09 Şubat 2020

Panama Kanalı inatla değil, bilimsel bilginin ışığıyla açıldı

Dünya tarihinde, bilimsel verilerle desteklenen, doğayla uyumlu kanal projeleri de var, Kanal İstanbul gibi, rantın, siyasal beklentilerin ve kişisel hırsın gücüyle düşünülmüş olanlar da…

Hatırlarsanız "kanal" konulu ilk yazımda Süveyş'in yapılışını, ikincisinde halkının büyük ölçüde karşı çıkmasına rağmen, inşaatının başlama tehlikesinin hala dayatıldığı Nikaragua projesini, geçen hafta da Panama Kanal inşaatının başlamasını sizlere hatırlatmıştım. Bugün de Panama Kanalı projesine bıraktığım yerden devam ediyorum.   

Kanal projelerinde en başa dönersek, bugün dünyada gerçekleştirilen çok sayıda projenin ardında yıllar öncesinde kurulan hayaller olduğunu görürüz. Panama da böyle! 1500'lü yıllarda İspanya Kralı 1. Charles tarafından düşlenen iki okyanus arasındaki geçiş, özellikle 18. yüzyıldan itibaren, seyyahların, maceraperestlerin ve yeni dünyada gelecek arayarak zengin olmayı düşünenlerin de hayali haline gelmiş.

Gün gelmiş, proje ete kemiğe bürünmüş. Ve 19 yüzyılda dünyanın farklı bölgelerinde gücünü hissettiren Fransa tarafından ön incelemeler başlamış. Süveyş Kanalı'nın fikir babası Vicomte Ferdinand de Lesseps'in tecrübesinden ve yılların birikimiyle gelen pratik bilgisinden faydalanmak isteyen Fransa Devleti, onun ilerleyen yaşına rağmen Panama Kanal inşaatının patronluğunu kendisine verince proje hızlı bir başlangıç yapmış.

Vicomte Ferdinand de Lesseps adı, Panama Kanalı için çıkartılan hisse senetlerinin satışına yoğun talep getirdiği gibi, uygun kredilerin her yerden projeye yağmasını sağlamış. Fransa'nın topraklarından çok uzakta olan bu bölgede son derece stratejik olacak geçişin ilk kazması 1879 yılında, yoğun iş gücüyle birlikte neşe ve güven duygularıyla toprağa saplanmış.

Eyfel Kulesinin mühendislerinden biri olan Leon Boyer bile bu projede ölmüş

O günün şartlarında var olan bilimsel bilginin verileri sayesinde başlanan proje ilk başlarda planlandığı gibi gitmiş. Balta girmemiş ormanların kesilmesiyle ortaya çıkan bataklıklardaki sivrisineklerin yoğun hücumuna uğrayan binlerce işçinin sıtma, tifüs ve sarı humma gibi çağın en tehlikeli hastalıkları yüzünden ölmesi bile inşaatı ilk yıllarda durduramamış. Toprak kaymaları, inşaatın belli bölgelerinde kazı derinliğinin azaltılmasını zorlamış ama heyelanlar da ciddi ölçüde can kaybına yol açmış. Üstelik ölenler sadece işçi değilmiş, mühendis ve yönetici kadrosundan da kayıplar olmuş.  Ölenlerin yerine yenisinin konmasıyla devam eden inşaatı asıl durduran faktör, o ana kadar hiç hesapta olmayan ve belki de kimsenin aklına gelmeyen kanalın geçeceği göl ile Okyanuslar arası seviye farkı olmuş. Felakete yol açabilecek şekilde belirgin olarak fark edilen iki su arasındaki seviye farklılığı yüzünden, "Panama Kanal Kumpanyası" şirketi 1889 yılında iflas etmiş. Kapıya kilit vurulmuş ve kazı durmuş…


Sivrisineklerle mücadele etme fikri, inşaatın tekrar başlamasında çok etkin olmuş

Aradan yıllar geçmiş, Amerika'da projenin Fransa'dan alınarak inşaata devam edilmesi konusunda kamuoyu oluşmaya başlamış. Uzun tartışmalar sonrasında, devam edilmesi yönünde düşünenlere başkan Theodore Roosevelt de destek verince, Fransa'ya 1902 yılında 40 milyon dolar verilmiş ve dev proje üstlenilmiş.

