31 Mart 2024

Koleksiyoncunun kaleminden: Oy vermenin kültür tarihi

Antik tarihte suçlular ve istenmeyen kişiler de oylanmış; en fazla oy toplayanlar sürgüne gönderilmiş

Bugün modern dünyada kullanılan "oy verme" tabiri ve uygulaması Antik dünyada ortaya çıkmış, Eski Yunan ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde bu uygulama geliştirilmiş. Günümüze gelinceye dek dünyanın her yerinde uygulanılmasına çalışılan seçimler ve oy verme işlemlerinde farklı kültürlerin farklı metotlarıyla uzun bir tarihsel süreçten geçilmiş.

Aslında Mezopotamya ve Mısır Medeniyetlerinde, erken dönemlerdeki farklı kabile toplumlarında kral gibi, şef gibi liderleri seçmek için -nispeten- toplumun genel kabulüne dayalı yaklaşımlar geliştirilmeye çalışılmış; hatta bazı yerlerde toplumu yönlendirmek için yaşlılar kurulu seçilmiş.

Ama oy verme geleneği dünyanın ilk ve tek doğrudan demokrasi deneyimi olan Eski Yunan toplumunda yeşermiş, tarihte kaydedilen ilk oy kullanımı Antik Yunanistan'ın Lakonya bölgesinde yaşayan Sparta toplumunda görülmüş. Tarihçi Herodot'un günümüze ulaşan notlarında adı geçen efsanevî kanun koyucu Lygurgas tarafından yazılan Sparta Anayasası özel bir oy kullanma sistemini içeriyormuş.

Bugün topraklarımızda da izleri görülen Yunan Birliğine dayalı şehir devletlerinde de çeşitli karar alma süreçlerinde sık sık oy kullanılmış; Atina'da birçok görev oy verme yöntemiyle ya da kura ile belirlenmiş. Tarihsel zaman süreci içinde Atina merkezli Yunan demokrasisi uzaklardaki şehir devletlerinde de taklit edilmiş.

Yunan şehir devletleri merkezi otorite tarafından hakları kısıtlandığında bile memurlarını, yöneticilerini seçmeye devam etmiş; oy kullanma hakkı elitlerin bir ayrıcalığı, soyluluğun önemli bir imtiyazı olmuş.

Yaptığı reformlarla Atina demokrasisinin temelini attığı kabul  edilen, MÖ 640 ila 560 yılları arasında yaşadığı düşünülen "Solon" tarafından MÖ 574 yılında üst sınıfların üyelerine oy hakkı tanıyan yeni bir anayasa yazılmış. Bu yeni yasalar eşliğinde seçimlerin daha geniş bir coğrafyada daha kapsamlı olarak yapılabilmesi için reformlar gerçekleştirilmiş. Bu dönemde savaşa girme, orduyu yönetecek general seçme gibi konularda da köle olmayanlar, elit ve erkek Atinalılar oy kullanabiliyormuş; ceza davalarını izleyip suçu ve suçluya verilecek cezayı oylarıyla belirliyorlarmış.

Oy verme geleneği dünyanın ilk demokrasi deneyimi olan Eski Yunan'da yeşermiş

Sürgüne gönderilecekler için oy kullanma

MÖ 508 yılından sonra Antik Yunan'da "olumsuz" kabul edilen konularda da oylama yapılmış, oy verme hakkı olanlar yani kadın, göçmen ve köle olmayanlardan istedikleri siyasi liderleri seçmeleri yanında her yıl sürgün edilmesini istedikleri kişiler için de oy vermeleri istenmiş.

Eski Yunan'da istenmeyen kişiler de oylanıyor, en çok oy alanlar sürgüne gönderiliyormuş

Seçmenler, sürgün etmek istedikleri kişinin adını "ostracon" adı verilen kırık çömlek parçalarına yazıp oy kullanma işlemini yerine getiriyorlarmış. O günlerin dünyasında "kara top" olarak adlandırılan bu uygulama herkesin görebileceği şekilde kamuya açık olarak açık oylamayla yapılıyormuş. Arkeolojik kazılarda bu amaçla kullanılan seramik parçaları yanında kaplumbağa, istiridye ve midye kabukları da bulunmuş.

Eski Yunan'da oy verme işlemi kırık çömlek parçalarına isim yazılarak yapılıyormuş

Meşhur davadaki Sokrates de bu yolla yani oy kullanılarak ölüme mahkûm edilmiş; oy kullanma aynı zamanda devlete tehdit olarak görülen kişilerin sürgüne gönderilmesi için başvurulan en önemli yol olmuş.

