07 Ocak 2022

Son derece kendine özgü bir dönem filmi, bir aşk hikâyesi

Herkesi mutlu etmese de bence yeni yılın kaçırılmaz filmlerinden biri...

LİCORİCE PİZZA

X X X ½

Yönetim ve senaryo: Paul Thomas Anderson
Görüntü: Paul Thomas Anderson, Michael Bauman
Müzik: Jonny Greenwood
Oyuncular: Cooper Hoffman, Alana Haim, Sean Penn, Tom Waits, Bradley Cooper, Will Angarola, Griff Giacchino, James Kelley, John C. Reilly, Maja Rudolph, Benny Safdie, Dexter Demme, Anna Cordell, Sasha Spielberg, Patrick Hoelck

Universal-MGM yapımı, 2021.

1970'li yılların ABD'sinde, Güney California'daki San Fernando vadisinin güzel ve yeşil doğasında geçen bir 'büyük aşk' hikâyesi. Nixon'un başkanlığı, sinemalarda ilk Bond'lar, Deep Throat filmiyle patlayan erotiko-pornografik sinemanın örnekleri, David Bowie'den The Doors'a müzikler...

Geniş ve genelde soluk renklerle anlatılan hikâye, 15 yaşındaki hafif tombiş, mizah duygusu gelişmiş, bir çocuk oyuncu olarak tanınmış, teknik işlere aklı eren (ve bu arada 'pinball' denen oyunu tanıtmış), ama aşkı ve cinselliği tatmamış Gary ile ondan tam 10 yaş büyük Alana Haim'in ilişkisini anlatıyor. İkisi de geniş ailelerden gelmektedir; ikisinin de yaşlarına göre okul ve mahalle arkadaşlıkları vardır. Ama Gary nedense bu uzun burunlu, bana bizim Nilüfer'i (ünlü şarkıcımız) hatırlatan, konuşkan, esprili, en büyük zevki çocukların fotoğraflarını çekmek olan delişmen kıza kalbini kaptırır.

Alana bir Yahudi ailenin üyesidir. Ve bu aile, ateizm üzerine bir şakayı bile kaldıramayan yaşlıların elindedir. Filmde hepsinin birbirinin tıpkı aynısı olan burunları, zaten filmde de 'ailecek' oynamalarıyla ilişkilidir!..

O aralar, kapitalizmin dönemsel adımları içinde yeni yeni pazarlanan 'su yatakları' ve bu çerçevede "Şişko Bernie'nin Konforu" diye tanıtılan yeni usül yataklar çıkar. Bizim Gary bunların da tanıtımını yüklenir. Sonradan bu yatakların virile, virilinse petrole dayandığı ve birden patlayan 'benzin krizi'nin bu yüzden olduğu ileri sürülecektir!..

Tüm bunlar, biraz da kendiliğinden doğan bu ilişkiye birer duvar çeker. Yaş sorunu, kadın tarafının 10 yaş büyük olması, eninde-sonunda aşkı köreltecek, hatta yok edecek gibidir. Gary ticarete iyice kendini adarken, Alana'nın topluma, dinine ve çevresine bağlanması işleri bozar. Hele hele ortaya çıkan yakışıklı bir rakibi, Gary için artık önlenemez bir engel olacaktır.

Film birçok açıdan kendi başına buyruk, hayli özgün ve sonunda etkileyici bir yapıma dönüşüyor. Yönetmen, 1970 doğumlu Paul Thomas Anderson 1988'den beri çalışıyor. Arada kısa filmler, TV yapımları, müzik filmleri de yaparak... Önemli filmleri arasında 1997'den başlayarak Boogie Nights, Manolya, Punch-Drunk Love, There Will Be Blood, The Master- Usta, İnherit Vice- Gizli Kusur ve en son Phantom Thread (2017) var. Bu onun için iyi bir dönüş olmuş.

Ve filmde birçok unutulmaz bölüm var... Örneğin o "her şeye evet demeyi" öğreten sahne... Ya da Alana'nın yüreğini vermeyi tasarladığı yakışıklı bir belediye sorumlusu gencin bir başka erkekle büyük aşk yaşadığının ortaya çıkması... Bunlar filmin biraz gevşek yapısına yer yer gelip derin bir duyarlılık ya da keskin bir mizah katıyorlar.

Ama belki en önemlisi şu: Film sonunda hiç çaktırmadan, büyük ve gerçek bir aşk hikâyesine dönüşüyor. Tüm o klasik 'love story'leri aşarak, kendine özgü, ama yine kolay unutulmayacak bir romans... Daha ne istenir?

Ve de oyuncular... İki başroldeki oyuncu, perdeye ilk adımlarını atıyorlar. Gary'yi oynayan Cooper Hoffman, unutulmaz ve 'müteveffa' oyuncu Philip Seymour Hoffman'ın oğlu. Onu tam beş filminde oynatmış olan yönetmen, bu filmde de başrolü oğluna vermiş.

Etkilenmez misiniz? Gerek o, gerekse Alana'yı oynayan Alana Haim son derece iyiler. Ve sanırım ikisi de bundan sonra sinemada kalıcı olurlar.

Ya ötekiler? Kısa rollerde harikalar yaratan, bir kısmını çoktan unuttuğumuz isimler... Örneğin hinoğlu hin iş adamı Jack Holden'de Sean Pennn. Ki Alana'ya Grace Kelly muamelesi yapmaktan kaçınmıyor!.. Ya da Jon Peters rolünde tanıması zor olan Bradley Cooper... Hele o iyice moruklamış, ne dediği bile anlaşılmayan Rex Blau'da bir zamanların ikonik şarkıcı-oyuncusu Tom Waits... Ya da John C. Relly veya Maja Rudolph gibi eski kuşaklar... Hepsini izlemek ayrı bir zevk...

Sonuç olarak, herkesi mutlu etmese de bence yeni yılın kaçırılmaz filmlerinden biri...



YARIN: THE KİNG'S MAN- BAŞLANGIÇ

Yazarın Diğer Yazıları

Kendine özgü bir fantastik sinema denemesi

Film belli motiflere ağırlık veren karışık bir yapı kuruyor; öncelikle bir western dekoru, atmosferi ve estetiği

Livaneli ve iki ilginç kadın yazarın kitapları

Zülfü Livaneli, Ayşe Övür ve Yeşim Rüzgar'ın yeni kitaplarına dair...

Yaz okumalarım: Başyapıtlar ve düş kırıklıkları

Başka yaz kitaplarından ilk fırsatta söz edeceğim...