14 Mart 2023

Sinan Ateş cinayetinin soruşturmasında durum ne?

Ateş'in öldürülmesine karıştıkları iddiasıyla tutuklananlar arasında yer alan ve önde gelen isimlerin yakın geçmişte MHP içinde siyaset yapmış olmalarının MHP Genel Merkezi'nde yarattığı rahatsızlık Ankara'da konuşulan konu başlıklarından

Gündemden hiç çıkmaması gereken deprem felaketi ve akabindeki siyasi gelişmeler nedeniyle geçici olarak ikincil konuma düşen konulara yavaş yavaş yeniden dönüyorum.

Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş'in başkentte sokak ortasında öldürülmesinin üzerinden 74 gün geçti. Soruşturma devam ediyor. Halen 21 şüpheli tutuklu.

Bilindiği gibi cinayetin hemen ardından yaşananlar, kamuoyunda epeyce tartışıldı. Bilhassa Ateş'in siyasi konumu nedeniyle cinayet üzerindeki "gölgeler" gündemdeydi.

Cumhur İttifakı'nın ortaklarından MHP ve bazı MHP'li siyasiler cinayetle ilişkilendirildiler.

Her ne kadar deprem ve yaklaşan seçimin yarattığı atmosfer gündemi belirliyor olsa da savcılık önümüzdeki günlerde iddianame yazımına geçebilir.

Gündemin farklı seyrettiği günlerde, Sinan Ateş cinayetiyle ilgili bilgi edinmeye devam ettim.

Bu zaman zarfında ulaştığım bilgileri paylaşayım.

Baskılardan bunalan polis emekli oldu

İlk olarak, soruşturma sırasında yaşadıklarından bunalan ve emeklilik dilekçesi veren polisten söz edeyim.

Hatırlanacağı üzere, cinayetle ilgisi olduğu iddia edilen ve halen tutuklu şüphelilerden Tolgahan Demirbaş'ın suikastın akabinde MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz'un da bulunduğu evde gözaltına alındığı ortaya çıkmıştı.

Demirbaş'ın gözaltına alındığı sırada yaşananları Büyüteç'te duyurmuştum.

Sonrasında ise, Demirbaş'ı gözaltına almak için söz konusu adrese giden polislerden birisinin tayin edildiğini yine Büyüteç'te kalem almıştım.

Sürecin devamında yeni gelişmeler yaşandı. Demirbaş'ı o gün gözaltına almaya giden polislerden birisi emekli oldu. Olayın akabinde yaşadığı sıkıntılar ve baskılardan bunalan polis, çareyi emekli olmakta buldu. Dilekçesini verdi. Emeklilik işlemi gerçekleşti.

Bu yaşananlar ışığında, Ateş ailesinin ve yürütülen soruşturmanın odağında olan MHP Genel Merkezi'ndeki kimi isimlerin ve MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz'un Ankara Emniyeti'nin yönetimiyle yakınlığını söylememe sanırım gerek yok.

Hele ki, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Ankara Emniyet Müdürü Servet Yılmaz'ın, Kılavuz'un yanı sıra MHP Genel Merkezi'yle diyalog halinde olduğunu, deyim yerindeyse Bağdat'taki sağır sultan biliyor artık.

Cezaevi müdürü de tayin edildi

Emniyet'te bu işler olurken bir başka haber de şüphelilerin bulunduğu cezaevinden geldi.

İddiaya göre, Sincan Kapalı Cezaevi'nde şüphelilerin kaldığı bölümden sorumlu olan müdür, görevden alındı. Söz konusu bürokrat, Ankara'ya yakın kentlerden birine tayin edildi. Yerine başka bir isim, cezaevine atandı.

Görevden alınan müdürün, şüphelilerin kaldığı bölümde sıkı denetim ve kontrol yaptırdığı ifade ediliyor.

MHP'liler savcıdan rahatsız

Gelişmeler bunlarla sınırlı değil. Ateş'in öldürülmesine karıştıkları iddiasıyla tutuklananlar arasında yer alan ve önde gelen isimlerin yakın geçmişte MHP içinde siyaset yapmış olmalarının MHP Genel Merkezi'nde yarattığı rahatsızlık Ankara'da konuşulan konu başlıklarından.

Bu çerçevede, MHP'li bazı üst düzey isimlerin zaman zaman Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulundukları belirtiliyor.

Özellikle deprem felaketiyle bu yöne kayan gündem içinde Adalet Bakanlığı yönetimiyle irtibat halinde olan MHP'li isimlerin soruşturmayı yürüten savcıdan rahatsızlıklarını dile getirdikleri iddiası mevcut.

Bu arada kulislere yansıyan diğer bir bilgiye göre; cinayet soruşturmasında gözlerin üzerine çevrildiği isimlerden birisi, soruşturma savcısına geçtiğimiz günlerde cep telefonu üzerinden mesaj gönderdi. Mesajla ilgili görüştüğüm bir kaynağım, sert bir üslup kullanıldığı iddiasında.

Tutanaklar imha mı edildi?

Ateş'in öldürülmesiyle ilgili soruşturma çerçevesindeki en önemli delillerden birisi, cinayette karıştığı iddia edilen Tolgahan Demirbaş'ın, MHP'li Olcay Kılavuz'un evinde gözaltına alınması sonrasında hazırlanan yakalama ve gözaltına alma tutanağı olması kuşkusuz.

