16 Temmuz 2021

15 Temmuz ve iş insanı Konukoğlu'na Bank Asya soruşturması

Epeydir devam eden Bank Asya'nın ortaklarına yönelik terörün finansmanıyla mücadele çerçevesinde Konukoğlu ve diğer Bank Asya ortakları hakkında neler yapılacak? Kamuoyu bu konuyu da bekliyor

Beş koca yıl geçti; F-16'ların başkent üzerinde bomba yağdırdığı, tankların sokaklara çıktığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üniformasını giyenlerin silahlarından çıkan kurşunlarla 251 yurttaşın yaşamını yitirdiği, bin 500'ünün yaralandığı, Türk demokrasi tarihine kara leke olarak geçen gecenin üzerinden.

Bu topraklarda neredeyse 50 yıllık geçmişi bulunan, kimilerine göre "mütedeyyin dini cemaat" olarak adlandırılan ancak cemaat görüntüsü altında adeta uluslararası istihbarat örgütü gibi yapılandırılan ve faaliyet yürüten, aslında yurt dışından yönetilen örgütün gerçekte pek de öyle masum bir dini yapı olmadığı 15 Temmuz 2016 gecesi net biçimde ortaya çıktı.

Örgüt liderinin, yıllar önce "adliye, mülkiye, askeriye" olarak sızma ve örgütlenme talimatı verdiği sözde dini yapının Türk Silahlı Kuvvetleri içinde "yuvalanmış" kadroları, Genelkurmay İmamı konumuyla kendilerini yönettiği ortaya çıkan en yüksek derecedeki mahrem imam Adil Öksüz'den aldıkları talimatla ülkenin demokrasi fişini çekmeye çalıştı.

Ancak, karşılarında topyekûn milleti buldular, 15 Temmuz gecesinden 16'sı sabahının ilk saatlerine kadar.

Yeni günün ilk saatlerinden itibaren başlayan süreç, beş yıl geçmesine rağmen halen sonuçlanmadı.

İktidarın, liyakat ve kıdemi göz önünde bulundurup "toplumun her kesiminden bireylere görev vermek" yerine, kendi kadrolarını oluşturup ülkenin tek hâkimi olmak amacıyla "birlikte yol almayı" seçtiği Gülen cemaatiyle yollarını ayırdığı 17-25 Aralık sürecinden sonra bozulan ayar, aradan geçen zamana karşın düzelemedi, bir türlü.

Liyakat ve kıdem hâlâ göz ardı ediliyor, maalesef.

Renkliler, kriptolar, deşifre edilmeyenler…

Beş yıldır devam eden temizlik ve tasfiye süreciyle boşalan devlet kadrolarına yapılan görevlendirmelere bakıldığında aslında 15 Temmuz öncesindeki sürecin farklı bir boyutunun devam ettiğini görmek üzücü.

FETÖ borsası iddiaları, kripto FETÖ'cülerin varlığı, "renklendirilmiş" yani gerçekte FETÖ'cü olup deşifre edilememiş örgüt üyelerinin şimdinin faal diğer dini yapılarına sızarak kendilerini kaybettirmeleri, süreç içinde elini taşın altına koyarak FETÖ'yle mücadele etmiş devletçi, Cumhuriyetçi ve Atatürk ilkelerine bağlı kamu görevlilerini ısrar biçimde taca çıkarılması, FETÖ'yle mücadele etmek yerine süreci sıradan ve durağan hale getirmeyi tercih eden devlet görevlilerinin bürokraside kritik görevlere getirilmesi, son dönemde dikkat çeken gelişmeler.

Beş yıl geçmesine karşın, temizlendiği iddia edilen Türk Silahlı Kuvvetleri'nde kripto FETÖ'cü general tespit ediliyor. Üstelik referansla Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı'na kadar yükseliyor! Önce itirafçı oldu, sonrasında ifadesini değiştirip ifadelerinden vazgeçince tutuklandı!

FETÖ yerine geçenlerin para merakı

Bu yaşananlarda; Gülen cemaatinin ağırlığı olduğu dönemde nefes alamayan diğer dini cemaat ve grupların, FETÖ'nün temizlik ve tasfiyesi sonrasında, kazandıkları siyasal ve ekonomik gücü kaybetmemek amacıyla hırçınlaştıklarını, din ve inanç kulvarından çıkıp para, güç ve maddiyatla holdingleşme kulvarına geçtiğine tanık oluyoruz birkaç yıldır.

