05 Nisan 2014

Fazla et yemek kanser riskini arttırır mı?

Bu hafta Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen 13. Ulusal kanser haftası. Bu nedenle bugün ve Pazartesi günkü yazımda, kanser nedir, kansere katkıda bulunan faktörler, beslenme ve kanser arsındaki ilişki ve bu konudaki en son çalışmalar, kanserden koruyan yiyecekler, et tüketimi ve kanser riski arasındaki ilişki, egzersiz ve stres yönetiminin rolünü inceleyeceğim

Bu hafta Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen 13. Ulusal kanser haftası. Bu nedenle bugün ve Pazartesi günkü yazımda, kanser nedir, kansere katkıda bulunan faktörler, beslenme ve kanser arsındaki ilişki ve bu konudaki en son çalışmalar, kanserden koruyan yiyecekler, et tüketimi ve kanser riski arasındaki ilişki, egzersiz ve stres yönetiminin rolünü inceleyeceğim. Ne yediğimiz ve günlük alışkanlıklarımızla vücudumuzu nasıl etkilediğimiz sağlığımız ve hayat kalitemiz üzerinde çok güçlü bir etkiye sahiptir. Bazı yiyeceklerin kanser oluşumuna katkıda bulunduğu, bazı yiyeceklerin ise kanserden koruyucu olduğu bilinmektedir. Kanser vücudun hangi bölümünü etkilerse etkilesin, kanserden koruyan ve kanserin büyümesini engelleyen yiyecekler genelde aynıdır ve bunlar meyveler, sebzeler, tahıllar, baklagiller olup, kanserden koruyan çok önemli içeriklere sahiptirler. Bunlardan fitokimyasallar ve pektin, bağışıklık sistemini güçlendirir ve kansere sebep olan maddeleri vücuda zarar vermeden önce yok ederler. Bilimsel araştırmalar, hayvansal yiyeceklerin ve yağların az miktarda, bitkisel yiyeceklerin ise çok yendiği beslenme tarzlarında kanser gelişme riskinin düşük olduğuna işaret ediyor.

Kansere katkıda bulunan faktörler:

Kansere sebep olan faktörlerin %80’i belirlenebilen faktörler olup Ulusal kanser Enstitüsüne göre kontrol edilebilir faktörlerdir. Yani bu şekilde çok sayıda kanserden korunabilir, kanser hastalarının hayatta kalma oranlarını da arttırabiliriz. Meme, prostat, kolon kanserleri araştırmacıların en çok dikkatini çeken kanser türleri olup, bu çalışmalarda elde edilen prensipler diğer kanserlere de uyarlanabilir.

Kanser kontrolsüzce çoğalmaya başlamadan önce sadece tek bir hücrede başlar. Bir kitle haline gelinceye kadar büyür ve sağlıklı dokuyu işgal eder, sonunda da vücudun diğer bölümlerine yayılır. Kanserojenler kanser gelişimine neden olabilir. Bunlar yiyeceklerimiz, hava, su yoluyla vücuda girebildikleri gibi, vücudumuz tarafından da üretilirler. Çoğu kanserojen, hasar vermeden önce vücudun savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirilir fakat bazen hücredeki genetik materyale (DNA) saldırır ve bir değişikliğe neden olurlar. Bir tümörün gelişim süreci yıllar boyunca sürer. Bu süre içerisinde hücre büyümesini durdurucu faktörler hücrenin büyümesini engeller. Bitkisel yiyeceklerde bulunan vitaminler bu büyüme durdurucu faktörlerdendir. Beslenme yoluyla alınan yağ miktarı artınca anormal hücrelerin büyümesinin hızlandığı yine iyi bilinmektedir.

Sebepleri bilirsek önlemek için üzerimize düşeni yapma şansı bulabiliriz. Tütün kullanımının sebep olduğu kanserler, tüm kanserlerin %30’udur. Akciğer kanseri en meşhur örnek olsa da ağız, gırtlak, böbrek ve mesane kanserlerinin de en sık sebebi tütün kullanımıdır.

Beslenme faktörleri de kanser riski üzerinde aynı şekilde önemli bir rol oynar. Kanserlerin 3’te biri beslenme faktörlerine bağlıdır. Kalın barsak, meme ve prostat kanserlerinin %80 nedeni beslenme faktörleri ile ilişkilidir.

2008 yılında fazla kilolu olmak Avrupa’da 124,000 yeni kanser vakasından sorumlu tutulmuştur. Endometrium (rahim) , menapoz sonrası rahim kanseri ve kolon kanseri beslenme ile en çok ilişkilendirrilen kanserlerdir. Bu 3 kanser türü fazla kilo ile ilişkili tüm kanser vakalarının %65’ini oluşturur. Obezitenin etkisi özellikle safra kesesi, pankreas, böbrek, serviks (rahim ağzı), yumurtalık kanseri, Non Hodgkin lenfoma sağlıklı kiloda bulunan kadınlara kıyasla, kilolu kadınlarda daha fazla görülür.

Beslenme ve kanser arasındaki ilişkinin farkedilmesi yeni değildir. 1892 yılında Scientific American’da yayınlanan bir makale fazla et yiyenlerde kanser vakalarının daha fazla görüldüğünü yazıyor. Çok sayıda bilimsel çalışma yağlı yiyecekleri, özellikle eti fazla tüketen ve daha az sebze,meyve, baklagil ve işlenmemiş tahıl tüketen toplumlarda kanserin daha yaygın olduğunu gösteriyor. Bunun sebeplerinden biri bu yiyeceklerin insan vücudunda hormonların çalışmasını etkilemesi olabilir. Ayrıca bağışıklık sistemini ve diğer bazı faktörler üzerinde de etkilidirler. Sebzeler ve meyveler çeşitli vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve fitokimyasalları içerirler ve bunlar vücudu korurken, tam tersine hayvansal yiyecekler potansiyel kanserojen maddeleri daha çok içerdikleri için kanser riskinin armasına katkıda bulunuyor olabilirler.

Bunlara ek olarak tütün kullanımı, beslenme ve fiziksel aktivite, cinsel hastalıklar, bakteriyel ve viral enfeksiyonlar, radyasyon ve kimyasallara maruz kalmak da kanser riskini arttırmaktadır.

 

Belirli faktörlerin kansere sebep olma yüzdeleri

Beslenme

%35-%60

Tütün

%30

Hava ve su kirliliği

%5

Alkol

%3

Radyasyon

%3

İlaçlar

%2

 

 

Bu konuya bir sonraki yazımda devam edeceğim. Sağlık tesadüf değildir ve hiç bir diyet sağlıklı beslenmenin yerini tutmaz. Sağlıklı yaşayın.

 

www.drnurhayatgul.com

 

Yazarın Diğer Yazıları

Eski dost, sirke!

Vücuda "yağ depolamayı bırak, tam tersine yağ harcamalıyız" der. AMPK enzimini böyle aktive etmek için sirke gibi bir aracımızın olması ve kullanmamak inanın çok yazık olur

Sağlıklı ketojenik diyet mümkün mü?

Ketojenik diyetin bir yaşam tarzı olarak benimsenmesi kalp damar hastalığı ve kanserlerden ölüm riskinizi arttırır ve yaşam sürenizi kısaltır

Ketojenik beslenme hakkında bilinmesi gerekenler artılar ve eksiler

"Yediğiniz her lokmanın size sadece sağlık ve ideal kilo sağladığı bitki temelli zayıflama yöntemiyle kıyaslanınca alacağınız risklere değer mi diye iyice düşünmeniz gerekir"