Ancak bu konuda farklı bilgiler, Emniyet'ten yansımaya başladı.

Süreci sorularla açmaya çalışayım:

  1. Tolgahan Demirbaş'ın olayın hemen ardından MHP Milletvekili Kılavuz'la birlikte Bağlıca'daki evden gözaltına alınmasıyla ilgili hazırlanan polis tutanağının akıbeti ne oldu?
  2. Yaratacağı siyasi sıkıntı nedeniyle tutanağın Kılavuz'un bulunduğu evden değil de, evin bulunduğu sokak üzerinde – soruşturmanın ilerleyen döneminde olası HTS incelemesi yapılması olasılığına karşı - gözaltı işlemi yapıldığı şeklinde yeniden düzenlendiği bilgisi doğru mu?
  3. Daha sonra ikinci tutanağın da ortadan kaldırıldığı kimi kaynaklarca iddia ediliyor. Soruşturma dosyasında Demirbaş'ın ilk gözaltısıyla ilgili tutanak mevcut mu?
  4. Gözaltı işleminde yer alan polisin emekli olmasında bu süreç mi etkili oldu?

Hatırlatayım, adli soruşturmalarda, soruşturma dosyası içindeki herhangi bir evrakın ortadan kaldırılması veya yok edilmesi ağır suç.

Valinin istifası

Her ne kadar Ateş cinayetiyle ilgili olmasa da bir gelişmeyi daha aktarayım.

Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaşandığı bölgedeki valiler, felaketin ardından depremzedelerle çok kez karşı karşıya geldi.

Devlet yönetimi ile yurttaşlar arasında yaşanan olumsuzluklar sosyal medya aracılığıyla gündeme geldi.

Adıyaman Valisi Mahmut Çuhadar'ın yaşadığı durum da bu örneklerden birisiydi.

Çuhadar, deprem nedeniyle görevinden istifa eden – hükümet uygulamasıyla görevden affını isteyen – ilk bürokrat oldu.  

İstifanın perde arkası şöyle: İçişleri Bakanlığı kulislerine yansıyan bilgiye göre; Bakan Soylu, deprem sonrasında küçük ölçekli valiler kararnamesi hazırlığı yaparak Cumhurbaşkanlığı'na gönderdi. Ancak kararname Cumhurbaşkanlığı'nca uygun bulunmadı, bakanlığa geri gönderildi.

Bunun üzerine aynı zamanda Menzil tarikatının etkili olduğu Adıyaman'da yaşanan olumsuzluklar sonrasında Vali Çuhadar, Bakan Soylu'nun bilgisi çerçevesinde istifasını verdi.

Vali Bey'in istifa sürecinde Erdoğan ile Soylu arasında özellikle AFAD'ın yarattığı ortam nedeniyle bir süredir devam eden sıkıntıyı göz ardı etmemek gerektiği kanısındayım.

Tolga Şardan kimdir?

Tolga Şardan, 1988'de yerel yayımlanan Ankara Ulus Gazetesi'nde mesleğe başladı. 1989'dan 2018'e kadar Milliyet Gazetesi'nde polis muhabirliği, Ankara Temsilci Yardımcılığı ve köşe yazarlığı yaptı. 

Haber ve yazılarıyla, 1992'den itibaren Çetin Emeç, Muammer Yaşar Bostancı, Abdi İpekçi'nin adını taşıyan gazetecilik ödüllerini aldı. Yanı sıra, haberleri Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Türkiye Spor Yazarları Derneği'nce ödüle layık bulundu. 

Ayrıca, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nce verilen 2021 Yılı Basın Özgürlüğü Ödülü'nün sahibi oldu. 

Şardan, 2019'da Doğan Kitap'tan yayımlanan "Komonist Masası'nda Nazım Hikmet" adlı araştırma dalındaki kitabını kaleme aldı. 

2019'dan bu yana T24'te çoğunlukla güvenlik konularını ele aldığı Büyüteç adlı köşeyi yazıyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Burdur'daki taciz skandalında ikinci perde: Tacizi tespit eden müdür vekili görevden alındı!

Yönetimindeki kurumda olanı biteni tespit ederek raporlayan ve devletin önlem almasının önünü açan Kılınç, sonuçta sisteme yenik düştü!

Burdur'da taciz skandalı: Skandalın adresi Burdur Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü!

İşin içinde taciz var, mahkemeden alınan uzaklaştırma kararı var, il müdürlüğünde görevli kamu personeli var, şüpheli, tanık ve mağdura ait adliye yansıyan ifadeler var, adı tacize karışan personelin görevden uzaklaştırılması amacıyla bakanlığa ve valiliğe yazılan yazılar var. Yetmedi, benzerlerinde olduğu üzere dini cemaat iddiası var. Yetmedi, siyaset var

Ayhan Bora Kaplan, polis muhbiri oldu mu?

17 - 25 Aralık 2013'te Gülen cemaatinin emniyetten tasfiyeye başlanması sonrasındaki personel değişimi sırasında yeni göreve gelen ekipler, Ankara'yı kasıp kavuran Aramaz'ı bir türlü yakalayamazken, muhbir olmak amacıyla şubeye gelen genç, Aranmaz'la ilgili önemli bir bilgiyi polise aktardı...