07 Temmuz 2010

Müziksiz Ülkenin Yanık Ormanları

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Boğaz hattındaki eğlence mekânlarında saat 23.59'da...


Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Boğaz hattındaki eğlence mekânlarında saat 23.59'da müziğin kesileceğini, buna uymayan mekanlara anında kilit vurulacağını açıkladı.
Kendine özgü üslubuyla, “hele 23:59’dan sonra, bakın 24:00 demiyorum, bir tek sesli yayın yapsınlar bakayım, hemen kapatma talimatı verdim” diyerek, pek zarif bir dille gürültü yasağı konusuna açıklık getiren Sayın Bakan’ın; geçen yıl Afyonkarahisar ziyaretinde kendisinden iş talebinde bulunan kadınlara verdiği “evdekiler yetmiyor mu?” cevabından, yüksek nitelikli çevresel yaklaşımlarını zaten anımsıyorduk.
Benzer şekilde, bir televizyon programında kendisine yöneltilen “yasaktan sonra düğünler de erken bitecek” yorumuna, Sayın Bakan, “Damat ve gelin açısından faydalı. Erken başlayınca onlar da bir an önce birbirine kavuşur” şeklinde gerdeksel (ay pardon geleneksel) bir cevap vererek, bir Bakan olarak tek “baktığı” konunun çevresel kirlilikten ibaret olmadığını, ailevi konuları da kapsadığını belirtmiş oldu!
Gündemdeki çoğu konuya olduğu gibi gürültü kirliliği konusuna da, “vur deyince öldüren”, denge tanımayan bir biçemle yaklaşılması, akla gizli ajandaları getiriyor. Üstelik, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın gürültü konusundaki bu kesin çözümcü tarzını, ne yazık ki ormanların korunması konusunda göremiyoruz.
Türkiye’nin çeşitli köşelerinde, bilgisiz, tedbirsiz ve/veya kötücül vatandaşların ihmalleri yüzünden yanan onbinlerce hektarlık alan, bozulan ekolojik dengeler varken; dumanı tüten siyah ormanlar her yıl, özellikle de yaz aylarında artarken; program program gezip gürültü karşıtlığından dem vuran Sayın Bakan’ın ormanların korunması ve vatandaşların bilgilendirilmesi konusunda hiçbir faaliyette bulunmaması insanı daha da üzüyor.
Korna, silah sesi, bozuk motor gürültüleriyle dopdolu, ancak müziksiz ve yeşilliksiz bir ülke olma yolunda ilerliyoruz...
Saat 23:59. Yat Borusu!!!
Gürültü yasağının turistik boyutu da doğallıkla tartışılmaya başlayınca, sürece Kültür ve Turizm Bakanlığı da dahil oldu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı arasında yapılması planlanan ortak çözüm zirvesinin en geç bu hafta sonu gerçekleştirilmesi; merakla beklenen “orta yolun” bulunması ve kamuoyuna açıklanması hedefleniyor.
Bakanlıklar arasında artan tansiyona neden olan yönetmeliğin uygulamalarını yumuşatmak için, "Turizm Bakanlığı Belgeli" işletmelerin uygulamanın dışında tutulması formülü üzerinde duruluyor.
Bu tip bir formül, örneğin “turizm belgeli mekanlarda haftasonları 02:00’ye dek esneklik” gibi bir uygulama, son derece akılcı bir çözüm önerisi potansiyeli taşıyabilir. Ancak böyle bir belgenin tahsis edileceği mekanları belirleyecek kriterlerin çok net olarak belirlenmesi, açıklıkla belirtilmesi ve yerel yönetimlerce doğru düzgün uygulanması gerekir.
Öyle ki Çeşme, Bodrum, Marmaris, Didim gibi turistik yörelerde faaliyet gösteren turizmcilerden de, tatil beldelerinde huzur arayan tatilcilerden de farklı serzenişler gelmeye devam ediyor.
Yasağın yürürlüğe konmasının ardından, Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, yaptığı açıklamada; söz edilen uygulamanın hayata geçmesi halinde, zaten pek de iyi gitmeyen turizm sezonunun büyük sekteye uğrayacağını belirtmişti.