Önce Panama Devleti kurdurulmuş, sonra da inşaat başlamış

İnşaattan önce, Amerika'nın yüzyıllık menfaatleri doğrultusunda, Kolombiya sınırları içinde kalacak bu olağanüstü düzeyde stratejik önemi olacak kanal geçişinin yeni bir bağımsız (!) devlet topraklarında olması düşünülmüş. Roosevelt yönetimindeki ABD, 1903 yılında siyasal kargaşa içinde olan Kolombiya'yı parçalama planları çerçevesinde bölgeye donanma göndermiş ve Panama'nın Kolombiya'dan ayrılmasına yardımcı (!) olmuş. Bağımsız (!) Panama devleti 6 Kasım 1903 tarihinde Amerika tarafından resmen tanınmış.

1904 yılında yarıda kalan Panama Kanal inşaatının çalışması tekrar başlamış. İşin başına geçen mühendis John Stevens, yaratıcı aklıyla su seviyesi farklılığı gibi belki de ilk kez karşılaşılan çok ciddi bir soruna bilimsel bilgiye dayalı çözümler bulmaya çalışmış.

Arazideki dağlık yapının yoğun yağışlar sonrasında heyelanlara yol açması ve bir önceki denemede felakete yol açan sivrisinek tehlikesinin zorluğu altında devam eden çalışmalar kararlı bir şekilde yeniden başlamış. O yıllarda sıtmayla mücadelede "kinin" ilacının bulunmamış olması, gerek yüklenici şirketi, gerekse de çalışanları aynı ilk denemedeki gibi zaman zaman çaresizlik içinde bırakmış.

Amerikalılar, tedbirli davranmaya çalışarak her türlü önlemi almaya çalışmışlar. Öncelikle ormanlık alandan geçme fikri yerini bir ölçüde dağların eteklerinden geçişe bırakmış. Bataklıklara bolca petrol dökülmüş, kazıda o günün en kuvvetli iş makineleri kullanılmış. 30 bini Afrika orijinli, 12 bini de Avrupalı olmak üzere toplam 42 bin kişiden oluşan işçi ordusu, gece gündüz demeden toprağı yarmaya başlamış.


Gerek Fransız, gerekse de Amerikan şirketlerinin inşaatlarında ölenlerin hazin sonu, mezar taşlarından bile okunuyor 

Bugün farklı yüksekliklerde -bir nevi baraj sistemiyle- kilitlenen kapaklarıyla su seviyesini yükseltip-alçaltan göletlerle geçilen Panama Kanalı, inadın değil, bilimin önderliğinde işler hale getirilmiş

Bulunan çözüm doğayla uyumlu olacak şekilde tasarlanmış ve su seviye farkı kapakları açılıp-kapanan havuz sistemiyle geçilmiş. Okyanuslarda sefer yapan büyük gemilerin, içi su ile doldurulan üç ayrı havuzdan (lok) aşamalı olarak deniz seviyesinden yaklaşık 28 metre yükseltilerek dağların arasındaki bir göle çıkartılması fikri, ilk denemede Fransızların durmasına yol açan kilidi açmış. Bu küçük gölde bir müddet ilerleyen geminin Okyanusa çıkışı için başta yapılan işlemin tersinin yapılarak su seviyesini kademeli olarak düşürülmesiyle, havuzlardan geçerek diğer okyanusa varabilmesi düşüncesi, çözümün adı olmuş. Her biri diğerinden yaklaşık on metre daha yüksek su tutma özelliğine sahip olan bu havuzların genişliği 32 m, uzunluğu ise 294 m olarak tasarlanmış.

Amerikan siyasetinin bir bütün olarak inşaatın arkasında durmasıyla başlangıçta son derece zor ve çetrefilli gözüken inşaat, 7 Haziran 1914 tarihinde bitmiş. O günün parasıyla 375 milyon dolara ve 5600 işçinin canına mal olmuş ama ortaya çıkan değer, 20. yüzyılın Amerikan çıkarlarına tam manası ile tam 100 yıl sürecek bir ortak zemin yaratmış. Ve 3 Ağustos 1914 tarihinde Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanusu birbirine bağlayan Panama Kanalının hizmete açılış töreni yapılmış; ilk geçen de, "Ancón" isimli buharlı gemi olmuş.


