10 Ağustos 2010

Dolara müdahale ihracatçıyı kurtarmaz

Ülkemizde ihracatçı için ihracat yapabilmeyi engelleyen en önemli sebep Türk Lirası'nın değerli olmalıdır.

Bildiğiniz gibi dış ticaretle uğraşanlar için döviz kuru önemlidir. Bu sebeple de dövizle ilgili her türlü bilgiyi çok sıkı takip eder ve merkez bankası ile  politikacıları da en çok dış ticaretle uğraşanlar sık boğaz eder. Neden? Çünkü ülkemizde ihracatçı için ihracat yapabilmeyi engelleyen en önemli sebep  Türk Lirası'nın değerli olmalıdır. 
Merkez Bankası geçtiğimiz hafta bir açıklama yaparak döviz alımına gitti takip ettiyseniz. Açıklamada da aynen şunlar yazılıydı:  "Ocak-Temmuz 2010 döneminde küresel finansal piyasalardaki gelişmeler ve risk iştahındaki değişimlere bağlı olarak ülkemize yönelik sermaye hareketlerinin dalgalı bir seyir izlediği, son günlerde ise küresel finansal piyasalardaki gelişmeler nedeniyle diğer gelişmekte olan ülkelerle birlikte, ülkemize yönelik sermaye girişlerinin de daha istikrarlı bir şekilde güçlendiği gözlenmektedir. Bu nedenle, rezerv birikiminin hızlandırılması amacıyla 3 Ağustos 2010 tarihinden itibaren başlamak üzere ihalelerde alımı yapılacak tutarın günlük 40 milyon ABD Doları ihale ve 40 milyon ABD Doları opsiyon hakkı olmak üzere en fazla 80 milyon ABD Doları olarak artırılmasına karar verilmiştir." 
Döviz arz ve talep şartlarının yakından takip edileceği vurgulanan açıklamada, öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda günlük ihale ve opsiyon tutarlarında değişiklik yapılabileceği, gerek duyulursa ihalelere kısa veya uzun süreli ara verilebileceği bildirdi. Öte yandan bankadan yapılan açıklamada, 2010 yılı için günlük döviz alım ihale tutarının 30 milyon dolar ve opsiyon tutarının da 30 milyon dolar olmak üzere en fazla 60 milyon dolar olarak belirlendiği de hatırlatıldı. Yine  açıklamaya göre, Merkez Bankası'nca döviz alım ihalelerine yeniden başlanıldığı Ağustos 2009 döneminden bugüne kadar, son bir yıllık dönemde toplam 11,1 milyar dolar alındığı  belirtildi.
Merkez Bankası’nın bu açıklamalardan sonra  piyasadan alıma giderek dolar kuruna müdahale etmesi ilk anda ihracatçıları sevindirse de sonuç istedikleri gibi olmadı maalesef. Merkez Bankası’nın günlük döviz alım limitini 10+10 milyon dolar yükseltme kararının açıklandığı gün 2 Ağustos 2010'da Merkez Bankası’nın dolar satın alma fiyatı 1.49 TL idi. Bir gün sonra, limitin artırıldığı gün 1.48 TL oldu. 
Merkez Bankası’nın alışlarına rağmen fiyat neden çıkmadı? Sebebi açık; 2010 yılının ilk 5 ayında 17.4 milyar dolar açık vardı. Buna karşılık yılın ilk 5 ayında ülkeye yabancı sermaye, portföy yatırımı ve döviz kredisi olarak ve de kaynağı belirsiz döviz olarak 24.6 milyar dolar girişi oldu. Giren  döviz açığı kapattı ve  7.2 milyar dolar da piyasada kaldı. Yani piyasada fazladan 7.2 milyar dolar dolaşıyor. Bu durumda şimdilik dolar fiyatının yükselmesi zor.
Peki Merkez Bankası’nın kura yaptığı müdahalenin fiyatları yukarı çekmesi beklenirken işe yaramamasına ihracatçılar ne tepki gösterdi ? cevap için Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) başkanının açıklamasına bakalım: ‘’TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, rekabetçi bir kur seviyesine ulaşmak için günlük alımların 50 milyon dolar ve 50 milyon Euro (toplamda 115 milyon dolar) tutarına çıkarılmasını istedi. Artan sıcak para girişinin TL'nin yabancı paralar karşısında değer kazanmasına yol açtığını belirten Büyükekşi, "Bugün parite 1,29'lara çıktığı halde Euro maalesef 1,95 TL'ye, dolar da 1,52 liraya düşmüş durumda. Daha 15-20 gün önce parite 1,20'lerdeyken Euro 1,89'du, dolar da 1,58'ler seviyesindeydi. Bu kurla Türk ihracatçısı nasıl maliyet yapacak, nasıl hesap yapacak, nasıl altından kalkacak?" dedi. 
’TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin anlatmak istediği basit aslında, ‘verimliliği arttırma, rekabet edebilirlik uzun işler, siz kurla oynayın ki ihracat yapalım’. 
Şimdi şöyle bir soru sorsak; Merkez Bankası’nın dolara müdahalesi ihracatçıyı kurtarır mı? sorunun cevabı basit aslında, ‘kısa vadeli çözüm arıyorsanız işe yarayabilir’. Yok,  akıllı bir  çözüm arıyorsanız  ‘hiç bir işe yaramaz’. Peki akıllı çözüm ne ? Tabi ki ihracatınızı kurla falan çözmeyi değil, maliyetleri düşürerek rekabet edebilir fiyatı yakalayarak ve  bunu sürdürülebilir  şekle  sokarak yapacaksınız. 
Bir de ihracatçıya  kapitalizmin rekabet demek olduğunu ve rekabetinde ancak gerekli koşulları sağlayarak sürdürülebileceğini döne döne anlatacaksınız. Ayrıca, bunlarla yetinmeyip, devlet desteğine sığınmanın toplanan vergi gelirlerinin doğru dürüst kullanılmasını engelleyeceğini, gittikçe artan dış borçlanmaya neden olacağını  ve en önemlisi  artan cari açıkla tüm bunların çoğunluğun sırtına bindirileceğini kamu oyuna açıklayacaksınız ki, devlete vergi verenlerde  harcamaların ne şekilde yapıldığını görüp ona göre tepki göstersin.
Bu ara da şunu da hatırlatmada yarar var; uzun vade de döviz arzı, ürettiğiniz  mal ve hizmetten kaynaklanmalı, borçlanmadan değil. Neden? Çünkü, borçlanarak  elde ettiğiniz  döviz nihayetinde borç ve bu borcu bir gün geri ödeyeceksiniz. 



 

Yazarın Diğer Yazıları

Altın fiyatları baskı altında

Almanya ve Fransa’nın 2 trilyon Euro’luk fonda anlaştıkları haberi küresel...

Altında güçlü bir hareket beklenmiyor

Küresel piyasalar büyüme endişeleri, Avrupa borç krizi ve Yunanistan

Altında 1500 dolar eşiği kritik

Bu ayın başlarında 1,920.30 $/ons ile rekor seviyeleri gören altın bu...