09 Şubat 2022

Kapasite meselesi

Her maç “Acaba Berisha mı daha kötü yoksa Serdar mı daha kötü?” diye düşünüyorum ve her seferinde de bulduğum cevap “Bunların kapasitesi bu kadar, bize bunları layık görenler çok daha kötü” şeklinde oluyor.

Cumartesi akşamı kendi evinde Başakşehir’e yenilip 24.haftanın sonunda liderin 20 puan gerisinde kalan Fenerbahçe, bu sezon için tek umudu olan kupada da koca bir devreyi bir kişi eksik oynayan Kayseri önünde son dakikada yediği golle kupaya da havlu atmayı başardı. Daha evvel de yazmıştım; her hafta daha kötüsünü ortaya koyma becerisi var ve sezon sonuna kadar kalan 14 maçta da bunu daha çok göreceğiz.

Başakşehir maçından sonra yazacak bir şey bulamamıştım. Daha doğrusu daha evvel yazdıklarımı tekrar etmeye utanmıştım. Bütün maçı dengede götürmeye çalışan Fenerbahçe’nin alabileceği en iyi sonuç beraberlikti; zira bu takımın üretebilmek gibi bir özelliği yok. Başakşehir maçından sonra da Kayseri maçından önce de İsmail Kartal bunu söylemekten, bir tane bile atacak kurşunu olmadığını itiraf etmekten geri durmadı. 61.dakikada golü yiyen takım ceza sahasına bile giremedi, tepki bile veremedi.

Bu kez Kayseri karşısında bütün maçı rakip kalenin önünde oynadı, rakibi eksik de kalmasının etkisiyle kendi sahasına yasladı ve üretememe sorunu bir kez daha ortaya çıktı. Bu takım için ismi olan ama cismi olmayan oyunculardan kurulu demiştik ama forvetteki konu artık başka tanımları arattırıyor. Her maç “Acaba Berisha mı daha kötü yoksa Serdar mı daha kötü?” diye düşünüyorum ve her seferinde de bulduğum cevap “Bunların kapasitesi bu kadar, bize bunları layık görenler çok daha kötü” şeklinde oluyor. 3.5 senedir santrfor bulamayan Fenerbahçe bu ara transfer döneminde de son saatlere girerken yine santrfor bulamadı. Kalan maçlarda da bunları izlemek zorunda bırakıldı bu takımın taraftarları. Hoş bulsa da muhtemelen Slimani’nin, Frey’in, Mevlüt’ün, Ademi’nin, Serdar’ın, Rossi’nin Berisha’nın daha kötüsünü de bulmayı başarırdı! Dokuz tane hoca, elli küsür transfer ve bu takım hala gol atamıyor, gol atması gereken santrfor bozuntusu bir de son saniyede baraja girip sırtına top çarptığıyla kalıyor.Temel mesele kapasite meselesi ve bu mesele de en tepeden başlıyor. Başkan, Divan Kurulu’nda çaresizce başarısız olduğunu itiraf ederken Mart ayında genel kurula gidin diyenlere “Size mi soracağız ne zaman gideceğimizi?” diye posta koyuyor ve herhalde 2.5 sene daha insanlara bunu vaat ediyor!

Bu takıma söylenecek fazla bir şey yok, oturup da şurası eksik, burası fazla diye anlatmak da komik oluyor. Bu takımın yönetim sorunu var ve bu sorun ortadan kalkmadıkça çözüm düşünmenin de anlamı yok. Koskoca Fenerbahçe, alt aydır kadro dışı bırakarak yeterince cezalandıramadığı Sinan Gümüş’ü ikna edemediğinden şu ligin en kıymetli yerli oyuncularından Efecan’ı transfer edemiyor. Her yeri sağlammış da bir tek sol beki eksikmiş gibi bir aydır sol bek arıyor (o sol bekte geçici görev gören Ferdi takımın en iyilerinden biri), sol bek mevkiinde Uğur Çiftçi’ye kadar düşüyor, onu bile alamıyor. Bir yandan da bu saatten sonra alabileceği en iyi derece ilk beş olan bir takıma belki de transfer yapmaya da gerek yok. Zamanları kalmış olsaydı belki de Comolli’nin geri satın alma hakkıyla (!) gönderdiği Ramazan Civelek’i almaya kalkışırlardı; sağ bek ama olsun solda da oynar, oynayanlardan eksiği mi var?

