22 Eylül 2023

İşte Ayhan Bora Kaplan hakkındaki "o" takipsizlik kararı ve sonrasında yaşananlar

Kaplan'la bağlantısının ortaya konulduğu bugünlerde, hakkındaki haberlere erişim yasağı getiren üst düzey yargı mensubunun Ankara Adliyesi'ndeki görevi sırasında, 2019'da verilen bir takipsizlik kararına ulaştım!

Ankara'da yargı ve siyaset bağlantılarıyla ön plana çıkan ve organize suç örgütü kurduğu iddiasıyla tutuklanan Ayhan Bora Kaplan'la ilgili yeni bilgiler ortaya çıkıyor.

Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun yanı sıra kimi üst düzey yargı mensuplarıyla temasları gündeme gelen Kaplan'ın, şimdiye kadar serbestçe dolaşması ve faaliyetlerine devam etmesinin nasıl sağlandığı tartışılıyor.

Serbest kalabilmesindeki en önemli faktörün, "hakkında yürütülen adli soruşturmalardan kurtulmak" olduğu artık hemen herkesin bildiği konu.

Ankara Adliyesi'nde "şüpheli" konumda olduğu soruşturmalardan "kovuşturma yapılmasına yer olmadığı (KYOK)" diğer değişle "takipsizlik" kararları alarak kurtulan Kaplan, bugüne kadar kar topu misali büyüyerek geldi.

Soruşturmayı yakından takip gazeteci olarak Kaplan hakkında nasıl KYOK verildiği ve KYOK'larda hangi görüşlerin yer aldığının peşine düştüğümde bir tesadüfle karşılaştım.

Epeyce zamandır görüşmediğim bir avukat dostum sayesinde, Kaplan'la bağlantısının ortaya konulduğu bugünlerde, hakkındaki haberlere erişim yasağı getiren üst düzey yargı mensubunun Ankara Adliyesi'ndeki görevi sırasında, 2019'da verilen bir takipsizlik kararına ulaştım!

Ne yalan söyleyeyim; güzel sürpriz oldu.

Cezaevinden ihbar

Ankara Adliyesi'nde Kaplan hakkında verilen takipsizlik kararının temeli, yine 2019'da yapılan ihbara dayanıyor.

Tekirdağ 2 numaralı F Tipi Cezaevi'nde yatan T.A., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe gönderip Ankara'da faaliyet yürüten suç örgütleri hakkında savcıya bilgi vermek istediğini bildirdi.

Bu talep üzerine başsavcılık, uzaktan erişim sistemiyle ihbarcının ifadesine başvurdu. İhbarcının verdiği bilgiler KYOK'ta şöyle yer aldı:

"(...) Ökkeş ve Kırıklar olarak bilinen örgütlere ilişkin bilgilerinin olduğu, Altındağ bölgesinde uyuşturucu ve silah işi yaptıklarını, bu örgütler dışında Varişler diye bilinen soyadları Variş olan bir örgüt daha olduğunu, bunların da uyuşturucu ve silah işi yaptığını,

Dilekçesinde belirtilen diğer bir örgütün Kadir İnan isimli bir grubun olduğunu, bunların da uyuşturucu ve kadın işi yaptıklarını, Hıdırlıktepe'de faaliyet gösterdiklerini,

Dilekçesinde belirtilen B.K dediği kişinin Bora Kaplan, S.G baş harflerini belirttiği kişinin Sabahattin Genç, Ö.G diye belirttiği kişinin Sabahattin'in kardeşi Ökkeş Genç, F.S olarak belirttiği kişinin Ferhat Sönmez isimli kişi olduğunu, ‘Kürt Cemal' isimli birini duyduğunu Ankara'da eroin dağıttığını beyan ettiği, (...)"

KYOK'a göre; bilgi verdiği sırada, savcılık, 2006'dan bu yana cezaevinde olması nedeniyle ne şekilde bilgi sahibi olduğunu ihbarcı T.A.'ya sordu.

İhbarcı, savcının sorusunu, "Altındağ ilçesinde yetişmiş birisi olarak çalışma sistemlerini bildiğini" söyleyerek yanıtladı.

