26 Şubat 2025
"Trump çok az Kanadalı politikacının yapabileceği şeyi yapmış olabilir;
Başka bir ülkeyi egemenliğini savunmak için birleştirmek."
Kanadalı tarihçi, yazar, Profesör Robert Bothwell
Geçtiğimiz haftalarda ABD Başkanı Donald Trump'ın en büyük ticaret ortaklarından biri olan Kanada’yı yüzde 25 gümrük vergisiyle tehdit etmesi ve “Amerika’nın 51’inci eyaleti” olarak adlandırması ülke çapında sert tepkilere yol açtı. Üstüne Truth Social hesabından “Onlarda olup da bizde olmayan hiçbir şey yok. ABD’nin yüz milyarca dolarlık sübvansiyonu olmasaydı, Kanada ülke olarak varlığını sürdüremezdi. Acı ama gerçek" sözlerini paylaşması, son olarak da dün yüzde 25’lik gümrük vergisinin 4 Mart itibariyle yürürlüğe gireceğini açıklaması, Kanada’nın kuruluşu olan 1867’den beri iki ülke ilişkilerini en kötü seviyeye taşıdı. Ekonomistler ve uzmanlar, bu kadar yüksek bir vergi oranının Kanada ekonomisini resesyona sürükleyebileceğini ve ülke genelinde ciddi ekonomik krizlere yol açabileceğini söylüyor. Trump’ın kararlarını ve provokatif açıklamalarını bağımsızlıklarına ve değerlerine hakaret olarak gören Kanadalılar’ın protestolarına her geçen gün yenisi ekleniyor.
Sekiz yıldır Vancouver’da yaşayan biri olarak ilk kez Kanadalılar’ın damarlarından milliyetçilik aktığını görüyorum. Kanada dünyanın en çok kültürlü, çok dilli, çok dinli ülkelerinden biri. 40 milyonluk nüfusun yüzde 20’si başka bir ülkede doğmuş durumda. En büyük şehirlerden biri olan Toronto’da bu oran yüzde 45, Vancouver’da ise yüzde 42. Sağolsun Trump, Hintliler, Çinliler, Filipinliler, İranlılar, Koreliler, Nijeryalılar, Pakistanlılar, Amerikalılar, Fransızların çoğunluğunu oluşturduğu, birbirinden çok farklı değerlere, tarihe, kültüre sahip Kanada toplumunu hayatlarında ilk kez bu kadar “Kanadalı” hissettirdi. Ontario Üniversitesi Profesörü, Tarihçi Robert Bothwell’in dediği gibi; "Trump çok az Kanadalı politikacının yapabileceği şeyi yapmış olabilir; başka bir ülkeyi egemenliğini savunmak için birleştirmek."
Bu hafta Kanadalıların Trump’a verdiği tepkileri yazmak istiyorum. Tepki dediysem, yine kibar asla kaba değil ama güçlü ve gururlu...
1. Başbakan Justin Trudeau ilk günden beri Kanada ve Amerika’nın en büyük ticaret ortakları olduğunu, Kanada’yı Kanadalılar’ın kurduğunu ve hiçbir dış gücün ülkenin geleceği hakkında söz sahibi olamayacağını söylüyor. Geçtiğimiz günlerde de ulusal yayın yapan bir TV kanalında yaptığı konuşmada Kanada'nın ABD ile tarihsel ittifakını vurguladı ve "Sizin yanınızda savaştık ve öldük" Trudeau her fırsatta Kanadalıları yerel ürünleri desteklemeye, yurt içi seyahati düşünmeye teşvik ediyor, birlik ve ekonomik dayanıklılığın önemini vurguluyor.
2. Savunma Bakanı Bill Blair doğrudan ilhak açıklamalarının saldırgan bir tutum olduğunu ve Kanada'nın egemenliğini savunmaya hazır olduklarını söyledi.
3. Ontario Başbakanı Doug Ford Amerikan yapımı alkollü içecekleri eyalet kontrolündeki mağazalardan kaldırarak somut adımlar attı ve bölge sakinlerini yerel alkol endüstrisini desteklemeye çağırdı.
4. Irkçılık karşıtı “Kanadalılar Nefrete Karşı” platformunun kurucusu Fareed Khan’ın Kanada bayrağının 60’ıncı yıldönümü töreni nedeniyle, parlamentoda gerçekleştirdiği konuşma Kanadalılar’ın toplu öfkesine ayna tutar gibiydi. Khan şöyle dedi: “Trump’ın Kanada’yı ilhak etmek konusundaki tekrarlanan tehditleri 2017 yılında yayınlanan, 27 psikyatrist ve ruh sağlığı uzmanının kaleminden çıkan “Donald Trump ve Tehlikeli Vakası” kitabında açıklanan sosyopatik tanıyı doğruluyor. Trump ani çıkışlarda bulunan, yetersiz, olgunlaşmamış biridir ve elinde buldundurduğu güç nedeniyle zorbalığa kayabilir. O, kötü huylu, narsistik bir adam ve hareketleri Üçüncü Dünya Savaşı ile sonuçlanabilir. Kanadalı siyasi liderler onunla herhangi bir lider gibi iletişim kuramaz. Kendisi Kanada’nın düşmanı olduğunu kanıtlamıştır. Biz ve müttefiklerimiz onun büyük bir tehlike olduğunu görüp, ona göre davranmalıyız. Kanada Medyası, Beyaz Saray’ı işgal eden bu sosyopatın hikayesini anlatmaya başlayın.”