Mehmet Kocadon’un açıklaması şu şekildeydi; “Turizm içinde eğlence kültürünü yok sayamayız. Bodrum bir turizm bölgesidir. Mümkün olduğu kadar ikinci konutların yükünü azaltmalıyız. Tabii ki dinlenmek için gelen insanlarımıza saygımız var. Zaten belediye olarak biz tedbirlerimizi aldık, açma kapama saatlerini ona göre belirledik. Şu anda da herhangi bir sorun yaşamıyoruz.”
Açıklama gayet akılcı, mantıklı...Ancak Belediye Başkanı’nın söz ettiği “ikinci konutlar”a bakınca davulun sesinin sadece uzaktan hoş geldiği anlaşılıyor. Zira Bodrum Göltürkbükü’nde bir bar, insana bırakın bir gecenin birkaç saatlik uykusunu, büsbütün yaşama sevincini kaybettirecek denli insaniyet dışı bir uygulama içinde!
Bahsettiğim mekan, Göltürkbükü’nde, deniz kenarında bile olmayan, hemen önünde konutların yer aldığı, yol üstündeki benzin istasyonunun hemen yanında yer alan Güverte. Cumartesi geceleri, sayın bakanın diliyle, “bakın 24:00 demiyorum”, tam 02:00’de sahne alan çeşitli şarkıcılar, tam 05:30’a dek sahnede kalıyor.
Uzun ve yorucu geçen kış temposunun ardından, yazlık evde huzurla geçecek zamanlara bunca hasretlenmişken; 04:00 sularında ailecek, hatta sitecek çıldırma noktasına yaklaşıyoruz. Jandarma’yı aradığımızda şöyle bir cevap alıyoruz: “Çevre Bakanlığı, bu yıl mekanlara denetim yetkisini bizim üzerimizden tamamen aldı. Bu mekan için onlarca şikayet aldık; ancak hiçbir şey yapamıyoruz”.
Bu noktada ne yapmalı? Bu benzin istasyonu kenarı mekan “kültür ve turizm belgesi” almaya aday bir mekan mıdır? Istanbul’un Reina’sı ya da Sortie’si ile, Bodrum’un eğlencesiyle ünlü Barlar Sokağı ile karşılaştırılabilir; aynı ölçütlerle değerlendirilebilir mi?
Başkalarından gelen şikayetler üzerine değil, birebir kendi deneyimim üzerine yazıyorum. “Tatilcinin Eliza Ablası” olmak gibi bir gayem olmadığı gibi, inanın, kendi içimde de çelişmiyorum!
Bu mekanla ilgili çıldırma noktasına gelen ben; hem yaz tatilinde, hem kışın gündelik hayatımda, Amsterdam, Bodrum, Istanbul, Ankara’da geçen zamanlarda, deniz kenarı mekanlarda eğlenmeye de, müziğe ve dans etmeye de, geceleri, özellikle de haftasonları ailem ve dostlarla yiyip içip sohbet etmeye de bayılıyorum.
Ben, tanıdığım ve tanımadığım yüzlerce başka insan gibi, dengeli, uzlaşmacı, yaratıcı çözüm önerilerini savunuyorum.
Saatler 24:00’ü gösterdiğinde garsonların farelere, arabaların balkabağına dönüşmeyeceğini az çok bilecek kadar büyürken; saat 24:00 ile 05:00 arasında tastamam 5 saat olduğunu, haftaiçi uygulamalarıyla haftasonu uygulamalarının en azından 2-3 saat farklılaştırılabileceğini de öğrendim sayılır.
Bu öğretiler ışığında, bu defa da Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Günay’a sesleniyorum; lütfen, rica ediyorum, ısrarla söz ettiğiniz “ortak noktaları” bir an önce bulunuz ve uygulamaya koyunuz!
Bizlere, yüzü hem doğu hem batıya dönük, hem huzurun hem eğlencenin kıyısında, aynı anda çok şey birden olunabilecek kültürel bileşkede bir ülkenin, birbirine saygı duyan vatandaşları olduğumuzu bir kere daha anımsatırken; Çevre ve Orman Bakanımız doğal güzellikleri korumak olan asli görevine, siz de gönül rahatlığıyla kültürel faaliyetlere ağırlık verebilirsiniz; topluca rahat bir nefes alırız!

Yazarın Diğer Yazıları

Haydi vur kendini şaraba, kedere ve aşka vur

Bugünlerde ölümün tekinsiz nefesi kulaklarımızda bir tokat gibi üst üste patlıyor

Kral Çıplak!

Bir varmış, bir yokmuş. Dört mevsimin birden yaşandığı cennet bir diyarda çelişki her şeyden çokmuş...

Seks Köleliği ve Grinin Ellibirinci Tonu

Türkiye medyasının en libidosuna kuvvet kalemlerinin “ay bayıldım!” çektiği...