16 Haziran 2020

Emniyet’te taşları oynatan kararnamenin perde arkası: Soylu’nun Albayrak’a karşı İstanbul zaferi mi?

Çalışkan’ın VKS’de Ankara’yı eleştirmesi ipleri kopardı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün gece imzaladığı ve beş kentin emniyet müdürünü değiştiren kararname, emniyet teşkilatında dengelerin değişmesine neden oldu.

İçişleri Bakanlığı’nca geçen hafta içinde çıkartılan valiler kararnamesinin henüz dumanı tüterken, Resmi Gazete’de gece yarısından sonra yayımlanan kararname geldi.

Kararnamenin yürürlüğe girmesiyle birlikte İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Ankara’da Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olarak görevlendirildi. Adana Emniyet Müdürü Zafer Aktaş ise İstanbul’un yeni emniyet müdürü oldu.

İstanbul’da yaklaşık beş yıldır emniyet müdürlüğü yapan Mustafa Çalışkan’ın görevden alınarak Ankara’da merkez teşkilatı bünyesine atanmasının perde arkasında ilginç bilgiler var.

Gece yarısı çıkan kararname öncesinde emniyette yaşananların bir bölümünü kaleme aldığım son Büyüteç’te okurlara aktarmıştım. 

Kısaca özetlemek gerekirse; İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın sağ kolu olan ve aynı zamanda Çalışkan’ın imza vekili olarak İstanbul Emniyeti’ni yöneten yardımcısı Sinan Kökten, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş’ın başkanlığında toplanan Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararıyla geçtiğimiz günlerde emekli edildi.

Çalışkan’ın Kökten’in kendi bilgisi dışında emekli edilmesinin ortaya çıkmasıyla birlikte Emniyet Genel Müdürlüğü ile İstanbul Emniyeti arasında geçmiş yıllarda benzeri görülen krizlerden birisi yaşanmaya başlandı.

Emniyet kulislerinden edindiğim bilgilere göre, aradan geçen birkaç gün içinde merkez ile İstanbul arasındaki emeklilik krizinde tansiyon daha da yükseldi. İpleri kopartan gelişme ise geçen perşembe yaşandı.

Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş başkanlığında hem merkez teşkilatı, hem de 81 il emniyet müdürünün bizzat katıldığı ve ülkenin genel asayiş ve kamu düzeninde son durumun değerlendirildiği ve hemen her hafta periyodik olarak yapılan Video Konferans Sistemi (VKS) toplantısı gerçekleştirildi.

Pandemi nedeniyle katılımcıların makamlarından uzaktan erişim sistemi içinde bir araya geldiği toplantıda genel değerlendirmeler yapılırken söz alan İstanbul Emniyet Müdürü Çalışkan, Kökten’in emekli edilmesiyle ilgili Genel Müdür Aktaş başta olmak üzere YDK’ye katılan polis müdürlerini eleştirdi. YDK’nin Kökten’le ilgili aldığı kararın yardımcısına yönelik haksızlık olduğunu kaydeden Çalışkan’ın sözleri toplantıya katılan merkez teşkilatı ve il emniyet müdürleri üzerinde soğuk duş etkisi yarattı.

Aynı toplantıda Çalışkan, kendisine bağlı emniyet müdür yardımcıları ve ilçe emniyet müdürlerinin kendisinin bilgisi olmadan Ankara’dan aranarak talimatlandırıldığını ve bu durumdan rahatsız olduğunu belirten değerlendirmeler yaptı.

Burada bir parantez açayım: Çalışkan’ın “Ankara’dan talimatlandırma yapılıyor” şikayetinin içeriği şöyle:

Twitter’in fenomen isimlerinden Murat Övüç, nisanın son günlerindeki bir görüntülü paylaşımda polislere kolonya dağıtmak amacıyla İstanbul’da bir polis merkezine gittiğini ancak görevli polislerin kendisine “İğrençsin” dediklerini belirtirken, “Canınız sağolsun bütün polislerimizi seviyorum” mesajıyla Emniyet Genel Müdürlüğü’nü etiketledi.

Övüç’ün bu paylaşımının Twitter’da TT olması genel müdürlüğü harekete geçirdi. Genel müdürlük, ilgili polis merkezinin bağlı olduğu ilçe emniyet müdürlüğü ile temasa geçerek teşkilat aleyhine algı yaratılmaması amacıyla Övüç’le görüşülmesini ve nezaket görüşmesi yapılmasını tavsiye etti.

Ancak bu tavsiye ya da talimatın İstanbul Emniyeti’nce yerine getirilmemesi üzerine bu kez devreye İçişleri Bakanlığı girdi. Esenler Kaymakamlığı üzerinden Övüç’le irtibata geçilerek yanlış anlama olduğu belirtildi.

Parantezi kapatayım.

Perşembe günü gergin ortamda geçen VKS toplantısının ardından gelişmeler EGM yönetimince İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya aktarıldı. Hafta sonu Cumhurbaşkanlığı ile yapılan bir dizi temas sonrasında İstanbul Emniyet Müdürü Çalışkan’ın merkezinde olduğu kararname çok gizli biçimde hazırlandı.

Bu aşamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çalışkan’ın mağdur edilmemesi yönündeki talimatı sonrasında İstanbul Emniyet Müdürü Çalışkan’ın Ankara’da genel müdür yardımcısı olarak atanması öngörüldü.