5. 20 Şubat günü gerçekleşen Kanada-Amerika 4-Millet Kupa maçı öncesinde Trump sosyal medya hesabından, "Belki çok yakında değerli ve çok önemli 51’inci eyaletimiz olacak Kanada karşısında takımımıza zafer diliyorum" sözlerini paylaştı. Bunun üzerine Kanada Milli Marşı'nı seslendiren Chantal Kreviazuk marşta vatan sevgisinden söz edilen mısrada "hepimizin" yerine "yalnızca bizim" ifadesini kullandı ve maç sonrasında "Egemen bir ulus kendini tiranlığa ve faşizme karşı savunmak zorunda kalmamalı." Maçtan sonra Başbakan Trudeau “Ülkemizi alamazsınız, oyunumuzu da!” diyerek tweet attı.
6. Ottawa Senators ve Minnesota Wilds arasında geçen NHL (Ulusal Hokey Ligi) maçında, taraftarlar Amerikan milli marşını yuhaladı. Toronto Raptors-Los Angeles Clippers basketbol maçında “Kanada satılık değildir.” yazan büyük bir pankart açıldı.
7. Kanada bayrağının 60’ıncı yıldönümü, bir milliyetçilik şovuna dönüştü. İnsanlar evlerine, arabalarına bayraklar asarak birlik ve beraberliklerini kutladılar. Toronto, Vancouver ve Ottawa’daki sokak protestolarında “Ellerini Kanada’dan çek”, “Bizim bayrağımız, bizim geleceğimiz” şeklinde sloganlar atıldı.
8. “Kanada malı, yurdun malı. Herkes onu kullanmalı.” Biz Türkiye’de bu bilince ilkokul birde varmış olsak da, Kanadalılar Trump’ın çılgın sözlerinden önce Kanada ve Amerika’yı neredeyse bütün bir ekonomi olarak görüyorlardı. Şu günlerde marketlerde Kanada ürünlerinin üzerine “Kanada Malı” etiketleri yapıştırılıyor, bir ürünü satın almadan önce etiketinin okunması tavsiye ediliyor.
9. Birçok Kanadalı, Amerika seyahatlerini iptal ederek, ülke içine kaydırıyor.
10. IAB Kanada (Ulusal Reklam Bürosu) tarafından Vancouver’da düzenlenen ve benim de katıldığım Dijital Pazarlama seminerinde, büyük ajansların yöneticileri ve reklam verenler, reklam ekonomisinin Kanada medyalarına kaydırılmasının reklam veren tarafından avantajlarını ve dezavantajlarını tartıştı. Kanada’dan çıkan FB, Instagram, TikTok, LinkedIn, X gibi bir sosyal medya platformunun olmaması şu anda en büyük sorun. Genç girişimcilere popüler, “Made In Canada” sosyal medya platformu yaratma işi düşüyor. Bak olursa o da Trump sayesinde olacak.
11. Kanadalı şirketler de ulusal birliği ve ekonomik dayanıklılığı teşvik etmek için TV reklamları yayınladı. Bazı örnekler şunlar:
- Tim Hortons'un “Gerçek Kuzey Güçlüdür” Kampanyası: Kanada kültürünü öne çıkaran Tim Hortons, bir fincan kahve eşliğinde bir araya gelen farklı kültürlerden vatandaşların birliğini ve ortak kimliğini vurguladığı bir reklam yayınladı.
- Molson Canadian'ın "Nöbette Bekliyoruz" Reklamı: Kanada'nın küresel çatışmalardaki rolüne ve başarılarına dair tarihi görüntülerin ve Kanada milli marşında geçen “Nöbette bekliyoruz” sözünün yer aldığı bu reklam, Kanada'nın egemenliğini her zaman savunacağını söylüyor.
- Loblaws Marketleri’nin "Kanadalı Satın Alın" Girişimi: Bir dizi reklam, tüketicileri yerel olarak üretilen ürünleri seçmeye teşvik ediyor ve Kanada ürünlerini satın alma eylemini bir tür vatanseverlik ve ekonomik güç olarak çerçeveliyor.