Bataklıklar yerine dağların eteklerinden geçme fikri işi zorlaştırdığı gibi yağışlar sonrası heyelan tehlikesini de tetiklemiş

Deniz seviyesinden 28 metre yukarıda bulunan dağların üzerindeki Gatun gölüne çıkarılan geminin yolun sonunda, tekrar deniz seviyesine indirilerek binlerce km'lik bir yoldan tasarruf edip okyanuslar arası geçiş yapabilmesi sadece ve sadece bilimsel bilgiyle gerçekleşmiş.

ABD, Panama Kanalının idaresini 80 yıldan fazla süre elinde tutmuş ve 1999 yılında Panama devletine devretmiş. Kanalın işletme gelirleri bu küçük Orta Amerika ülkesinin gelir hanesine yazılınca da, ülkenin ekonomik açıdan büyümesi hızlanmış, gelişimi hareketlenmiş.


İçi suyla doldurulan üç ayrı havuzdan aşamalı olarak deniz seviyesinden yaklaşık 28 metre yükseltilen gemiler, göl geçişi sonrasında tersi işlemle diğer okyanusun suyuyla buluşturuluyor

Genişletilmiş haliyle, dünya sularında seyreden gemilerin yüzde 96'sı Panama Kanalı'ndan geçebilecek

Son yıllarda dünya ticaretindeki artan hacim ve gemi yapımındaki teknolojik gelişmeler nedeniyle büyük gemilerin inşa edilmesi, 100 yıl önceki imkânlarla yapılmış havuzların bu tür kapasitelere hitap etmesine imkan vermediği için havuzların büyütülmesi düşünülmüş.

Açılışından bu yana bir milyondan fazla geminin geçiş yaptığı Panama Kanalı, günümüzün uluslar arası ilişkilerinde Çin ile ABD hükumetlerinin çekişmesine yıllarca alan yaratmış. Latin Amerika ile ilişkilerini güçlendiren Çin yönetimi, kanalın genişletilmesinde etkin rol oynarken; ABD ise mevcut konumunu korumak için mücadele vermiş. Kanalı 50 metre genişliğe ve 300 metre boyundaki genişletme çalışmaları yaklaşık 5,5 milyar dolar maliyetle bitirilmiş ve 2016 yılında kanal genişletilmiş haliyle hizmete açılmış. Açılış törenine çok sayıda devlet başkanı katılmış; Türkiye Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı tarafından temsil edilmiş.

Son yıllarda giderek azalan yağışlar ve yükselen hava sıcaklığı nedeniyle Panama Kanalının havuzunu doldurarak gemilerin Pasifik ile Atlantik arasında kestirme geçiş yapmasına izin veren tatlı su göllerinin seviyesi gittikçe düştüğü için, kanalın geleceğinden endişe duyuluyormuş.

Modern dünyanın sayılı projelerinden olan kanalların geçişlerini ve devasa yapılarını görmeye gelen turistleri bekleyen müzelerde en başından itibaren yapım hikâyesini izlemek mümkün. Daha önce yazmıştım, "kanal" teması koleksiyonculukta önemli bir alan. Pulları, özel basılan paraları, ilk gün zarfları, maketleri, kartpostalları, üretilen çok farklı objeleriyle dünyanın her yerindeki koleksiyonerlere heyecan yaşatıyor.

Unutmadan söyleyeyim, gerek Süveyş, gerekse de Panama Kanalından geçen her geminin sireni, Fransız diplomat Vicomte Ferdinand de Lesseps ve bu uğurda hayatlarını yitirenler için çalınıyormuş.

Güzellikleri biriktirmenizi dilerim.

Yazarın Diğer Yazıları

Sevgisiz dünyanın Sevgililer Günü

Sevgililer Günü'nün dev bir "sektöre" dönüştüğü Japonya'da kadınların bu günde iş arkadaşlarına çikolata alma geleneği artık kabak tadı vermiş. Kamuoyu yoklamaları, kadınların "giri choco" (mecburi çikolata) olarak bilinen bu âdeti, gücün kötüye kullanılması ve bir tür taciz olarak gördüklerine işaret ediyormuş

Yanlış hesap Panama Kanalı'ndan döndü

Son yüzyılın mühendislik şaheserlerinden olan Panama Kanalının yapılış öyküsü içinde insanlığın yaşadığı en büyük trajedilerden bir demet de var; umut, kararlılık, sevinç ve başarı da…

Kanal İstanbul’a karşı Nikaragua örneği

Yoksul ülkelerin çılgın projeleridir bunlar… Atlantik'in öte ucunda Nikaragua Kanalı, Avrupa’nın Asya’yla buluştuğu noktada Kanal İstanbul