Politika

'Tüm maden ruhsatları sadece AKP'lilere veriliyor'

CHP Milletvekili Umut Oran, Karaman'daki madende işçilerin insanlık dışı ve kölelik koşullarında çalıştırıldığını söyledi

30 Ekim 2014 18:42

Ermenek’te yaşanan maden faciası üzerine Cumhuriyet Bayramı'nı dün maden sahasında kaygılı madenci aileleri ile geçirip yetkililerden bilgi alan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, gözlemlerini rapor haline getirdi. Umut Oran'ın raporunda 
Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık döneminde başlattığı bir uygulama ile maden ruhsatlarının 2012’den beri Başbakanlık tarafından verilmesinin bu tür facialara zemin hazırladığına işaret etti.

 

'Beyefendi fazla kalabalık istemiyor'

 

Karaman Valisi'ni ve kurtarma çalışmalarının eksikliğini de eleştiren Umut Oran, “Madende manzara korkunç, insanlık dışı, tam kölelik koşulları var. Sendikacılar içeri giremiyoruz diye beni aradığında konuyu aktardığım Vali’den “Beyefendi (Erdoğan) fazla kalabalık istemiyor, beyefendi gittikten sonra izin vereceğim” yanıtını adım.

 

'Vali, Erdoğan'ın nereye basacağını organize etti'

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geleceği saatlerde kurtarma işlemi yapılmadığını belirten Umut Oran, "Saat 13.00-ile 19.00 arasında hiçbir kurtarma işlemi yapılamadı sadece protokol düzeni sağlandı, Vali ‘Beyefendinin’ nereye basacağını, nereye mıcır döküleceğini organize eti! 420 kişilik AFAD personeli sadece sabahleyin içtiği çorbayla günü geçirdi. Gece isyana noktasına gelmişlerdi!

Maden ruhsatlarının neredeyse tamamı sadece AKP’lilere verilmektedir. Ruhsatı alan maden işletmecisi AKP’ye yardım yapmaya zorlanmaktadır. AKP’lilerin mitinglerine para desteği sağlayıp, işçileri mitinglere gitmeye zorlamaktadırlar. Sadece AKP’liler işe alınmaktadır” dedi.

CHP’li Umut Oran, Ermenek maden faciası ile ilgili olarak 2 sayfalık rapor hazırlayarak, “Karaman’ın Ermenek ilçesi Güneyyurt beldesindeki madende 28 Ekim 2014 tarihinde yaşanan su baskını nedeniyle 18 madencimizin mahsur kalması üzerine, 29 Ekim 2014 Cumhuriyet Bayramında bu madene giderek tüm gün incelemelerde bulunup, yetkililerden bilgi alıp, madencilerin yakınları ve sendikacılarla görüştüm” dedi.

Umut Oran, Ermenek ile ilgili gözlem ve önerilerini raporunda şu şekilde ifade etti:

- Maden bacasına girip biraz ilerlediğimde gördüğüm manzara korkunçtu. Çalışma koşulları ve iş güvenliği sıfır demek bile güç, hiçbir olumlu emare yok çünkü. Burası hiçbir şekilde insani ifadelerle tarif edilemez, madenciler çok ilkel, akıl almaz, insanlık dışı koşullarda çalışmak zorunda bırakılıyor.

- Bu maden daha önce kapatılmış ancak gerekli koşullar sağlanmadan yeniden açılarak adeta bu faciaya davetiye çıkarılmış. “Beğenmeyen gelmesin” diyerek insanların işsizliğinden, çaresizliğinden çıkar sağlanmaktadır. İşçilere yemek verilmemesi, servisin kaldırılması ve bunu kabul ettiğine dair taahhütname alınması, çıkardığı kömürde günlük kotasını dolduramaması halinde günlük ücretinden kesinti yapılması kabul edilemez.

- Madende biriken tonlarca su nedeniyle dün bütün gün boyunca arama kurtarma ekipleri hiçbir şey yapamadı. Dün akşama kadar uygun su tahliye pompası getirilemedi. Bu konuda arama kurtarma ekipleri tamamen hazırlıksız!

- Gelen pompalar da saatlerce kamyon üzerinde bekledi çünkü Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu için çok abartılı güvenlik önlemi alınmış dağ-taşa polis ve komando yığılmıştı. Bir yere gitmek için dahi 4-5 güvenlik notasından geçip kimlik göstermeye mecbur bırakıldı insanlar.

- Karaman valisi Murat Koca, Erdoğan ve Davutoğlu’nun Protokol Müdürü gibi davranıyor. Maden sahasına geçmek isteyen sendika yöneticileri polis izin vermeyince beni aradıklarında “Neden izin vermiyorsunuz” diye sorduğum Karaman Valisi’nden “Beyefendi (Erdoğan) fazla kalabalık istemiyor, beyefendi gittikten sonra izin vereceğim” yanıtını adım. Bunun üzerine kendisine “Buna siz mi karar vereceksiniz” diye tepki gösterdim ve sendikacıların içeri girişini sağladım.

- Erdoğan ve Davutoğlu gelecek diye ocağın ağzına, etrafa sadece polis ordusu yığıldı. Saat 13.00-ile 19.00 arasında hiçbir kurtarma işlemi yapılamadı sadece protokol düzeni sağlandı. Karaman Valisi sadece “Beyefendinin aracı şuraya park edecek, çamurdan yürümesin buraya mıcır dökün” talimatını vermekle meşguldü. 

