20 Nisan 2024

Meteliğe kurşun, niteliğe bomba!

Nasıl oldu da milyonlarca insanı "toplumsal sefil" eden bu tablo böyle keskinleşti? 22 yıllık iktidarın bu ülkeye açıklamak zorunda olduğu köklü mesele bu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesinde AKP grubunun İmamoğlu'nun kimi programına olumlu oy vermesinden sonra…

Cumhurbaşkanı Erdoğan da CHP Genel Başkanı Özel ile görüşürse…

Bu ülkede epeydir o kadarı bile mümkün görülmemiş ama meğerse olabilirmiş deneceklere iyi bir şeyler eklenir.

Desen: Selçuk Demirel

Parazit yapmayayım ama…

Bu da et ve süt fiyatlarını düşürmüyor.

Hangi tavuk, nasıl tavuk, tavuğun neresi, gerçekten tavuk mu diye sorulmadan bilhassa gençlerin, öğrencilerin, çalışanların sarıldığı "tavuk döner"in fiyatını bile ikna edemiyor.

Çünkü ok yaydan fena çıkmış!

Şimşek çaksa da macun tüpe girmiyor, siyasette sulh olsa da karın da gönül de doymuyor!

Nasıl oldu da milyonlarca insanı "toplumsal sefil" eden bu tablo böyle keskinleşti?

22 yıllık iktidarın bu ülkeye açıklamak zorunda olduğu köklü mesele bu. Bunun hesabının ilk taksitini son sandıkta ödeyenler, hem hesabın tamamını, hem de izahını borçlu.

Gazze'de yine çocuklar ölürken, hem de ailesini kaybetmiş ama açlığını dindirecek yardım peşindeyken katledilirken; İran'ın garip saldırısında İsrail'de ölü var mıydı… O saldırının en dramatik ölümü Diyarbakır'da oldu: Bir doktor kripto paradaki büyük kaybından sonra canına kıydı!

Ne kadar çok sayıda genç, eğitimli veya eğitimsiz, işi var ya da yok, bu "kripto hayat"ta kripto parayla "yırtmak" istiyor acaba?

1980 sonrasında "bankerler" sayesinde köşeyi dönmek isteyenlerin çocukları, hatta torunları, neredeyse yarım asır sonra (elbette istisna da var) nitelikleriyle değil, metelikleriyle "zıplamak" için rakamların içinde kayboluyor.

Yurt dışına gitmiyorsa, gidemiyorsa, kaçamıyorsa; yurt içinde gerçeklerden kaçarak bir hayat kurmak zorunda kalıyorlar belki de.

Bu yarım asırda bir ülke katlanır, kanatlanırdı! Yok, öyle ithal teknoloji, tüketim kalıpları, eğlencesi, kakarakikirisi, otoyolları, hakiki kalkınmadan yoksun hızlı büyümesi, her şehirde niteliksiz üniversitesi filan değil…

Böyle umut erozyonuna kapılmaz, böyle gelecek endişesine yakalanmaz, böyle geçim girdabında boğulmazdı.

Eğitimin içini boşalt, sözde aileyi maileyi, maaileyi kutsarken, milyonlarca aileyi "umutsuzluk birliği" haline getir ve oradaki derin hayat çatlakları yaşlısından gencine, herkesin kalbinde yara yara kanasın…

Ve bu arada zenginleriniz, zenginliğiniz, arsızlığınız ülkenin üstüne üstüne yürüsün!

Elbette onlarca bozuk, çaresiz, kötü yılı oldu ülkenin; ama bu kadar büyürken bu kadar alçalması, bu kadar küçülmesi ve insanlarını böylesine küçültmesi, aşağılaması, hayatlarını adeta "memat" meselesi haline getirmesi bir "21. yüzyıl fenomeni" olarak tarihe yazıldı, kazındı!

Sahi, bir iktidar o çok büyütülen 21. yüzyılın ilk çeyreğini yuttu bile!

