18 Aralık 2010

Kırmızı Bir Kadının Portresi

Farklı renkleri ruhuna yansıtmış birçok insan tanıdım. Rengarenk, pırıltılı ya da daha mat, bütünüyle köşeli...

Farklı renkleri ruhuna yansıtmış birçok insan tanıdım. Rengarenk, pırıltılı ya da daha mat, bütünüyle köşeli ve siyah-beyaz, daha da kötüsü gıpgri, alacası kendinden menkul, farklı farklı dostlarım oldu. 
Giyindiği toplumsal rollere göre rengine rötuşlar yapan amatör ressamlarla da karşılaştım. Dostlarıyla enerjik ve tupturuncu, aşka düşme zamanlarında alabildiğine pembeyken, iş hayatındaki duruşuyla fümenin tüm tonlarına büründüğünü iyi bildiğim arkadaşlarım var. 
Hayatın izin verdiği oranda, bir rengi yaşamının neredeyse her alanına yansıtabilmiş nadir insan gördüm.  
Bizim tini mini kontes hanım, onlardandır. Alabildiğine kırmızı bir kadındır. 
Yarım asırı bir süre önce devirmiş olmasına karşın yaşından oldukça ufak göstermesini, koca kahkahasını patlatarak tevazuyla açıklar: “Bodur tavuk her dem piliç şekerim!”. Oysa aynı zamanda ince ve zarif, akça pakça ve pek narindir. Her zaman şık şıkırdım olmayı sever. Süslü, bilhassa kurdeleli şeyleri, incili takıları ve türlü türlü ayakkabı çantalarını kendine ahenkle yaraştırır.  
Çıtı Pıtı Hanım, Yay burcu kadını olmasına da borçlu olduğu, pek bağımsız, pek özgür, ortama uyumlu, sisteme muhalif bir ruha sahiptir. 
Yalnızlığını sıkıcı bir zorunluluk gibi değil, seçilmiş bir şölen gibi yaşayabilmesinin, kitaplar, filmler, teknoloji ve müzikle sonuna kadar barışık olmasından kaynaklandığını düşünürüm. Onun neredeyse yarı yaşında olan bendenizin zinhar anlamadığı birtakım bilgisayar programları ve arşivleme teknikleriyle karma CD’ler yapmasına da bayılırım! Tek bayılan ben değilim ki, Bodrum ve Ankara’da çeşitli mekanlar, arada onun chill-out seçkilerini çalıyor. 
Psikoloji ve sosyal psikoloji alanlarındaki sağlam eğitiminin üzerine, en az 30 yıllık da üniversite hocalığını koyduğundan olacak, gençlerle pek iyi anlaşır. Okulda oldukça zor bir hoca diye nam salmış olmasına karşın, eski ve yeni birçok öğrencisi tarafından ekseriyetle hayran olunması, bu “halden anlayan”, yaşına yaş katınca gençliğini unutmamış, iç görülü ve samimi haline bağlanır.  
Sevenleri çok olduğu kadar, arada hiç sevmeyeni de çıkan bir hoca olması, kanımca en çok kırmızılığındandır. Göze çarpmayan, herkeste vasat olumlulukta bir kanı bırakacak, mavi bir tipleme olmak, hiçbir alanda ona göre değildir. Bu yüzden de, el mahkum, hayat boyu birilerinin yüreğine ılık ılık yansıyacak, birilerininse sivri ve gri köşelerine, alevi fazla gelecektir. 
İnanılmaz lezzette yemekler yapan muhteşem bir aşçı; çok titiz, hatta bence fazla titiz, özenli, evi de kendisi gibi  zevkli bir kadın; her yaşımda, benimle ilgili de her türlü sırra vakıf olmuş, hele de kendisi gibi kırmızı dostlarınca pek sevilen, hem vefalı, hem eğlenceli, harika bir dosttur. Narin ve hassas, dolayısıyla zaman zaman alıngan, öte yandan da çok zeki, duyarlı, sevecen, sıcacık, derin ve müthiş bilgili bir kadındır. 
Şefkatli ve fedakar, gül yürekli bir evlattır. Anlatmaya sözcüklerin yetmediği, çok özel bir annedir.
Yaşamımın tüm aynalarına yansıyan güzel yüzü, doya doya, hasretle öpülesi, kırmızı hanımefendiye, 2 gün sonra 54. yaşını kutlayacağı için kırık dökük bir portre denemesi armağan etmek istemem de, işte tüm bunlar sayesindedir...Nergis kokulu yıllar olsun! 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Haydi vur kendini şaraba, kedere ve aşka vur

Bugünlerde ölümün tekinsiz nefesi kulaklarımızda bir tokat gibi üst üste patlıyor

Kral Çıplak!

Bir varmış, bir yokmuş. Dört mevsimin birden yaşandığı cennet bir diyarda çelişki her şeyden çokmuş...

Seks Köleliği ve Grinin Ellibirinci Tonu

Türkiye medyasının en libidosuna kuvvet kalemlerinin “ay bayıldım!” çektiği...