- Önce Davutoğlu ocağa geldi ve ortalık karıştı yarım saat sonra geri döndü Erdoğan’ı karşılayıp yeniden ikisi birlikte geldi. Madencilerin yakınları ise haklı olarak “İkiniz birden gelseydiniz de bu eziyeti bir kere çeksek ne olurdu” diyerek bu duruma tepki gösterdi.

- AFAD personeli 420 kişi sabah içtikleri tarhana çorbasıyla bütün günü geçirdi, ağızlarından tek lokma geçmedi. Çünkü onlar için getirilen peynir, zeytin ve ekmek gibi kumanya, planlama yapılmadan yığılan 5-6 bin kişilik polis memuruna verildi. Gece ayrıldığımda AFAD personeli isyan noktasına gelmişti çünkü ne yemekleri ne yatacak yerleri vardı!

- O kadar çok polis vardı ki madencilerin aileleri haklı olarak “Verin polisin ellerine birer kova içerdeki suyu boşaltsınlar bir işe yarasınlar bari” diye bu duruma tepki gösterdi.

- Normal pompalarla içerideki suyun 1 ayda, ahtapot denilen cihazlarla ise 2-3 günde ancak boşaltılabileceği, ancak içeride çökmeler, yeni su baskınları olmasından kaygı ediliyor.

- Erdoğan ve Davutoğlu gittikten sonra maden sahası terk edilmiş bölgeye döndü. 18 madencinin aileleri ve yakınları ise perişan durumda yiyecekleri yemek, içecekleri çay- su ve ihtiyaç giderecekleri tuvaletleri dahi yok!

- Bu su baskını göz göre göre gelmiş çünkü 2011’de benzeri bir olay yaşanmış. Ayrıca madencilerin bana anlattığına göre 2-3 ay önce galerilerde duvarlardaki ıslaklığı gören işçiler yöneticilerini uyarmış ama “siz işinize bakın” tepkisiyle karşılaşmışlar. Oysa üretimin hemen durdurularak nem olan yerde sondaj yapılması gerekiyordu! Bu konuda patronlarını noter ihtarnamesiyle dahi uyarmışlar.

- Maden sahasına polis muhabiri dışında kimseyi almayıp basın mensupları arasında ayrımcılık yaptılar!

 

Çözüm önerileri

 

- Burada da Soma’da da benzeri her maden kazasında da asıl suçlu Başbakan’dır çünkü 2012’den beri ruhsatları bizzat Başbakanlık vermektedir. Suçlu Erdoğan ve bu düzeni sürdüren Davutoğlu’dur! İşveren burada sadece Başbakanın taşeronundur, denetleyen, ruhsatı veren Erdoğan’dır, Davutoğlu’dur.

- Madenlerde yaşanan her türlü olumsuzluğun en temel nedeni ruhsatların Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı uygulama ile Başbakanlık tarafından verilmesidir. Sorunun en temel nedeni 16.06.2012 tarih ve 28325 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2012/15 sayılı Başbakanlık genelgesi ile kamu kurum ve kuruluşlarının sahip oldukları taşınmazların kullanımı; bu çerçevede yeni maden ruhsatları da Başbakanlık iznine bağlanmış olması büyük hatadır.

- Çalışma Bakanı Faruk Çelik de “Bu maden (Ermenek) için ruhsat verilmemeliydi” diyerek üstü kapalı olarak bu yanlışa işaret etmektedir. Başbakan Ahmet Davutoğlu acilen bu uygulamadan vazgeçmeli, bir büyük yanlıştan dönmelidir.

- Maden ruhsatlarının neredeyse tamamı sadece AKP’lilere verilmektedir. Ruhsatı alan maden işletmecisi AKP’ye yardım yapmaya zorlanmaktadır. AKP’lilerin mitinglerine para desteği sağlayıp, işçileri mitinglere gitmeye zorlamaktadırlar.

 

'Babası CHP'ye oy verdiği için işten çıkartılan madenciler var'


- Maden ocaklarına sadece AKP’lilerin işe alınmasına çalışılmaktadır. Babası CHP’ye oy verdiği için işten çıkartılan maden işçileri bulunmaktadır.

- Madenlere ruhsat yetkisi oluşturulacak bağımsız bir kurula verilmelidir.

- Tüm madenler, meslek odaları ve sendikaların da katılacağı bir komisyonla acilen denetimden geçirilmeli, bir eylem planı hazırlanmalıdır.

- Maden kazalarının çoğunlukla özel sektörün işlettiği ocaklarda meydana gelmesi iş güvenliğinin ihmal edildiğinin göstergesidir. Devletin bu konuyla acilen el atması özel şirketlerin işlettiği ocakların tamamında etkili inceleme yapması, koşulları düzeltilemiyorsa bu ocakların kapatılmasını sağlaması gerekmektedir.

- Özel sektördeki ocağın iyileştirilmesini işveren sağlayamıyorsa burasının işletilmesini Devlet yeniden üzerine almalı, çalışma koşulları iyileştirmeli, dünya standartlarına getirilmelidir.

- Özel sektör ve devletin koşullarını düzeltemeyeceği kadar kötü bir maden söz konusu ise burası tamamen kapatılmalı, ancak buradaki çalışanlar işsiz bırakılmamalı, o ile özgü farklı üretim alanına özel teşvik verilmeli, bölge insanının verimli-güvenli alanları yönelmesi sağlanmalı.

 

İlgili Haberler