Çalışkan’dan boşalan göreve ise Adana Emniyet Müdürü Zafer Aktaş’ın getirilmesi planlandı. Aktaş’ın bu göreve getirilmesinde İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce’nin de Aktaş’la hemşehri olması ve kendisini yakından tanıması nedeniyle etkili olduğu bilgisi kulislere yansıdı.

İçişleri Bakanı Soylu, Muş ve Adana’daki mesleki çalışmalarından dolayı yakından tanıdığı Zafer Aktaş’ı dün acilen Ankara’ya çağırdı. Akşam saatlerinde Ankara’ya gelen Aktaş, Soylu ile görüşerek yeni görevini öğrendi.

Soylu’nun Cumhurbaşkanlığı’na çıkardığı kararnamenin onaylanmasıyla birlikte beş kentin emniyet müdürü değişmiş oldu.

*             *             *

İstanbul Emniyeti’ndeki nöbet değişimi beraberinde bazı gelişmeleri de getirdi kuşkusuz.

Birincisi, Çalışkan’la uzunca bir süredir sorun yaşayan İçişleri Bakanı Soylu, her ne kadar kendisine daha yakın bir isim olmasa da nihayetinde Çalışkan’dan başka bir ismi bu makama getirmeyi başardı.

İkincisi, Ankara’daki bürokrasiyi yakından takip edenler İstanbul’un ülke yönetimindeki etkisini yakından bilirler. Bürokrasideki “İstanbul’a sahip olan Türkiye’ye sahip olur” prensibinden hareketle Soylu, hem kabine arkadaşı, hem de aynı seçim bölgesinde siyaset yaptığı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak nezdinde öne geçmiş oldu. Zira Çalışkan’ın İstanbul’da kalmasını Albayrak’ın desteklediği uzun süredir konuşuluyordu.

Üçüncüsü, bürokrasi genelinde herhangi bir kurumda İstanbul’daki il müdürlüğünden, genel müdür yardımcılığına atanma terfi olarak gözükse de emniyet teşkilatında bu durum “tenzili rütbe” olarak tanımlanır. 1980’lerden sonra İstanbul Emniyet Müdürü olarak görev yapanların büyük bölümü vali olarak kariyerlerine devam ettiler. Ünal Erkan, Mehmet Ağar, Hamdi Ardalı, Hasan Özdemir, Orhan Taşanlar, Celalettin Cerrah ve Hüseyin Çapkın vali oldular. Rahmetli Necdet Menzir ise bakan olarak siyasette görev aldı. Çalışkan’ın merkezde genel müdür yardımcısı olarak görev alması bu çerçevede tenzili rütbe olarak değerlendirilebilir.

Dördüncüsü, Çalışkan Ankara’ya atanmakla “talimat alan” komundan “talimat veren” konumuna geldi. Yeni görevi, aynı zamanda doçent olarak akademik kariyere sahip olan Çalışkan’ın mesleki kariyerinde farklı bir boyuta ulaşmasına yol açabilir. Çalışkan aynı zamanda en genç genel müdür yardımcısı olarak teşkilatta görev alacak.

Beşincisi, 15 Temmuz’dan sonra dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala tarafından başlatılan, emniyet teşkilatında mülki idare kökenli genel müdür yardımcısı atanması uygulaması sona erdi. Çalışkan’la birlikte yedi genel müdür yardımcısının tamamı emniyet kökenli oldu.

*             *             *

Aktaş’ın atanmasıyla birlikte İstanbul Emniyeti’nde yeni bir dönem başlayacak. FETÖ’nün 1999’daki telekulak kumpası mağduru olan Aktaş, kumpas nedeniyle bir dönem yargılandı ve suçsuz bulundu. Mesleki kariyerinde emniyet istihbarat biriminde “teknik dinleme ve takip” konularında önemli çalışmaları bulunan Aktaş, FETÖ’yle mücadele etti.

Kendisi gibi 1999’daki telekulak kumpasında yargılanan Osman Ak’ın ekibinde uzunca bir dönem görev alan Aktaş, herhangi bir dini grup ve yapıyla bağı olmayan polis müdürleri arasında yer alıyor.

Teşkilatın taşra kadrolarında görev yapan il emniyet müdürleri ile merkezdeki genel müdür yardımcıları ile daire başkanlarının büyük bölümüne göre mesleki kıdemi olan Aktaş’la birlikte Ankara – İstanbul arasındaki gerginliğin son bulacağı değerlendiriliyor.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

"136636" seri numaralı pasaportun sırrı

Roma'daki Papa'ya yönelik suikast girişiminde ise; Ağca, Çatlı ve Şener'in yanı sıra yeni bir ülkücü isim daha yer almıştı: Ömer Ay

İyi polis, kötü polis…

Hiçbir makam ve mevki kişiye ömür boyu baki değil. Bugünün yöneticileri hem teşkilatta, hem de toplumda "iyi" anılmak istiyorlarsa ellerini biraz taşın altına koymalılar

Buruk bayram…

Bugün yaşadıklarımızı günümüzün moda deyimiyle Z kuşağına anlatmamız ya da onların geride kalan mutlu bayramları anlamalarını beklemek mümkün değil. İtiraf etmek gerekir ki, bu durumun suçlusu onlar değil, geçmişi bugüne yansıtamayan bizleriz