Pereira 20 Aralık günü kovuldu, üzerinden tam 50 gün geçti. Bu takım önce Zeki Murat Göle ile oyalandı, şimdi de İsmail Kartal ile oyalanıyor. 50 gün dediğiniz süre sezon başı hazırlık süresine denk bir süre ve bu takıma hala bir hoca bulunamıyor. Güya iki hoca ile parasal konuları konuşur hale geldik ama güzellemelere bakılacak olursa seneye de Aykut Kocaman- İsmail Kartal ikilisi ile devam edilmeye kalkışılırsa, ki Aykut Kocaman bu görevi kabul etmez, ona da şaşırmam. Ersun Yanal diye seslenen taraftara “Siz benim vizyonumu anlayamamışsınız” diye üst perdeden cevap veren vizyonun geleceği yer orası da olacak.  Büyük fedakarlık yapıp Fenerbahçe’nin zor gününde başına geçmeyi kabul ettiği söylenen İsmail Kartal’ın tüm geçmiş ve gelecek teknik adamlık hayatında Fenerbahçe teknik direktörlüğünden ulaşabileceği daha büyük bir makam var mı?

Defalarca yazdım, her fırsat bulduğumda da yazmaya devam edeceğim. Pereira zaten kredisi zayıf geldi, karakteri de sıkıntıya müsaitti ve basının elinde oyuncak oldu. Ama bu akşam Kayseri maçında yorumculuk yapan kişi en başta olmak üzere Pereira’yı oyuncak eden basının da vermesi gereken cevaplar var.  Nasıl; 4-2-3-1 uçuruyor mu takımı? Nasıl, İsmail Kartal topluyor mu takımı? Nasıl; Antalya kampı takımın aradığı birlik ve bütünlüğü sağladı mı? Nasıl; Mesut kendini buldu mu? Tüm dedikleriniz boş çıktı; acaba bir yerde çıkıp “Bu takımın ayarı bozulurken bir tekme de biz attık” diyebilecek misiniz? Pereira’yı savunduğumdan değil ama siz başkanı da doldurup bozana kadar o Pereira’nın en azından kendine göre bir doğrusu vardı. Sizlerin doğrusu nedir? Alın size camianın en has evladı, en Fenerbahçeliyim diyenden daha da fazla Fenerbahçeli, adam gibi adam İsmail Kartal. Oldu mu, oluyor mu, olacak mı? Hala üç maç üst üste kazansa seneye de devam edilsin diyeceksiniz. Ben buraya yazayım da olur da üç maç üst üste kazanılırsa (!) döner tekrar bakarız.

Haziran 2018’de Aziz Yıldırım gibi bir fenomenin önüne aslan gibi dikilip dimdik duran başkanın Hulusi Belgü’ye cevap verirken dudakları titriyordu. 3.5 senenin sonunda içine düştüğü öyle bir başarısızlık çukuru ki bu çukurun çıkışı yok. Kimsenin Fenerbahçeliliğinden kuşkusu yok ama bu Fenerbahçelilik artık tek bir hizmeti gerektiriyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Ana plana dair net sinyaller

Genelde futbolu sistemler üzerinden anlatmayı seviyoruz ama benim Fenerbahçe'de esasen beğendiğim zaten kalıplara uyan bir sistemin ve hatta bu sisteme ileri seviyede takıntının olmaması

Bu takım zamanla olacak

Camia evladı meraklıları yüksek sesle homurdanmaya başlamadan doğru kararlar ve alınacak birkaç güzel sonuç her şeyi rayına koyar. Endişe etmeye gerek yok

Kurtların düellosu

Maçın ilk yarısını, hatta ilk 60 dakikasını birbirlerinin planlarını iyi bilen ve birbirine iyi çalışmış iki kurt hocanın birbirini yoklaması şeklinde özetlemek mümkün; deplasmanda olan da Fenerbahçe olduğundan planın tuttuğunu da söyleyebiliriz