16 Şubat 2009

Düşler dünyası Zigana

Ne zaman ki kış gidecek ve yaz çiçekleri kaplayacak her yeri, işte o zaman dağlar tekrar eski neşeli halini alacaklar.

Bir dağın zirvesi…
Dağın eteklerindeki vadinin içinde karlar altında bir yayla. Evlerin büyük sadece çatıları gözüküyor. Bazı evler ise tamamen kara gömülü. Yayla ıssız, yayla sessiz, yayla sadece kayak yapanların uzaklardan kendisine ulaşan sesleriyle avunuyor. Kardelenler başlarını karlarına altından çıkarıncaya kadar kar tek başına tek hâkim olacak buralara.
Karlar altında kalmış yayla evlerine giden yollar bir masal dünyasına açılan düş patikaları sanki. Evlerin bazılarının kapısına kadar izler var. Karda açılmış izler çok yükseklerden bile belli oluyor…
Belli ki yürüyüş yapanlar uğramış bu evlere. Birazdan o evlerden çıkacak olan kar perileri tüm dünyaya sevgi ve barış dağıtacaklar sanki. Çünkü kar temiz ve saftır. Doğanın en temiz yüz olarak tüm kötülükleri örter ve her yere beyaz bir huzur getirir. Hava ve kadar soğuk ve gerçekse bu dağlarda, karlara gömülmüş yayla evleri de bir o kadar masalsı…
Hem yürüyüş hem kayak
Bu düşler dünyasında gerçeğe dönmem uzun sürmüyor. Rüzgârın getirdiği pişmiş et kokusu ve ellerimi donduran soğuk, beni kısa sürede gerçek dünyaya döndürüyor. Sabahtan beri bir şey yemediğimiz için hızla kayak merkezine doğru ilerliyoruz.
İki pist arasındaki bölge rüzgâra çok açık. Bu nedenle müthiş bir soğuk var. Önce bir şey hissetmiyor insan ama soğuk inceden inceye ısırıyor. Piste yaklaştıkça etrafım iyice açılıyor ve buz gibi rüzgâr hafiften yalamaya başlıyor suratımı. Yolun sağında bir cipin kenarına yakılan mangalda birazdan hamsi pişecek. Ben hâlâ açım.
Soğuk acımasıza vuruyor eldivensiz çıplak ellerime. Hava soğuk olmasına soğuk ama bir o kadar da açık. Işık muhteşem. Lifte binenleri çekmek için arkamı döndüğümde bir pistin de tam karşıda olduğunu görüyorum. O pist bundan daha uzun gibi görünüyor. Benim bulunduğum pist daha kalabalık. Baby lifte sıra beklemeden binmek biraz zor. Pistin bulunduğu tepenin zirvesinden bir grup iniyor. Trabzon’dan buraya doğa yürüyüşü yapmaya gelmişler. Gerçekten de tam yürüyüş havası. Güneş uzaklardan son ışıklarını gönderiyor… Dağlar kısa bir süre sonra karanlık ve soğuğa iyice teslim olacaklar.
Konaklama ve ulaşım
Gümüşhane ili sınırları içinde Zigana Kayak Merkezi, Trabzon’a 70, Gümüşhane’ye ise 40 kilometre uzaklıkta. Pistler 1900 metre rakımdan başlayıp, 2500 metreye kadar çıkıyor. Kayak merkezinde birer baby lift ve telesiyej var. Uzunlukları 600 ve 1,000 metre. Gümüşhane ve Trabzon’dan kolaylıkla günü birlik kayak yapmaya gidilebildiği gibi kayak merkezindeki Gümüşkaya Yaylakent Kayak evinde konaklamak da mümkün. Tesis 100 kişilik yatak kapasitesine sahip. Bunun yanı sıra lokanta ve kafeterya bölümü var. Kayak mevsimi aralık ayında başlayıp mart sonuna kadar devam ediyor. Ortalama kar kalınlığı 1.5 metreye kadar çıkabiliyor. Merkeze özel araçla ya da Trabzon ve Gümüşhane’den kalkan otobüslerle ulaşmak mümkün.
Pistte yaklaşık 1 saat oyalandıktan sonra yemek için bir lokantaya giriyoruz Kalabalık mı kalabalık bu lokantanın sahibi aynı zamanda garsonluk ve aşçılık görevi de görüyor. Bu kalabalıkta bize sıra gelmesi zor. Yani yemek için epey bekleyecektik. Dönmeye karar veriyoruz.
Gölge karla kaplı yaylaların üzerine örtmek üzere. Büyük yalnızlığın yanı sıra bir de gecenin hüznüyle baş başa kalacaklar biraz sonra.
Ne zaman ki kış gidecek ve yaz çiçekleri kaplayacak her yeri, işte o zaman evler, bahçelerinde oyun oynayan çocukların neşeli çığlıklarıyla yankılanacak. Dağlar tekrar eski neşeli halini alacaklar.

Yazarın Diğer Yazıları

Su için yürüyoruz

Amerika’da 2014 yılında yapılan bir çalışmada dünyadaki tatlı su miktarının tüm suların sadece yüzde 2.5’u olduğunu söylüyor

Bir kanyon, Bir adam…….

Elini ilk sıktığımda bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. O gün Arapkir yaylalarında çamurla, yağmurla boğuşmuştuk.

Arapkir yaylalarında bir gün

Hava bir kapıyor bir açıyor. Kapadığında bardaktan değil kovadan boşalırcasına yağıyor yağmur