03 Şubat 2019

Turnalar da gitti bu memleketten!

WW-Türkiye’nin Ocak 2019’da yayımladığı araştırma raporuna göre, daha önce Doğu Anadolu’daki dört sulak alanda ürediğini bildiğimiz telli turnalar (Grus virgo), artık yaşamıyor bu topraklarda!

Turnalar da gitti bu memleketten, biliyor musunuz? Telli turna yok artık, yaşamıyor Anadolu’da.

Doğu Anadolu’da daha önce dört farklı sulak alanda ürediğini bildiğimiz telli turnalar (Grus virgo), üremiyor artık bu topraklarda

Tıpkı yüzlerce yıl Göksu Deltası’nda üremiş yaz ördeği (Marmaronetta angustirostris) gibi… Tıpkı Şanlıurfa Birecik’te yüzlerce yıl yuvalamış ak yanaklı arapbülbülü (Pycnonotus leucotos) gibi. Yoklar!

Kötü haberi, Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF-Türkiye) geçen hafta yayımladığı “Türkiye Üreyen Kuş Atlası”ndan öğrendik! 450 kuş gözlemcisinin 2014 – 2017 yılları arasında girdiği kayıtlardaki verilerin derlenip değerlendirilmesiyle gerçekleştirilen bu atlas projesinin yöneticisi Kerem Ali Boyla’yı geçtiğimiz cumartesi günü pazarda gördüm. Projenin veri analizi ve haritalarından da sorumlu olan Kerem, aynı zamanda “Dünya Sulak Alan Günü” olan o 2 Şubat’ta, bana yılların kayıtsızlığını anlattı ve “acı, ama gerçek” dedi!

Telli Turnalar, Fotoğraf: Neha & Chittaranjan Desai

Acı ama gerçek!

Anadolu halklarının yüzlerce yıl derdini anlatıp içini döktüğü, sürgünlüğünü şikâyet ettiği o güzelim canlı türü yok artık!

Hiç mi yok?

Hiç yok!

Gomidas’ın aynı isimli (Grung - Turna) türküsünü dinlerken gözlerimizi yaşartacak birden fazla sebebimiz var artık!

Onların ellerini ayaklarını çekişiyle birlikte bu topraklar biraz daha kısır, biraz daha çorak kaldı. Türküler, semahlar öksüz, aşıklar çolak…

Son Telli Turnaların Dansını İzle,” demiştim bu toprakların değerlerini tanımayı, bilmeyi, onlara tanıklık etmeyi ve belki de bu sayede yaşatabilmeyi önemseyen ve ilk olarak 2007 yılında yayımlanan “Türkiye’de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey isimli kitabımda. Anadolu’da telli turnaları görmek, kitapta nasıl yapılabileceğini ayrıntılı bilgiler eşliğinde sıraladığım 101 aksiyon önerisinden biriydi.

Aradan 15 yıl bile geçmedi… Ve bir kez daha eksildik… Kitabın bazı maddeleri gibi, bu maddesini de yapabilmemiz, bir ilkbahar günü Muş’un Bulanık Havzasına gidip Telli Turna’ları görmemiz, onların deyişlere, semahlara taşınmış danslarını izleyebilmemiz mümkün değil artık…

Türkiye’de bilimsel kriterlere göre tanımlanmış olan 184 “Önemli Kuş Alanı”ndan birisiydi Bulanık Ovası. Yüksek dağ bozkırlarıyla çevriliydi ve ovada yer yer ıslak çayır ve meralar, kum ve taş düzlükleri, tarlalar yer alıyordu. Murat Nehri boyunca uzanan havzada haziran ortasında açan mor zambaklar da görülmeye değerdi.

Yıllar önce yapılan gözlemlerden bu havzada telli turna türüne ait 11 bireyin bulunduğunu ve burada yaşam mücadelesi verdiklerini öğrenmiştik. Turnalar Bulanık Ovası’nı civarda fazla yerleşim yok diye, nehir üzerinde adacıklar ve çevresindeki insan eli değmeyen alanlarda beslenme imkânı var diye tercih ediyorlardı. Kısacası sulak alanlara bağımlı olan bir canlıydı telli turna!

Telli turnalar, Fotoğraf: Foto Dr. Raju Kasambe

Sulak çayırları kurutmayı, plansız yapılaşıp bilinçsizce mera kullanmayı, tarımsal ürününü yoğun tarım ilacına bulamayı marifet sayan insan bu türün de Anadolu’daki sonunu getirdi!