Bu çeyrekten kime ne kaldı, ya kendinizden ya evladınızdan bilirsiniz mutlaka; emeğinizden, emekliliğinizden, ekmeğinizden bilirsiniz.

Cumhurbaşkanı, yani eski Başbakan da, bu çeyrek asırda bazı meselelerde helallik istedi, "yanıltıldık" filan dedi, birçoğunda onca yanılgı ve yanıltmayla bile sorumluluk hissetmedi ama…

Hem onların her biri, hem de bu "bolluk içindeki yokluk" ve boğaz tokluğuna kadar ufku daralmış hayat için en az iki kuşağa özür borçlu.

Daha doğmamış çocukların da hakkı var ama onu da onlar gelmeden önlerine koymayalım!

Yine de biraz barış biraz sükûnet, biraz hiddet ve şiddetten uzak kalma ihtimali varsa, o bile değerli. Siz bi buluşun da!

Umur Talu kimdir?

Umur Talu, ilk, orta, liseyi Galatasaray Lisesi'nde yatılı okudu. 1980'de Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi'den mezun oldu.

Üniversite döneminde Demiryolu İşçileri Sendikası ve Marmara Boğazları Belediyeler Birliği'nde çalıştı. Günaydın gazetesinde başladığı gazeteciliği, Güneş, Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, tekrar Milliyet, Star, Sabah, Habertürk'te sürdürdü. Muhabirlik, ekonomi servisi yönetmenliği, yazı işleri müdürlüğü, genel yayın yönetmenliği, köşe yazarlığı, kısa süre Paris temsilciliği yaptı.

Medyakronik başta olmak üzere, çok sayıda web sitesi ile dergide makaleleri yer aldı.

Birkaç dönem Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu'na seçildi, başkan yardımcılığında bulundu.

İstanbul Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi İletişim fakültelerinde ders verdi.

Türkiye medyasında ilk "ombudsman"lik kurumunun kurulmasını gerçekleştirdi. 1998'de Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ni hazırladı.

Çalışmaları Türkiye Basın Özgürlüğü Ödülü, iki kez Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Köşe Yazısı ÖdülüÇağdaş Gazeteciler Derneği Ödülü başta olmak üzere, çeşitli mesleki ödüllere değer görüldü. Aynı yıl, üç farklı gazetecilik örgütünden köşe yazarı ödülü aldı.

Bodrum: Yüzyıllık Yolculuk, Kadınımızın Hatıra Defteri gibi belgesellerde metin yazarlığını yaptı.

Sosyal Demokrasi, Fransa Bölümü (Turhan) Uçuran Bey Postanesi (Milliyet) , Dipsiz Medya (İletişim) , Bedelli Gazetecilik (Everest) , Senin Adın Corona Olsun (Literatür) kitapları yayımlandı. Keynes'in (O. E. Moggridge, Afa Yay.) çevirisini yaptı. 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yaş 13'tü, 22 yıl sonra yine 13!

Tecavüze uğrayanı tecavüzcüyle evlendirmeyi içinden geçirmekle kalmayıp dışına da şey eden erkek yargı mensupları! 13 yaşındaki kız rızasıyla, babası, dedesi yaşında 26 adamla… diye karar veren mahkeme üyeleri. Mahkeme kararını normal bulan, onaylayan, N.Ç.'ye hançer saplayan yüksek yargı

Yeter mi? Yetmez!

Kobani "suç" ise Süleyman Şah ne der, "şehit astsubay" ne düşünür, peşmergelerin Türkiye topraklarından yolculuğu tarihten silinmiş midir?

Vicdan enternasyonali!

Orleck ve gibiler bize şunu da anlatıyor: Tamam kimlikler var ve doğuştan insanı kavrıyor, kuşatıyor, kişiliğinin temellerini de oluşturuyor ama, istisnai kimi durum dışında… Öyle herkesi içine alan bir "kimlik kişiliği" yok. "Bütün Yahudiler, bütün İsrailliler" yok. "Bütün Araplar" yok. "Bütün Amerikalılar" yok."Bütün Türkler" yok. İyiler ve kötüler var kabaca