24 Ağustos 2015

Yarbay, AKP’nin başına Ecevit’in yazarkasasını fırlattı

AKP’liler, bundan sonra başlarına gelecekleri de eski ANAP’lılara sorsunlar

Türkiye bir Yarbay’ı konuşuyor.

Şehit kardeşinin cenazesinde "Buranın vatan evladı, 32 yaşında, daha vatanına, sevdiklerine doymadı, dünyaya doymadı, bunun katili kim? Bunun sebebi kim? Şu güne kadar 'çözüm' diyenler neden şimdi 'sonuna kadar savaş' diyor" diyen bir yarbay.

“Sırça saraylarda 30 tane korumayla gezip zırhlı arabalara binip de şehit olmak istiyorum diye bir şey yok. Git o zaman oraya!” öfkeyle bağıran bir yarbay.

Tüyleri diken diken eden, izleyeni derinden şaşırtan, sarsan bir sahne.

Benzer bir tüyler ürpertici sahne bundan 14 yıl önce yaşanmıştı. 2001 yılında, ekonomik krizin ülkenin belini büktüğü günlerde, Ahmet Çakmak isminde bir esnaf, başbakanlık binasının girişinde, başbakan Bülent Ecevit’e doğru koca bir yazarkasayı yere fırlatmış, “Başbakanım ben bir esnafım” diye bağıran bu esnafın eylemi, Ecevit iktidarı için sonun başlangıcı olmuştu. Toplumsal bir infiali sembolize eden bir şok hareketti bu.

Günlerdir şehit askerlerin cenazelerinde artık “vatan sağ olsun” demeyeceğiz, evlatlarımız iktidar için ölmesin, diyen asker aileleri görüyoruz. Gittikçe şiddeti artan tepkiler gösteriliyor hükümete. Yalçın Akdoğan ve Sağlık Bakanı Müezzinoğlu tepkiler yüzünden cenaze törenlerinden kaçma zorunda kaldılar.

2001’e benzer bir infial yaşanıyor. Yine bir şok hareket bunu sembolize ediyor.

Bu sefer hesap tutmadı. Neden?
“400 vekil verin bu işi huzur içinde çözülsün” dedi.
“Seni başkan yaptırmayacağız dendiği için süreç bitti”, dedi diğeri.

Türkiye tarihinde bir hiç bir zaman bir kumpasın bu kadar göz göre göre yapıldığı görülmemişti. Halkın bu yaptıklarını anlamayacaklarını düşünen Erdoğan ve hükümet, bu sefer baltayı taşa vurdu. Gezici’nin anketine göre halkın yüzde 56’sı çatışmalardan Erdoğan’ı sorumlu tutuyor.

İlk kez bir asker, rütbeli bir asker, yanan ciğerinin acısıyla savaştan hükümeti sorumlu tuttu. Bu bir ilk, ve bu aynen o yazarkasanın yarattığı kırılmayı yaratacak.

İnsanların zihinlerindeki kırılmaların bu tür sembolik olaylar üzerinden gerçekleştiğini okuyamayacak kadar iktidar körü olan bu iktidar, seçimlerden sonra yüzde 30’larda oy aldığı zaman kafasını taşlara vuracak ama bu yazarkasanın acısını geçiremeyecek.

Geziden, 17 Aralıktan, 7 Haziran’dan sonra, sana karşı bu kadar teyakkuz halinde bir sivil toplum var iken, toplumsal gücünün ve ittifaklarının bu kadar azaldığı bir dönemde, bu kadar kirli bir oyunun içinden sıyrılabileceğini zannetmek, bir körlük. Artık 2002-2011 arası dönemde değiliz.

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi, bu kaostan yeni bir iktidar, yeni bir kurtuluş ile ayrılmak mümkün, bu çılgınlık bitebilir. Bunun yolu da bir koalisyon kurabilecek kadar CHP ve HDP’nin büyümesi. CHP’nin barışı savunması, milliyetçilik rekabetine girmemesi yapması gereken en önemli şey. Halk savaş istemiyor, yoksullar evlatlarının ölmesini istemiyor. Sünni, Türk yoksul bir çok insan, savaşı durdurduğu için Erdoğan’ı seviyordu. Artık onun  savaş ile iktidarını korumaya çalıştığını görüyor.

Memnuniyetle okudum bugün Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını. “Onların derdi senin çocuğun değil, onların derdi kendi makamları, kendi koltukları. Bunu çok iyi bilmeni isterim sayın vatandaşım. Şehit cenazeleri üzerinden prim yapar hale geldiler. Bunlardan birisi çıkıp dedi ki ben de şehit olmak istiyorum. Ülkeyi bu hale getirdiler. Şehit olmak istiyorum diyen bakan da 20 koruma ile geziyor. Kurşun geçirmez arabalara biniyor” demiş. Yürekten tebrik ediyorum. Hem ahlaken, hem siyaseten çok doğru bir pozisyon ve bu pozisyon devam ettiği sürece oylarının arttığını göreceklerdir. Yıllardır AKP tabanından oy almanın yollarını düşünen CHP, bu yolu bulmuş gibi gözüküyor. Ayrıca, “her şeye hayır diyen MHP, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne olağanüstü bir moral avantajı sağladı” da demiş Kılıçdaroğlu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden beri MHP ile AKP karşıtlığı üzerinden yaptığı işbirliklerinin CHP’ye zarar verdiğini görmüş gibi CHP. Hem CHP için, hem Türkiye için hayırlı olan, CHP’nin MHP ile milliyetçi bir ittifak değil, HDP ile barış ve demokrasi üzerinden bir ittifak yapmasıdır.

Bu yola girmiş gözüküyoruz. AKP, kendi tabirleriyle “eski Türkiye’nin partisidir”, miadı dolmuştur. Savaşın ve ekonomik çöküşün partisidir artık. Yazarkasaları hayırlı olsun. AKP’liler, bundan sonra başlarına gelecekleri de eski ANAP’lılara sorsunlar.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Covid-19 önlemlerine kimler uymuyor?; Türkiye'de bir kamu sağlığı tehdidi olarak erkekler ve ataerki

Hepimiz etrafımıza baktığımız zaman, bazı insanların önlemlere daha çok uyduğunu, bazılarının ise bunları ciddiye almadığını görüyoruz. Covid-19 önlemlerini umursayıp umursamamak neye göre değişiyor? Bu soruya cevap bulabilmek için, istatistiksel bir analiz gerçekleştirmeye karar verdik

Covid-19 ve ev ofis sömürüsü: Dünyanın tüm beyaz yakalıları, birleşin!

Beyaz yakalı arkadaşlarıma sesleniyorum. Ne kadar eğitimli olursanız olun, maaş karşılığında haftalık 40 saat (inşallah!) emeğinizi satıyorsunuz ve o maaşı almazsanız da geçinecek başka bir şeyiniz yok. Dolayısı ile cuma günleri tiyatroya, temmuz ayında da Selimiye’ye gidiyor olabilirsiniz ama sizler de işçisiniz.

Koronavirüs ve kapitalizmin çelişkileri

Bu çelişkiden ne çıkacak? Bence iki yol var: Biri daha fazla otoriterleşmeye, diğeri daha fazla özgürlüğe doğru