05 Aralık 2014

Tek neden tek; 12 Eylül’den Gezi’ye

Geçen ay Doğan Kitap’tan çıkan Tek, polisiye diye adlandırılıp geçilebilecek bir roman değil.

 

Türkiye’nin Güneydoğu’sundan ABD’ye, New York’a,  oradan İstanbul’a uzanan cinayetler zinciri…

Manhattan’ın ve Cihangir’in gözde kafelerinde yaşananların, konuşulanların, söz konusu cinayetlerle ilgisi ne olabilir?

Büyük devletlerin, çokuluslu şirketlerin, dini cemaatlerin akla hayale gelmeyecek yöntemlerle işlenmiş bu cinayetlerde nasıl bir rolleri var?

Müstear ismi Hakan Nordik olan yazarın kitabından söz ediyorum.

Geçen ay Doğan Kitap’tan çıkan Tek, polisiye diye adlandırılıp geçilebilecek bir roman değil.

Polisiye bir hikayede olması gereken merak unsurunu hep diri tutması ve tempoyu hiç düşürmemesi, cinayetlerin fail yahut faillerini ve sebebini bulmaya odaklanması bakımından böyle değerlendirilmesinde bir yanlışlık yok. Ancak sırf bu çerçeveyle sınırlandırılmasını, tek bir türe dahil edilmesini doğru bulmuyorum.  Çünkü, asıl, Türkiye’nin yakın siyasi geçmişini; toplumsal ve bireysel olarak o geçmişten nasıl etkilendiğimizi, yine o geçmişin günümüze yansıyan izlerini ele alıyor.

Türkiye’nin tanınmış kişilerinden biri olduğu belirtilen yazar, bu ilk romanını  “Dünyanın her köşesinde ezilenler adına başkaldırıp mücadele edenlerin ve Gezi Parkı protestolarında yitirdiğimiz kardeşlerimizin anısına” ithaf etmiş.

Hakan Nordik adının arkasındaki o ünlü kişinin kim olduğunu bulmaya çalışmaktan ziyade, romandaki “müstear” isimli karakterlerin kimler olduğu sorusunu sormak daha anlamlı belki de.

Eski bir emniyet müdürü…

Çok meşhur bir gazeteci…

Şöhretli bir yıldız…

Her biri toplumca yakından tanınan bazı isimleri çağrıştırıyor okuyucuya.

Yazarın  alter egosu olduğunu düşündüğüm Deniz Max Brando (DM) ise yaşı gereği Kıbrıs Çıkarması’ndan 12 Eylül’e ve o tarihlerden günümüze  kadar Türkiye ve Ortadoğu’da yaşanan bütün siyasi gelişmelere tanık olmuş, sonuçları fikri ve duygusal bakımdan kişisel hayatına tesir etmiş biri.

Deneyimli bir gazeteci. Ama özel hayatındaki duygusal gelgitler, iş yaşamında zaman zaman  adalet arayışından kaynaklanan uyumsuzluğu, bazen de psikolojik açıdan kolay etkilenmesi dolayısıyla sık sık da başarısızlığa uğramış, bu duyguyu çokça tatmış bir kişilik.

Bir Türk – Amerikan melezi.  Her iki toplumun özelliklerini ve kültürünü taşıyor. Romanın bütününe yayılan kozmopolit atmosferle, günümüzün giderek küçülen, yakınlaşan, benzeşen dünyasıyla uyumlu bir hususiyet bu.

Ücra bir mezra ile dünyanın merkezi kabul edilen bir metropolü birbirine bağlayan olaylar dizisi de aynı küreselleşme olgusunun bir ürünü sayılabilir sonuçta.

Tek anlattığı olayların sürükleyiciliği yönünden bir an önce okuyup bitirme, cinayetlerin esrarını çözme isteğini körüklerken, bir yandan da durup, başta DM, birçok karakterin ruhsal dünyasını, kendi aralarındaki ve toplumsal çevreleriyle münasebetlerini sindirerek ilerlemek arzusu uyandırıyor.

Sadece aklınızın almayacağı, içinizin kaldırmayacağı bir vahşeti barındıran cinayetler, işkenceler yok romanda. Şık lokaller, hoş ve/veya hüzünlü hatıralar, aşka dair bir şeyler var.

Karakterlerin, yalnızca yaşadıkları toplumun geçmişinden değil, kendi mazilerinden gelen psikolojik yapıları, arkadaşlıklarında da, mesleklerinde de, aşklarında da  tesirini gösteriyor…

Mesela DM’nin annesiyle  sorunlarının kadınlarla ilişkisine düşen gölgesi…

Öldürülen arkadaşının nişanlısı, çok güzel bir kadın olan Melisa’ya hissettikleri ve davranışları…

Her ne olursa olsun ilginç bir karakter DM.  Ben onun yeni romanlarda yeni maceralara atılan, bir gazeteci/dedektif tiplemesi olarak yaşayacağına inanıyorum.

Tek’in adının neden Tek olduğunu anlamaksa, romanın mesajını almak manasına geliyor. O mesajı merak ediyorsanız Tek’i okuyun. Zira mesaja katılıp katılmamak sizin görüşünüze, bakış açınıza bağlı ama aynı zamanda çekici bir tartışma konusu.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Ahmet Altan’ın dünya turu ve Nobel

Ahmet Altan cezaevindeki hücresinde anılarını yazarken “Ben sizi unutacağım ama siz beni hatırlayacaksınız” demiş...

Yazar, hayal gücü ve dünyayı dolaşmak

Ben bu defa müjdeler getiren bir eylül bekliyorum

Ahmet Altan’dan bir armağan

Washington Post’un 2017nin En Önemli 50 Kurgusu listesinde Ahmet Altan’ın ABD’de Endgame adıyla yayımlanan romanı da var