Bu yıllarda büyük yerleşimlerdeki olumsuz oy verme uygulamasında herhangi bir aday 6.000'den fazla siyah renkli oy alırsa sürgüne gönderilirmiş; oyların eşit bir dağılımla verilmesi durumunda yani sevmeyeni olduğu kadar seveni de olanlar yerinden edilmezmiş.

Bu da demek oluyor ki, uygulama sadece devlet yönetimi içinde çok sevilmeyen siyasi liderlerin dışlanarak sürgüne gönderilmesi şeklinde işlemiş.

Aynı zamanda yetkililerin görev tanımı ve gelecekleri meslektaşlarından oluşan büyük bir kurul önünde görüşüldükten sonra yapılan oylamayla belirlenmiş. İlk başlarda açık olarak el kaldırma yoluyla yapılan karar verme süreci zaman içinde gizli oya dönüşmüş; kişisel ilişkilerin karar verme sürecine olan etkisi böylece etkisiz kılınmış.

Kapalı oya dönüşen bu uygulamada toprak çömlekten çıkan seramik parçası oylar içinde daha fazla siyah top varsa, o kişi on yıl süreyle sürgüne gönderiliyormuş.

"Ostracism" terimi, Yunancada "ὄστρακον" olarak adlandırılan oy pusulaları olarak kullanılan seramik parçalardan türetilmiş ve çömlek parçalarıyla oy vererek sürgün etmek anlamındaki "ostracon" kelimesi Batı dillerine 1850'li yıllarda "dışlanma" olarak yerleşmiş.

"Gizli oy" özgür ve adil seçimler için Roma İmparatorluğunda geliştirilmiş

Roma İmparatorluğunda -neredeyse-tüm yetkililer seçimle iş başına gelmiş

Başlangıçta monarşi ile yönetilen Roma İmparatorluğunda son kral sürgüne gönderildikten sonra, "halkın gücü" anlamına gelen Yunanca "demokratia" kelimesinin içeriğine uyacak şekilde yönetim düzeni gelişmeye başlamış.

Oluşturulan "senato", dolaylı olarak seçilen yasa koyucularla politika yapıcıların bir meclisi haline gelmiş. Roma halkı zaman içinde doğrudan oy kullanabilecekleri bir sisteme, bir dizi yasama organına ve işleyen bir meclise sahip olmuş. Roma İmparatorluğunda konsüller de dahil olmak üzere neredeyse tüm yetkililer seçimle iş başına gelmiş.

Her ne kadar senatörler elit sınıfı belli durumlarda manipüle ederek kendi çıkarlarını korumayı başarmış, düşük gelir seviyesine sahip çoğunluğu sınırlı bir çerçeve içinde tutarak devlet yönetimindeki varlıklarını sürdürme konusunda etkin olmuş olsalar da gerekli şartlara haiz bireylerin oy kullanma hakkı İmparatorluğun yayıldığı geniş coğrafyanın çok yerinde gerçekleşmiş.

"Gizli oy" ilk kez Roma İmparatorluğunda yaygınlaşmış

Son derece acımasız rekabet içinde kanlı olarak yaşanan Roma seçimleri MÖ 200'lü yıllardan sonra siyasi şiddetle lekelenmiş; politikacıların kontrolündeki çete liderleri seçmenleri sindirmeye ve seçim meydanlarını savaş alanına dönüştürmeye başlamışlar.

Tarihsel süreç içinde Roma İmparatorluğunda çok karmaşık bir oy kullanma sistemini gelişmiş; bu da hem doğrudan hem de dolaylı bir demokrasi biçiminin uygulamaları olarak tarihe geçmiş. Özgür ve adil seçimlerin olmazsa olmazı olan "gizli oy" ilk kez Roma İmparatorluğunda yaygınlaşmış; gizlilik vicdana dayalı oyla sonuçları etkilemiş.

MÖ 139'da başlayan gizli oylama dış yüzeyinde balmumu tabakası olan özel yapım ahşap pusulalara isim yazılması ve bu şekliyle sandığa atılmasıyla başlamış. Yazılanlara göre "gizli oy" aristokrasiyi sinirlendirmiş, elitlerin toplum üzerindeki kontrollünün bir kısmını kaybetmesine yol açmış.

