01 Mart 2021

Pandemi nedir; kremalı tatlı mı?

İsim anlaşılmaz olunca yani Türkçe olmayınca insanlar salgının ciddiyetini anlayamıyorlar

Bilişim sektörü, öz Türkçe kelimelere en çok özen gösteren sektördür. Bu kadar özen gösteren başka sektör ben bilmiyorum. Bu yıl 50'nci yaşını kutlayan Türkiye Bilişim Derneği'nin (TBD) "Bilişimde Özenli Türkçe Çalışma Grubu" ile geçenlerde yaptığım bir söyleşiye bakarsanız[1], bugün hepimizin yaygın kullandığı pek çok kelimenin, mesela "bilişim" kelimesinin Yunus Emre'den, "bilgisayar", "donanım", "yazılım" gibi kelimelerin de Prof. Dr. Aydın Köksal'ın [2] çalışmalarından geldiğini görebilirsiniz.

TBD'nin "Bilişimde Özenli Türkçe Çalışma Grubu"nun son üç yılda derlediği, yarattığı ya da araştırarak ortaya koyduğu 10 bin 500 kadar Türkçe terim var. [1].

Pandemi kelimesi farkındalığı azaltıyor mu?

Bahsettiğim söyleşide, İlker Tabak -ki 30 yıldır tanıdığım ve TBD'nin temel direklerinden olan bir arkadaş- çok güldürdü beni. Dedi ki; "Pandemi" denildiğinde millete "kek adı" gibi geliyor. Tam olarak sözleri şu şekilde:

"Bakın, aşağı yukarı bir yıldır dünyanın başına bela olan Koronavirüs var. Buradaki kavramlar bile bazı önlemlerin zamanında alınmasına engel oldu bence. "Pandemi" deniliyor, millete bu kek gibi geliyor, adı hoşlarına gidiyor gibi. Ama şimdi bakın, buna biz "yaygın salgın" deseydik, bizim insanımız biraz daha dikkatli olabilirdi. Belki birkaç yüz kişinin canına mâl olmazdı.

Terim, karşılık deyip geçmeyin. Entübe olmayı doktor biliyor, sağlık çalışanı biliyor, başına gelen biliyor. 'Nefes borusuna bir tüp bağlanıyor' doğrudan nefes alıyor. Biraz açıklama gibi de oluyor bazı karşılıklar ama bu kavramın eksikliği insan hayatına bile mâl olabiliyor, onu demek istiyorum. O kadar kritik bunlar."

Çok güldürdü derken, salgının başından beri ben de aynı duyguyu yaşıyorum. "Pandemi" bana kötü bir şeyden çok yemeğimsi bir şeyler çağrıştırıyor. Mısır çarşısındaki "Pandeli Restaurant" ya da "pankek", "panna cotta", "pandispanya" filan hep "pan" ile başlayan tatlılardan mıdır bilemiyorum?

Şimdi birileri bu yoruma, "kelimelere takılmayın" vs. gibi birtakım eleştiriler getirebilir. Ama farkında olmanız gereken şey şu; bu yazıyı okuyan siz belki "pandemi" nedir birilerinden ya da İngilizce bildiğiniz için öğrenmiş olabilirsiniz. Ama İngilizce bilmeyen halk için bu yabancı bir ifade. Salgınla ilgili olduğunu anlasa da, kafasında bir şeyler tam oturmuyor olabilir.

Tabak diyor ki; isim anlaşılmaz olunca yani Türkçe olmayınca insanlar salgının ciddiyetini anlayamıyorlar. "Yaygın salgın" ya da "dünya çapında salgın" insanların farkındalığı açısından daha uygun olurdu.

Ben de buna kesinlikle katılıyorum.

Aynı şekilde "entübe" kelimesi yerine de "nefes borusuna tüp bağlamak" kullanılabilir. Tek kelime olmalı diyenler için hatırlatayım; önemli olan işlevi. İngilizce'de her şeyin tek kelime olduğuna dair rivayete karşı hatırlatalım; o söyleşide verilen örnek gibi "Çalışamayabilirdim" şeklindeki bir Türkçe kelimeyi İngilizceye çevirdiğinizde 8 kelimeye karşılık geliyor. İlla bir kelime olmak gerekmez.

Her sektör kendi kelimelerini üretmeli, yoksa çocuklarımız okuduklarını anlamıyor

Ya da illa bir kelime isteniyorsa, yine o söyleşinin sonunda yapılan çağrı şuydu : "Bilişimde Özenli Türkçe Çalışma Grubu" gibi, hukukta, sağlıkta, diğer her konuda çalışma gruplarını kurmak o sektörlerin görevi olmalı. "Bilişimciler üstlerine düşen görevi yapıyor." Gerisi diğer sektörlerin sorumluluğu.

Bugün anadilinde okuduğunu anlayamayan çocuklardan bahsedip, eleştiriyor ve üzülüyoruz. Ama acaba hiç araştırıldı mı; çocukların anlayamamasının nedeni, okudukları derslerin içinde kullanılan pek çok (Arapça, İngilizce, Fransızca vs) yabancı kelimeler olmasından mıdır?

Bu nedenle herkese "pandemi" kelimesini bırakıp bir an önce sadece "salgın" ya da dünya çapında olduğunu vurgulamak için "yaygın salgın" kelimelerini kullanmaya davet ediyorum. Bunu yaparsak, özellikle İngilizce bilmeyen halkın farkındalığı artacak. Aynı şekilde salgına dair diğer tüm yabancı kelimelerin de Türkçe kullanımı önemli. Çünkü bu halka dair bir konu.

Sorumluluğumuzu üstlenmek zorundayız. Çünkü aynı gemideyiz.

Ben İlker Tabak'tan o söyleşi sonrasında, bu konudaki fikrini daha geniş ifade etmesini istedim. O da sağ olsun yazdı; burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



[1] Bilişim sözcüğü 13. yüzyıldan geliyor ve ilk kullanan kişi Yunus Emre

[2] Prof.Dr. Aydın Köksal

 

Yazarın Diğer Yazıları

32 firmaya soruşturmanın zamanlaması manidar: Rekabet Kurumu, Çalışma Bakanlığı işlerine mi bakıyor?

Soruşturma, insan kaynakları sorunları gibi popülist bir olay üzerinden aslında kendi transferlerini haklı göstermeye yönelik bir hareket gibi gözüküyor

Yemeksepeti, Facebook gibi sitelerden çalınan kimlik verileri kullanılmaya mı başlandı?

Dolandırıcılarının ellerindeki bu yeni bilgilerle, önümüzdeki en az 2 yıl boyunca yoğun siber saldırı göreceğiz

Bitcoin'i Türkler mi düşürdü?

Kripto piyasasındaki bu iki haneli düşüşün önemli bir nedeni olarak, ABD Hazine Bakanlığının finans kuruluşlarından -kara para aklamayı engelleyecek- şekilde ücret alacağına dair söylentiler gösteriliyor