Bereketi kurutmakta üstümüze yok.

Oysa, insan kaynaklı müdahaleler nedeniyle bölgenin doğal yapısını kaybetme noktasına geldiğini fark eden Doğa Derneği, tehdidi çok önceden görmüş ve “Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları” isimli yayınında (Cilt II, s. 338), “Alpaslan I Barajı tamamlandığında bu bölgelerdeki sulu tarıma geçişle birlikte bozkır ve sulak çayırda yaşayan türler büyük olasılıkla yok olacak” diyerek uyarısını yapmıştı. “Toy, telli turna, mezgeldek, sürmeli kızkuşu gibi nesli bölgesel ve dünya ölçeğinde tehlike altında olan birçok canlı acil önlem alınmaması halinde yok olacak,” demişti.

Bulanık, Malazgirt ve Muş ovasının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu sonra bir kez de 2012 yılında haykırmıştı.

WWF - Türkiye raporunda da belirtildiği gibi, kuşların çoğunun yaşam döngüsünde üç temel evre var: Üreme, kışlama ve göç. Üreme dönemi, göç ve kışlama döneminin aksine kuşların alan seçimi konusunda en seçici oldukları dönem. Kuşlar yuvalama alanlarını birçok kritere göre seçer. Çevrede kendilerine ve yavrularına yetecek bollukta yiyecek olması, yumurtalarını koruyacakları ve yavrularını büyütecekleri güvenli mekanların bulunması onlar için yaşamsal öneme sahip. Gelebilecek tehditleri öngörmek, algılamak ve bunlardan kaçabilmek için üreme alanlarını iyice tanımaları gerekir. Kuşlarda seçicilik bu nedenle kaçınılmazdır.

Şimdi öğreniyoruz ki, seçici telli turnalar için Anadolu yavrularını yetiştirebilecekleri bir vatan olmaktan çıktı artık!

Telli turna, Fotoğraf: Machiel Valkenburg

Acı ama gerçek!

Oysa size yine T24 aracılığıyla 2017 yılı Nisan ayı sonlarında, telli turnaların İstanbul semalarında 45 yıl sonra ilk kez gözlendiğini haber vermiştim. Kuş fotoğrafçısı Ahmet Özbaş’ın Sarıyer semalarında görüntülediği telli turnayı T24 sayfalarına aktarırken bir avuç kuş gözlemcisi olarak hem sevinmiş hem de ümitlenmiştik.

Standart turnalardan (Grus grus) daha küçük ve zarif olan telli turna, gözünün gerisinden çıkan beyaz tüyleriyle ve sakal gibi göğsüne kadar sarkan siyah tüyleriyle bu yakın akrabalarından ayrılıyordu.

Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük ustalardan biri olan, ismini duyduğumuzda acıyla ve utançla irkildiğimiz, Kütahyalı Gomidas Vartabet’in (1869-1935) turnası bir kez daha öksüz. Onun derlediği bu türküyü (Grunk/turna), albümlerinden birini “Doğdukları Topraklarda Yaşayamayanlar” teması ile sahneye taşıyan Ertan Tekin hem üflüyor hem söylüyor:

“Turnam Nereden Gelirsin?

Kölesiyim Sesinin.

Turnam Memleketten Haber Var mı?

Turnam Memleketten Haber Var mı?

Koşma Sürünün Ardından, turnam. Tez yetişirsin.

Söyle turnam, memleketten haber var mı?

Turnam memleketten haber var mı?”

“Memleketten haber” bu maalesef. Onlar dünyanın dört bir yanına dağıldılar ve “gitme turnam bizim elden” demek için artık çok geç!

Umalım ki, geride kalanlar için çok geç olmasın!

(Not: Bu “kötü habere” rağmen,  WWF-Türkiye’nin “Türkiye Üreyen Kuşlar Atlası” isimli çalışması, çok kıymetli çok sayıda bilgi içeren ve üzerinde konuşulup çalışılmayı fazlasıyla hak eden bir rapor. Tartışıp çok sayıda eylem planı da çıkarılabilir, kimi sulak alanların makus talihi bile değişebilir belki! İsteyenler raporun tamamına WWF-Türkiye’nin dijital kopyasını muhafaza ettiği adresten indirip ayrıntılı bir biçimde okuyabilirler -AÖ.)