Yeri gelmişken Ankara'yı bilmeyenler için Altındağ'ın önemini anlatayım:

Geçmişten günümüze, kentte peydahlanan ve yeşeren neredeyse tüm suç örgütlerinin merkezi konumundadır Altındağ. Mafyanın merkezi olmakla birlikte doğal olarak kentte satılan her türlü uyuşturucu maddenin ana dağıtım noktasıdır.

Özellikle, Telsizler, Çinçin ve Aktaş mahalleri yerel mafyanın başlangıç yeri. Biraz daha uzaktaki Önder Mahallesi ise, şimdilerde Suriyeliler başta olmak üzere sığınmacıların yaşam alanı ve orada da benzer yapılar mevcut maalesef.

Polis nasıl araştırdı?

Kaldığım yerden devam.

İhbarcı T.A.'dan gelen bilgiler sonrasında savcılık, Ankara Emniyeti bünyesindeki Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi'ne, araştırma yapılıp gönderilmesi talimatını verdi.

KYOK'taki bilgilere bakıldığında; polisin ne kadar süreyle araştırma yaptığı bilgisi yer almamakla birlikte, elde edilen veriler şöyle oldu:

"(...) Konuyla ilgili olarak Ankara Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan araştırmalarda; baş harfleri ve isimleri yazılı kişilerin, yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı Kadir İnan, Bora Kaplan, Sebahattin Genç, Özal Genç, Ferhat Sönmez isimli kişiler olabileceği,

Bu kişilerle ilgili olarak Narkotik Şube tarafından 2019/199 suç numarası ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından haklarında tahkikat yürütülmüş olduğu, Kürt Cemal isimli kişinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilemediği, örgüt olarak bildirilen gruplara ilişkin de herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, ayrıca tüm iddialar ve kişilerle ilgili olarak evrak içeriklerinde somut bilgi olmamasına rağmen yapılan istihbari ve sokak çalışmalarında hali hazırda herhangi bir somut veri bulunmadığının tutanağa bağlandığı, (...)"

İşin özünde polis; "biz bunları biliyoruz ama suç işlediklerine dair bulgumuz mevcut değil" dedi.

Bu yanıtı görünce insanın aklına geliyor:

Mesela, 15 Temmuz'dan hemen önce 2016'da hakkında narkotik suçu nedeniyle soruşturma başlatılan ve 15 Temmuz gecesi dönemin Çalışma Bakanı Süleyman Soylu ile telefon görüşmesi yaptığı iddiaları bulunan, bununla ilgili kayıtların adli emanette durduğu söylenen Ayhan Bora Kaplan'la ilgili nasıl olup da somut bilgi ve belge bulunamadığı...

Ankara'nın uyuşturucu piyasasını elinde tutan kişiler ve gruplara karşı geçmişte dosya yapan aynı polis birimi, 2019'da herhangi bulguya ulaşamadı nedense?

Yeri geldiğinde havada uçan kuşun kanat çırpışından yola çıkıp sonuca ulaşan polisin, Ankara'daki yapılanma ile ilgili kanıt ve bilgiye ulaşamaması ilginç!

Suç yoksa KYOK var

KYOK'a göre devam edeyim.

Savcılık sonuçta gelinen durumu şöyle açıkladı hazırladığı takipsizlik kararında:

"(...) Cumhuriyet Başsavcılığımızca UYAP sistemi üzerinden yapılan kontrollerde; Narkotik Şube tarafından belirtilen suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçları nedeniyle kimlik bilgileri tespit edilen şüpheliler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2019/129902 sor. sayılı dosyasından soruşturma yürütülerek iddianame tanzim edildiğinin görüldüğü, ayrıca şüphelilerden Kadir İnan, Sebahattin Genç, Ferhat Sönmez'in 2019 yılı itibariyle ceza infaz kurumlarında oldukları ve halen ceza infaz kurumlarında barındıklarının görüldüğü,

Tetkiki yapılan dosya kapsamına göre; kimlik bilgileri tespit edilen şüpheliler açısından iddia olunan suçlarla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma yürütülmüş olduğu,

İhbar edenin, 2006 yılından beri ceza infaz kurumunda bulunup herhangi bir bilgi vermeksizin atılı suçları işlediğini belirterek ihbar ettiği kişiler ile ilgili soyut anlatım dışında hali hazırda atılı suçların işlendiğine ilişkin kamu davasının ikamesini gerektirir nitelikte delil bulunmadığı anlaşılmakla, olay ve şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına (...)"