- Canadian Tire'ın "Bizim Kanada'mız, Bizim Geleceğimiz" Reklamı: Canadian Tire, Kanada'nın kendine güvenini, çok kültürlülüğünü, ulusal gurur ve dayanıklılıkla uyumlu Kanada yapımı ürünlerini tanıtan bir reklam kampanyası başlattı. Bu reklamda “Kibarlığımız, zayıflık olarak algılanmasın” mesajı da veriliyor.
Kanada 20 Ekim 2025’te genel seçime gidiyor. Her geçen gün kamuoyunun desteğini kaybeden Başbakan Justin Trudeau'nun istifa açıklamasından ve Başkan Trump'ın saldırgan söylemlerinin ardından Liberal Parti'de bir canlanma yaşandı. Liderlik adayları Chrystia Freeland ve Mark Carney, karbon vergisini kaldırma ve Trump'ın vergilerine karşı çıkma sözü vererek bazı küskün seçmenleri geri kazandılar.
Son anketler, Muhafazakarlar’ın %39 ve Liberaller’in %32 oy oranına sahip olduğunu söylüyor. Başkan Trump'ın tehditlerinin, Kanadalıları dış tehditlere karşı birleştirerek Liberal Parti'nin anketlerdeki oy oranlarında bir miktar artışa neden olduğu düşünülüyor.
Öte yandan milliyetçiliğin köpürtülmesi muhafazakarların oy oranını daha da artırabilir. Muhafazakâr Parti Lideri başbakan adayı Pierre Pollievre’in ılımlı bir politika izleyeceğini düşünsem de, Muhafazakar Parti’nin kazanması döner dolaşır yine Trump gibi liderlere yarar. Ha bir de... Trump, 40 milyon nüfusluk, Amerika’nın 1.6 katı büyüklüğünde topraklara sahip Kanada’yı tek bir eyalet sayıyor ya... Sıkıysa 10 eyalet olarak saysın da Amerika’ya öyle katsın, bakalım bir daha ömründe seçim kazanabiliyor mu?
Ayşe Acar kimdir?Ayşe Acar 10 Ağustos 1974'de doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra 1996 yılında Sabah Gazetesi'nin reklam departmanında işe başladı. Sonraki yıllarda NTV ve Vatan Gazetesi'nin reklam departmanlarında yönetici olarak çalıştı. Kariyerini değiştirmesine yol açan olay, 2004 yılında ikizlerine hamile kalmasıyla gerçekleşti. Yazı işlerindeki arkadaşlarına hamilelik maceralarını anlatırken, kendini hafta sonu eklerinde köşe yazarı olarak buldu. Ayşe'nin İkizleri'nin ilk yazısı Vatan Gazetesi'nde 11 Eylül 2004'de yayımlandı ve çocukları Defne ile Ege'nin ilkokula başladığı 2011 yılına kadar sürdü. Nisan 2009'da "Anneee! Anne oluyorum!" isimli ilk kitabı yayımlandı. Bu süre zarfında Vatan Gazetesi'nin hafta sonu eklerinde spor, sanat, siyaset, iş, moda dünyasının etkili isimleriyle röportajlar yaptı. Ayşe 2017'de, ikizleri ve dört ayaklı çocuğu Mişka ile Kanada'nın Vancouver şehrine göçtü. Kanada'nın iklimine, kültürüne ve farklı bir dilde yaşamaya alışırken ortaya göç sürecinde yaşadığı zorlukları ve düştüğü gülünç durumları esprili bir dille anlattığı ikinci kitabı "Kanadalılaştıramadıklarımızdan mısınız?" (2019-Kara Karga Yayınları) çıktı. 2019 yılında T24'te Göç Hikâyeleri köşesini yazmaya başladı. Yeniden başlamanın gücünü anlattığı ve Kanada'da yaşam ile ilgili ipuçları verdiği yazıları, birçok yeni göçmen için rehber niteliğinde oldu. Ayşe Acar aynı zamanda Oksijen Gazetesi için yurt dışında yaşayan başarılı göçmenlerle röportajlar yapıyor ve Vancouver'da çok dilli kampanyalar yürüten bir reklam ajansında müşteri ilişkilerini yönetiyor. |
Bu hafta kaçıngan-kaygılı kapanında yaşanan bir aşkın gel-gitli, acılı, mutlu, korkutucu, güven sağlamayan, aşure gibi karışık duygulu hikayesini yazdım
Sekiz yıldır Vancouver’da yaşayan bir göçmen olarak, Netflix dizilerinden Adsız Aşıklar’da geçen “Türkiye mutsuzlar için şahane bir yer” cümlesinin neler hissettirdiğini yazdım
Okullar açıldı ve 36 çocuğun sıraları boş, hayalleri yarım kaldı. Bu hafta ünlü Yas Uzmanı David Kessler’in söylemlerinden yola çıkarak, Grand Kartal Otel’de hayatını kaybedenlerin ardından yaşadığımız toplumsal ve bireysel yası yazmak istiyorum
© Tüm hakları saklıdır.