İmparator Augustus'un başa geçmesi sonrası durulan siyasi rekabet içinde seçimler de oy kullanma hürriyeti de devam etmiş; sandık başında akan kan durmuş.

Her ne kadar işleyişi imparatorların fermanlarını onaylamaktan ibaret olan senato sembolik olarak varlığını korusa da büyük ölçüde özerk bir yapıya sahip olan belediyelerde seçimler devam etmiş, elit üyeler arasında belediye pozisyonları için kıyasıya yarışlara şahit olunmuş.

Roma İmparatorluğunun ve Antik Yunan'ın oy kullanma mirası Batı Roma İmparatorluğu'nun düşüşünden sonra, klasik dünyada gerilemeye başlamış; "oylama" çok nadir bir şekilde uygulanır olmuş.

Roma Senatosu'nun varisi olan İstanbul merkezli Doğu Roma (Bizans) Senatosu MS 9. yüzyıla kadar oy kullanmaya devam etse de uygulama sadece büyük yerleşim merkezlerinde görülmüş.

Antik Hindistan'da, Tamil Nadu Bölgesinde MS 920 civarında, köy meclisi seçimlerinde palmiye yaprakları kullanılmış. Aday isimlerinin yazılı olduğu palmiye yaprakları sayılmak üzere çamurdan bir çömleğin içine konuluyormuş.

Orta Çağ'da oy verme

Oy kullanma geleneği Yunan ve Roma örneklerinden etkilenen Orta Çağ Avrupa'sında devam etmiş.

13. yüzyılda Venedik devletinde "onaylı oylama" yoluyla 40 üyeden oluşan bir Büyük Konsey seçiliyormuş. Venedik Halkı kabul edilebilir bulduğu her adaya bir oy verip istemediği kişilere de ise oy vermiyormuş. En fazla sayıda oy alan ilk 40 aday böylece Büyük Konsey içinde yer alıyormuş.

Rönesans Avrupa'sında Yunan ve Roma dönemlerinin her konudaki uygulamaları özenle incelenmiş; Venedik'te 1540 yılında gizli oy verme metodu benimsenmiş. Artık sandıklara adını İtalyanca "ballota" yaprağından (köpek otu) alan tek tip küçük toplar atılıyormuş.

Bugün Batı dillerinde "oy pusulası" olarak kullanılan "ballot kutusu" ilk kez 1670'li yıllarda telaffuz edilmiş; 1776 yılında kelimenin anlamı, gizli oylamada kullanılan kâğıt parçalarına kadar genişletilmiş.

Batı dillerine oy pusulası sözcüğü İtalyanca "ballota" çiçeğini (köpek otu) andıran küçük topların oylamalarda kullanımıyla girmiş 

Amerika'nın bağımsızlığı "oy verme" mülkiyeti üzerinde kurulmuş

Amerika'da kâğıt oy pusulalarının ilk kullanımı 1629'da Massachusetts Körfezi Kolonisi'nde Salem Kilisesine papaz seçmek amacıyla yapılmış; bu seçimde her seçmen sandığa atacağı kâğıdı kendi getirmiş.

4 Temmuz 1776 tarihinde Amerika'da yayınmlanan "Bağımsızlık Bildirisiyle" İngiltere'den bağımsızlığını ilan eden Amerika'da oy verme hakkı mülkiyet hakkına dayanıyormuş; bu da oy verenlerin 21 yaş üstü Protestan dinine mensup beyaz erkekler olduğu anlamına geliyormuş.

İç savaşın bitimiyle 1860'ların sonlarında Amerika'da kölelik kaldırılmış; Afrika kökenlilere bazı sivil haklar ve -kısıtlı- oy kullanma hakkı verilmiş

Her ne kadar Amerikan iç savaşın bitimiyle 1860'ların sonlarında köleliğin kaldırılması kabul edilip onlara da bazı sivil haklar ve -kısıtlı- oy kullanma hakkı tanınsa da kadınlar için 1920'yi, Afrika kökenli Amerikalıların eşit oy hakkı için 1960'lı yılları beklemek gerekmiş.

Fransız İhtilali tüm dünyaya örnek olacak şekilde yeni bir sayfa açmış; eşitlik, özgürlük ve kardeşlik ilkeleri içinde adalet anlayışını yaygınlaşmaya çalışmış. Artık bireylere, zekâya ve girişim yeteneğine kapı açılıyormuş. Her en kadar baştaki demokrasi ve özgürlük idealleri tepeden inen - baskıcı "jakoben" terör karşısında sönük kalsa da devrimin oluş süreci, içinden doğduğu eski kültürün küllerinden yeşererek girilen yeni çağa kapılarını açmış.

