12 Haziran 2014

“Savunmacılara çalım atmak diktatörlere çalım atmaktan daha kolay”

Futbolla alakası olmayan arkadaşlarımız bile “kimmiş bu oyunun en iyisi” merakıyla göz atacaklar ekrana ister istemez. Küresel bir afyon bulutunun içindeyiz bir ay boyunca.

“Ahlak ve insanın yükümlülükleri hakkında güvenebileceğim ne biliyorsam onu futbola borçluyum.”

Albert Camus

Futbola ilişkin övgülerin ve de sövgülerin sonu gelmiyor. Bir top etrafında 22 kişinin döndüğü bir oyun olmaktan çok, yarattığı kültür ve bu kültürün sömürülmesine yönelik konumlanan sektör nedeniyle futbol, çelişkileri kendi içerisinde barındırıyor. Modernizmi eleştirip ondan ayrı bir yaşam kuramadığımızı söyleyen postmodern eleştiri gibi futbola bakışımız da. Futbol hem kapımızın arkasında sönük top hem de kayıtlı ve kayıtsız milyonlarca doların dolaştığı bir alan. Çocukluğumuzdan itibaren rekabet duygusunu ve de takım oyununu kolay bir şekilde öğrenmemizi sağlayan futbol, ilerleyen yıllarla beraber seyirlik bir gösteri haline geliyor yaşamımızda. Dünya Kupası bu gösterinin zirvesi. Yeni aldığımız yüksek çözünürlükte yayın yapan televizyonlarımızın karşısında bu kupaya özel tasarlanmış formaları giyerek elimizde kupaya özel kampanyalarla süslenmiş bira, göbeğimizde cipsle büyük bir heyecanla izleyeceğiz maçları. Futbolla alakası olmayan arkadaşlarımız bile “kimmiş bu oyunun en iyisi” merakıyla göz atacaklar ekrana ister istemez. Küresel bir afyon bulutunun içindeyiz bir ay boyunca.

Brezilya, futbolun mabedi. Futbol İngiltere’de icat edilse bile cılız sambacı çocuklar kıvrak hareketlerle futbolu topuyla beraber çaldılar İngilizler’den. Favelalarına (varoşlarına) götürdüler topu, fırsat bulduklarında dünya güzeli sahillerinde kumların üstünde oynadılar. Dünyanın geç keşfedilen kıtası  eski dünyadan ilk önce futbolu aldı; onu kendi kültürü, heyecanı, enerjisiyle harmanlayarak gözlerimizin önüne bir  resital şeklinde sundu. Brezilya Dünya Kupası’nı beş kez kazandı ama 1950 yılında ev sahipliğini yaptıkları turnuvada kendi evlerinde Uruguay’a 2-1 yenilerek kaybettiler. 64 yıl sonra bu sefer kendi evlerinde altın heykeli kaldırmak istiyor Brezilyalılar.

Brezilya hükümeti, ülkenin futbolla neredeyse tapınmaya dönüşen ilişkisini göz önüne alarak aynı zamanda ülkenin tanıtımı açısından da büyük bir fırsat olarak görerek turnuvaya aday oldu ve ev sahipliği yapma hakkını elde etti. Hükümetin Dünya Kupası’na hazırlık için ayırdığı 17 milyar dolarlık bütçe ve yaptığı uygulamalar ülkede büyük bir kesim tarafından protesto ediliyor. Gazete veya internet üzerinden kupaya ilişkin haberleri takip edenlerimizin bilgisi olduğu üzere hazırlıklar yüksek harcamalara ve ne yazık ki ölümlere sebep oldu. Bugün başlayacak olan etkinliğe ilişkin protestolar hâlihazırda yoğun bir şekilde devam ediyor. Öte yandan Brezilya hükümeti yetkilileri yaptıkları açıklamalarda halkın futbola olan tutkusu nedeniyle protestoların kupa başladığı andan itibaren azalacağını umduklarını söylüyorlar.