Buradan da alıyoruz ki; zaten daha önce bir soruşturma var ve iddianame hazırlanmış dolayısıyla yeni bir yargılamaya gerek olmadığına hükmedildi!

İddianameyi iade eden hakime terfi

Peki savcılık, KYOK verdi ama ya önceki iddianame ne oldu? İşte orası biraz tuhaf.

Zira, KYOK'ta belirtilen önceki soruşturmaya ait iddianame, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

Fakat mahkeme iddianameyi savcılığa iade etti.

Ondan sonra da aynı konuyla ilgili yeni bir iddianame hazırlanmadı. Yani, şüphelilere yönelik iddialar boşta kaldı! Yargılamaya geçilemedi.

İşte yargıda kurulan ve polisin de desteklediği sistem böyle çalıştı.

Sıradan bir yurttaşın yaşayacağı benzer bir süreci siz tahmin edin şimdi?

Unutmadan, iddianameyi iade eden mahkemenin başkanı, kısa süre sonra Yargıtay'a üye seçildi. İddiaya göre, MHP kontenjanından.

Avukat Semiz: "O avukat ben değilim"

Büyüteç'te bir önceki yazıda Ankaralı bir avukattan söz ettim.

Adını vermemekle birlikte, özellikle suç örgütü operasyonunda tutuklanan Ayhan Bora Kaplan'ın avukatı olmasının dışında bazı mesleki çalışmalarını aktardım.

Yazının ardından Ankaralı Avukat Mustafa Semiz telefonla ulaşıp, kendisinin de başkentte geniş çevresinin olduğunu ancak Büyüteç'te aktardığım konularla ilgisi bulunmadığını bildirdi.

İşin doğrusu bendeki isim Semiz değildi zaten. Yazıdaki avukatın sessizliği devam ediyor.

Tolga Şardan kimdir?

Tolga Şardan, 1988'de yerel yayımlanan Ankara Ulus gazetesinde mesleğe başladı. 1989'dan 2018'e kadar Milliyet gazetesinde polis muhabirliği, Ankara Temsilci Yardımcılığı ve köşe yazarlığı yaptı. 

Haber ve yazılarıyla, 1992'den itibaren Çetin Emeç, Muammer Yaşar Bostancı, Abdi İpekçi'nin adını taşıyan gazetecilik ödüllerini aldı. Yanı sıra, haberleri Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Türkiye Spor Yazarları Derneği'nce ödüle layık bulundu. 

Ayrıca, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nce verilen 2021 Yılı Basın Özgürlüğü Ödülü'nün sahibi oldu. 

Şardan, 2019'da Doğan Kitap'tan yayımlanan "Komonist Masası'nda Nazım Hikmet" adlı araştırma dalındaki kitabını kaleme aldı. 

2019'dan bu yana T24'te çoğunlukla güvenlik konularını ele aldığı Büyüteç adlı köşeyi yazıyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları

AKP dönemindeki ilk "partili vali" ataması ve Özel Harekât'taki fotoğraf!

Van'daki görevi sırasında kayyım belediye başkanlığından tecrübesi olan Zorluoğlu'nun Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne yapılacak olası kayyım atanmasında görev alması, hem AKP'ye hem de Ataman Ailesi'ne nefes aldıracak!

15 Temmuz'un "kritik ismi" ilk kez konuştu: "2015'teki YAŞ atamaları büyük hataydı"

"15 Temmuz'da yapılmasının sebebi YAŞ Kararları'nın geliyor olmasından dolayıdır. İzmir'de casusluk soruşturması vardı. Onunla ilgili gözaltılar yapıldı. Bizim KPSS analizlerinden bazı KPSS sanıklarının eşlerinin önemli yerlerde bulunduklarını tespit ettik. Bunlarla ilgili araştırma yapılmasını ve gerekiyorsa YAŞ kararlarıyla emekli olunmasını istedik. Belli mevzilerde elemanları deşifre olmaya başlandı ve gideceklerdi. Acil operasyon yapılması gerekiyordu. Planlı ameliyattan acil ameliyata girdik. Örgütün 15 Temmuz operasyonu, yoğun bakım operasyonudur"

İzin...

Okurlarıma...