Ellerindekilerin kayıp gitmesinden korkan bu cemaat ve yapılar, Atatürk – Türkiye Cumhuriyeti – devlet çizgisinde görev yapan kamu görevlilerinden türlü oyunlarla kurtulmayı başarıyor ne hikmetse.

Devlet kadrolarından tasfiyeye yönelik başlatılan çalışmalarda, binlerce kamu personeli KHK'lar ile görevlerinden alındı. Kimileri ihraç, kimileri emekli edildi. Haklarında karar verilenler arasında FETÖ'yle hiçbir bağı ve teması olmayan ancak iktidarın muhalif gördüğü ya da kendisinden görmediği pek çok devlet personeli de vardı. Bu insanların hak arama mücadeleleri devam ediyor.

Siyaset boyutuna hiç girilmedi maalesef. Göstermelik birkaç hareket dışında yıllarca cemaat ile beraber yürüyen iktidar, bu konuda kulağının üzerine yatmayı tercih etti. TBMM'de kurulan özel komisyon raporu bile kamuoyu ile paylaşılmadı. Bir dönem bariz biçimde cemaatin yanında olanlar, bugün istikametlerini AKP'ye çevirmiş durumdalar.

Bank Asya'daki finans oyunları

Sürecin finansal boyutuna gelince; cemaate ait yüzlerce, binlerce gayrimenkul, milyarlarca liralık menkulüne devlet tarafından el konuldu.

Özel sektördeki finans kaynaklarının ortadan kaldırılması için ülke genelinde iş dünyasının önemli isimlerine yönelik soruşturmalar yürütüldü. Halen de yürütülüyor.

15 Temmuz'un üzerinden beş yıl geçmesine rağmen FETÖ'nün finans kaynaklarına yönelik en önemli soruşturmalardan birisi Bank Asya dosyası kuşkusuz.

FETÖ liderinin yanı sıra bugün siyaset sahnesindeki pek çok siyasetçinin açılışına katıldığı Bank Asya dosyası oldukça önemli bir soruşturma.

Mesela, geçen nisanda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, bu dosya içinde bir iddianame hazırladı. İddianamenin konusu kapatılan Bank Asya'nın devlet hazinesi devrine ilişkindi.

Cemaatten "Şirinler" yöntemi

Medyada bazı yayın organlarında haber olan savcılık iddianamesinde; Gülen cemaatinin, diğer adıyla FETÖ'nün bankayı ayakta tutmak için başvurduğu yasa dışı yöntemlerin ayrıntılarına yer verildi.

Örneğin savcılığın şu tespiti oldukça önemli:

"Örgüte bağlı kurum/kuruluşlarda çalışan çok sayıda hizmetli, öğretmen, işçi gibi sıfatta görev yapan kişiler adıyla asıl göndericilerin kimliği gizlenerek, aynı benzer miktarlarda aynı veya yakın tarihlerde, şüpheli işlem bildirimine yakalanmamak için bilinçli ve örgütlü olarak yurt dışında kurulu bulunan FETÖ ile bağlantılı kurum veya kuruluşlara klasik aklama yöntemlerinden biri olan 'şirinler yöntemi' kullanılarak bağış - burs adı altında, banka üzerinden para transfer edildiği anlaşılmıştır."

Savcılığın diğer bir tespiti ise şöyle:

"28 Mayıs 2015 tarihli BDDK raporuna göre, banka kurucu ve ortaklarının, esasen perde arkasındaki bir kişi ya da grubun iradesi doğrultusunda hareket etmesi, bankanın görünürdeki ortaklık yapısının aldatmaca olduğu anlamına gelir ki bu kanunun gerek lafzi gerekse ruhi yorumunda icazet verilmeyen bir durumdur. Ortaklarının kendi iradeleriyle hareket etmediği ve iradelerini bilinmeyen başka bir merkezin tasarrufuna teslim ettiği bir banka için şeffaf ve açık bir ortaklık yapısından bahsetmek mümkün değildir."

Bu iddianamenin bütününe bakıldığında Bank Asya'nın, örgütün finans kaynakları arasında epeyce önemli yeri var.

Bank Asya ortakları

Tabi bu durum beraberinde bir başka konuyu da getiriyor.

