarına yerleşen ilk Amerikalıların (amiyane tabiri ile "Kızılderililer"in) görüşü egemen olmalıydı: "Toprak insana değil, insan toprağa aittir".

Yazarın Diğer Yazıları

Cezalandırmamak

Şu an benim için en acil, en dehşet, üzerinde durulması, asla peşinin bırakılmaması gereken, geçmiş ve bugünün pek az bilinen tarihi bağlamında yakın gelecek: Bir siyasi partinin yeniden kapatılacak, dokunulmaması gerekenlere yeniden dokunulacak olması

Evin için: Sevgili cin dostum, Gültan

O günlerden aklımda kalan: Hazırcevaplığı. Yüzünden eksik etmediği, her an kahkahaya dönüşebilecek gülümsemesi

Ahmet Altan, Can Dündar ve Osman Kavala'ya Özgürlük

Canlardan üç canımızdan ikisi içeride, birisi dışarıda "hapis", bizlerde başka türlü bir tür dışarıda, kavuşmayı bekliyoruz