Futbola farklı bir açıdan yaklaştığımızda aslında çok ilginç bir kültüre ev sahipliği yaptığını görebiliyoruz. Dünyanın en gelişmiş 8 ülkesi ABD, Japonya, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Kanada, Rusya arasında Dünya Kupası’nı kucaklayabilenlerin sayısı ekonomi üzerindeki tahakkümlerinin aksine çok az. İtalya 4 kez,  Almanya 3 kez, Fransa ve İngiltere 1’er kez kazanmış. Eğer hakem takımınızda değilse eşitler arasında bir oyun futbol. Daha önce yaptığınız pratik, zekânızı ve yeteneğinizi kullanma beceriniz, bireysel kararlar alabilme yetiniz kadar takım oyununda gösterdiğiniz uyum, futbolda sonucu belirliyor. Gary Lineker’in “Futbol 22 kişinin 90 dakika oynadığı ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundur” sözünün aksine futbol da farklı sonuçlara açık bir oyun. Bu kadar büyük bir ilgiyle izlenmesinin nedeni de sürprizlere açık olma durumu.

Brezilya ve futbol odağında düşündüğümde aklıma ilk gelen futbolcu Socrates (Pele ikinci sırada yer alıyor). Tam ismiyle anacak olursak Socrates Sampaio de Souza Vieira de Oliveira. Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra Felsefe alanında doktora yapan Socrates, 1982 ve 1986 Dünya Kupaları’nda Brezilya milli takımının kaptanı olarak “futbolun sadece futbol” olmadığına dair bir önemli bir figür olarak hâlâ  akıllarda. Futbol mucizesinin örneklerinden birisi olan Socrates isminin nasıl konulduğunu şu şekilde anlatıyor; “Babam Amazon’un fakir ailelerinden birisindendi. Kendi başına okumayı öğrenmiş ama hiç eğitimi olmamış bir insan. Fakat buna rağmen büyük bir kütüphane yaptırmıştı. Kitap okumak için sürekli onun yanına girerdim. Antik Yunan Felsefesi’yle ilgilenirdi. Bütün çocuklarına Yunan filozofların ismini vermek istedi ama sadece üç tanesini biliyordu: Sokrates, Sofokles ve Sostenes. Bana da Socrates’i uygun gördü.” Socrates futbolcu olmasının yanı sıra politik duruşuyla da farklı bir sporcu görüntüsü çizdi.

Yirminci Dünya Kupası Brezilya’da başlıyor. Bir yanda futbola ayrılan bütçenin sosyal politikalar için  kullanmasını isteyenlerle   öte yanda Dünya Kupası odağında tüketimi arttırmak isteyenler arasındaki maçın sonucu aslında aşağı yukarı belli. Kaybeden daima halk oluyor. Sokrates’in sözleriyle yazımızı noktalayalım: “Savunmacılara çalım atmak diktatörlere çalım atmaktan daha kolay… Siz zoru başaracak, Brezilya’ya demokrasi şampiyonluğunu getireceksiniz.”


Görsel: Nacho Doce tarafından Sao Paulo’da çekilen fotoğrafta 9 yaşında bir çocuk Dünya Kupası’nı protesto eden bir grafiti önünde yemek yerken görülüyor. (28 Mayıs 2014/Reuters)

Not: Socrates ve yaşamı hakkında Serkan Akkoyun’un yazısına şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz: 

Yazarın Diğer Yazıları

Banksy İstanbul’da! Yani?

Evet, Banksy İstanbul'a geldi ve kendisi eserlerinin ücret karşılığında sergilenmesine karşı olsa da sergiyi gezmek ücretli

2015’te Google’da ne aradık, gerçekte ne kaybettik?

Hem gerçek sorunları tespiti hem de sorunlara çözümler geliştirilmesiyle ilgili hem bireysel hem de toplumsal olarak sıkıntılar yaşadığımız aşikar. Belki de bunun sebebini sorgulamamız gerekiyor…

Star Wars VII: Doğru! Hem de hepsi…

Star Wars VII’de eski karakterlerle özlemimizi giderirken bir yandan yeni kuşağın yeni hedef kitlelerin kucaklandığı görülüyor