03 Şubat 2022

Kadın bedenini erkekler kontrol altına alırsa...

Bu özellikle kadınlara göre bir film. Onların kaçırmaması gerekir; görmemeleri ayıp bile sayılabilir!.. Ama bunun ötesinde gerçekten birçok açıdan ilgiye değer bir filmle karşı karşıyayız

KÜRTAJ

X X X 1/2

(L'Evenement/ Happening)

Yönetmen: Audrey Diwan
Senaryo: Marcia Romano, Audrey Diwan
Görüntü: Laurent Tangy
Müzik: Alice Girard, Edouard Weil
Oyuncular: Anamaria Vartolemei, Kacey Mottet Klein, Luana Bajrami, Louise Orry-Diquero, Louise Chevillotte, Sandrine Bonnaire, Pio Marmai, Leonor Oberson, Anna Mouglais

Fransız filmi, 2021

2021 Venedik Festivali'nde Altın Aslan kazanmış ve seyircinin müthiş ilgisini çekmiş olan film, bizde de İKSV İstanbul Film Festivali'nde gösterilmişti. Annie Ernaux adlı kadın yazarın 2000 yılında çıkardığı romandan uyarlanan film, her açıdan tam bir 'kadın filmi'. Yani kadınların kendilerini sorunları, geçmişleri ve mücadeleleriyle daha iyi tanımalarına yol açtığı kadar, 'meraklı' erkeklerin de kadınları birçok açıdan daha iyi kavraması için de kaçırılmaz bir fırsat. Bu nedenle, senaryosundan yönetimine kadın işi olması ve oyun düzeyinin de özellikle onların başarısıyla seçkinleşmesi hiç şaşırtıcı olmamış.

Film 1940 doğumlu bir genç kadının, Anne Duchesne'in hikâyesini anlatıyor. Bir emekçi ailesinden gelen Anne, üniversiteye kapağı atmış ve o yıllarda Fransa'da birçok genç kızın tercihi olan edebiyat dalını seçmiştir. Böylece kızların ağırlıkta olduğu sınıfında, sıkı hocalarla Victor Hugo, Aragon, Jean-Paul Sartre, Albert Camus vb. isimlerin cirit attığı edebi tartışmalara katılmaktadır. Ve amacı ilerde en üst nokta, yani yazar olmaktır. 

Ya cinsellik? O da elbette vardır, hele Fransa gibi bir ülkede... Ama etrafında dört başı mamur birini göremez, bulamaz. Yönetmenin seçimi çerçevesinde, doğrusu biz de bulamayız!.. (Belki başka bir dal, örneğin mühendislik olsaydı bulurdu!) Ama iyi-kötü biriyle ilk seksini yapar. Ve olan olur: hamile kalır!..

Ait olduğu şeker grup içinde bu duruma düşen ilk kız odur!.. O yıllarda (demek ki 50 sonları/60 başları olmalı) Fransa'da bile 'serbest aşk' meşru sayılmaz. Ve bu durum, bir genç kızın hayatını karartabilir. O da bu durumdan ilk akla gelen şeyle, kürtaj kurtulmayı düşünür. Ama aynı biçimde, Fransa dahil birçok ülkede kürtaj hâlâ yasaktır. (Ancak yıllar sonra yasallaşacaktır.) 

Ve kahramanımız, ne aileden, ne kankalarından, ne bebeğin babasından ve elbette bunu sadece ondan yararlanmak isteyen diğer gençlerden yardım bulacaktır. Aynı biçimde, başvurduğu birkaç ünlü tıp adamının hiçbiri bunu, bırakınız kabul etmeyi, konuşmak bile istemez. 

Baştan söyledim: Bu özellikle kadınlara göre bir film. Onların kaçırmaması gerekir; görmemeleri ayıp bile sayılabilir!.. Ama bunun ötesinde gerçekten birçok açıdan ilgiye değer bir filmle karşı karşıyayız. Öncelikle Fransa gibi bir ülkede, oldukça yakın bir tarihte yaşanan olay, içerdiği tüm sevgisizlikle, cinslerarası ihanet ve eziyetle, toplumsal güvensizlik vb. duygularla (daha doğrusu duygusuzluklarla) gerçekten çok yürek paralayıcı. 

Ayrıca film estetik açıdan da ilgiye değer. Kadın bedenini çok özel durumlarda tekil ya da örneğin duş alırken guruplar halinde gösteren sahneler ustaca çekilmiş. Gerektiğinde biraz 'flu' kılınarak... Ve sonuçta kadın bedeninin tüm gizlerine vakıf olma duygusuna, yerli-yerinde bir estetik sos katılabilmiş. 

Özellikle iki oyuncuya dikkat çekmek isterim. İlki elbette baş roldeki Anamaria Vartolemei. Sinemaya 2011 yılında ayak basan oyuncu, sanırım bu rolden sonra çok iyi işler çıkarabilir. Bir de annesini oynayan Sandrine Bonnaire. 1967 doğumlu, demek ki günümüzde 55 yaşında olan oyuncu, bilenler bilir, bir dönemde Fransız sineması içinde çok saygın bir yer edinmişti. 

Son olarak iki nokta daha... Öncelikle olayın günümüzde de yeniden ayaklandığını duyuran haberlerden biri, Texas'ta kürtajın yeniden yasaklandığını bildiriyor. Bir diğeriyse gözüme çarpan bir yabancı eleştirmenin şu cümlesi: "Film, eğer siyasetçiler kadın bedenini kontrol altına almaya kalkışırlarsa olup biteceği duyuruyor." İlginç, değil mi?



Yarın: Dilberay

Yazarın Diğer Yazıları

ABD'deki hayali bir savaşın korkunçluğu tam şu günlere denk düşüyor

Dünyamızın savaş denen korkunç olaya sayısız ülkede esir düştüğü şugünlerde, bu film önemli bir eleştiri sayılabilir

Bir korku klasiğinin ilk günlerine dönüş

Bu türü sevenler ve özlemiş olanlar için iyi bir seyirlik sayılabilir

Hindu kültüründen gelen kendine özgü bir kitle filmi

Karşımızda gerçekten hayli değişik bir film var. Hem anlattıkları; hem anlatma biçimleriyle...