4 Temmuz 1776 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Amerika'da oy verme hakkına 21 yaş üstü Protestan beyaz erkekler sahipmiş 

Demokrasiye açılan kapıdan her ülke kendi şartları dahilinde girmiş ya da giriyor gibi gözükmüş.

Mucizesi nasıldır bilinmiyor (!) ama günümüzde bile oyların neredeyse tamamını alacak şekilde sandıktan çıkan liderler suyun başını tutmaya devam ediyor.

Tek tip oy pusulaları ilk kez Avustralya'da gizli oylamayla sandıklara atılmış

Bizde de durum farklı değil gibi! Nedense bir türlü gerçek bir muhalefeti, geçerli bir umudu çıkaramayan siyasal yaşamımızdaki sandık sonuçları çoğu kez malumun ilanı olmaktan ileri gitmemeye zorlanıyor. Neredeyse tüm siyasi seçenekler daha da muhafazakar olmanın yolunu ararken ana muhalefete oturan, solda olduğu izlenimi veren, demokratımsı elit Dünya siyasetindeki gelişmeleri anlayıp ülke için çözüm üretme yerine "kimi koysam kazanırım" mantığı içinde yıllar içinde oluşan mirası korumaya çalışıyor. 

Viktorya Dönemi İngiltere'sinde farklı seçim sandıkları kullanıldığı olmuş 

Ne dersiniz; acaba bizler de bir gün Roma İmparatorluğu dönemindeki gibi yaparak tescilli başarısızları "seçme" yerine siyasetten silecek şekilde ücralara gönderebilecek şekilde oy kullanabilecek miyiz?

Belediyeleri teslim edeceğimiz ellere şimdiden başarılar dilerken sonuçların ülkemiz için hayırlara kapı açmasını temenni ediyorum.

Güzellikleri biriktirmenizi dilerim.


https://teenpact.com/wp-content/uploads/2021/08/A-Short-History-of-Voting-in-the-Ancient-World.pdf

https://www.history.com/news/ancient-elections-voting 

https://www.duvalelections.com/General-Information/Learn-About-Elections/History-Of-Elections

https://www.historyandpolicy.org/policy-papers/papers/ostracism-selection-and-de-selection-in-ancient-greece

https://www.flaglerelections.com/Voter-Outreach/History-of-Voting

https://learnenglishteens.britishcouncil.org/study-break/youtuber-zone/history-voting-ancient-greece-x-factor

https://www.etymonline.com/word/ballot

https://www.congressionalresearch.org/SecretBallot.html

İrfan Yalın kimdir?

Koleksiyoncu İrfan Yalın 1962 yılında İstanbul'da doğdu. 9 Eylül Üniversitesi, Aydın Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu mezunu. Objelerin – belgelerin peşinde "Popüler Tarih ve Kültür Yaşanmışlıkları araştırmacısı.

Bizimev TV'de yayınlanan "Koleksiyoncu" programı sunucusu - yapımcısı. Asya ve Afrika ülkelerinden tek tek topladığı el sanatlarını sergilediği Kadıköy'deki "Artemis"in kurucusu.

Koleksiyonculuğun özendirilmesi adına amatörce çalışan, sergi, sempozyum, sunu ve derleme çalışmaları içinde kültürel değerlere gönül bağımlısı…

 

Yazarın Diğer Yazıları

Koleksiyoncunun kaleminden: Jübilenin kültür tarihi

Tarih öncesinde kölelerin "azat" edilmesi için kullanılan "jübile" sözcüğü yıllar içinde evrilmiş, emeklilikten araba kornasına hatta tarlaları nadasa bırakmaya kadar farklı imgeleri yüklenmiş

Dünya Kukla Günü kutlu olsun: Koleksiyoncunun kaleminden "kuklanın tarihi"

Kukla, hareketli hikâye anlatımında eğlenceli olduğu kadar kendini ifade etmenin de bilinen en eski sanatsal gösterim biçimlerinden biri

Koleksiyoncunun kaleminden: Sömürge madenciliğinin tarihi

Doğal kaynakların ve kolay işlenebilen maden kaynaklarının konumu insan yerleşimini her dönemde etkilemiş