Konuya girmeden önce Bank Asya'nın ortaklık yapısına bakmakta fayda var.

Açık kaynak bilgilerine göre, Bank Asya'nın ortakları ve sahip oldukları payları şöyle:

"Ali Gülen, İlhami Gülen ve Sadık Gülen'in 724 bin 500'er nominal hisseleri vardı.

Ayrıca iş insanları Ali Akbulut yüzde 4.89, İzzet Akyar yüzde 3.85, Osman Can Pehlivan yüzde 3.11, Naci Tosun yüzde 2.70, BJ Tekstil yüzde 2.26 ve Abdulkadir Konukoğlu yüzde 2.23'lük payına sahipti. Belirsiz ortakların payı ise yüzde 26.92"

Bu bilgiden hareketle, "FETÖ için bu kadar önemli bir finans kaynağı olan mali yapının ortaklarına yönelik başlatılan adli soruşturma ne oldu?" sorusunu yöneltelim.

Konukoğlu hakkında savcılık soruşturması

Bildiğim kadarıyla bu konuda çok önceden İstanbul'da başlatılan bir adli soruşturma vardı. Bank Asya'nın yapısına yönelik başlatılan soruşturmalara karşın ortaklarına yönelik devam eden soruşturma nedense bir türlü sonuçlanamadı henüz.

Bu çerçevede Gaziantep'ten kulağıma yeni bilgiler geliyor.

Aldığım bilgiye göre; Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen ekimde kentin önemli iş insanlarından Abdulkadir Konukoğlu'nun hakkında "FETÖ üyesi olmaktan" soruşturma başlattı.

Hatta savcılık bu soruşturma kapsamında emniyete talimat yazısı gönderdi. Talimat yazısında Konukoğlu hakkında yürütülen soruşturmaya esas olmak üzere yapılması gereken işlemlere yer verildi.

Bunların içinde en dikkat çekeni, "FETÖ / PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve bağlantılarının geniş çaplı araştırılması" talimatıydı.

Savcılık, verdiği talimatta istenilen işlemlerin "ivedilikle" yani acil olarak gönderilmesini vurguladı.

Sonra ne oldu?

Soruşturmanın başlatıldığını ortaya çıkmasıyla birlikte Gaziantep karıştı.

Gaziantep'ten İstanbul'a giden dosya

Sadece Gaziantep'in değil, ülkenin en ünlü sanayicilerinden birisine yönelik başlatılan FETÖ soruşturmasının sesi Ankara'ya kadar ulaştı.

Bu arada Konukoğlu ve firmalarına ait para hareketlerinin incelenmesi için MASAK'ın devreye girmesi gerekiyordu.

İşin büyüyeceğinin anlaşılması üzerine Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı kıvrak bir girişimle yetkisizlik kararı verip dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yolladı.

Gerekçe, Bank Asya soruşturmasının İstanbul'da olması.

İşte top İstanbul'da. Epeydir devam eden Bank Asya'nın ortaklarına yönelik terörün finansmanıyla mücadele çerçevesinde Konukoğlu ve diğer Bank Asya ortakları hakkında neler yapılacak? Kamuoyu bu konuyu da bekliyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Hendek patlamasında ikinci bilirkişi raporu da firma sahiplerini suçlu buldu!

Hendek’te havai fişek üretim tesisinde geçen yıl yaşanan facia ile ilgili mahkemeye yeni bilirkişi raporu sunuldu. Bilirkişi heyeti, rapordaki tespitler ışığında fabrikanın sahibi Ali Rıza Coşkun ile Yaşar Coşkun’u “asli kusurlu” olarak tanımladı. Heyet, faciada adı geçen diğer yöneticileri ise “tali kusurlu” olarak belirledi.

Hendek’teki facia dosyasına giren skandal belgeleri: Kurye ile patlayıcı kargoları

Özel önlem alınarak sevk yapılması gereken patlayıcı madde bileşenli ürünler, hiçbir şekilde önlem alınmadan satış için sipariş veren iş yerlerine gönderilip teslimi sağlanıyor. Bu durum ayrı bir skandalı beraberinde getiriyor kuşkusuz.

Kırmızı bültenle aranırken silah ruhsatı alan Gören, neden sustu?

Bataklık dosyası önemli. Halen yurt dışında olan organize suç örgütü liderinin dosyanın içeriği hakkında iddiaları var.