11 Ekim 2023

Cançao do Mar-Denizin şarkısı

"Teknemde dans etmeye gidiyorum, merhametsiz denizin ötesine. Senin güzelliğinden çaldığım eşsiz ışıkla birlikte. Gel ve kalbimin dansını izle. Eğer teknemde dans ediyorsam zalim denize açılmıyorum demektir...

Bu kurgu mu, gerçek mi, gerçeğin ötesi mi, başladı mı, bitti mi, içinde sonsuza kadar hapis mi kaldım bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum. Kendimi yalnızca şarkıya bırakmak ve sonsuza dek onu dinlemek dileğim. Gözlerimde yaşlar, içimde sana ve denize olan aşkımla kaybolmak, dans ettiğim dalgaların arasında ve senin güzel bakışından çaldığım ışıkla yitip gitmek, ayın bitimsiz döngülerinde...

Hayat o kadar karmakarışık ki, hayatı izlemek zorundayım yazarken. Ben inançsızım. Yalnızca kadere, şansa ve rastlantılara inanırım. Bir de aşka. Öncesine, sonrasına, yeryüzüne ve gökyüzüne değil; ben yalnızca denize inanırım.

Fotoğraf: Talat Kırış

Böyle olacağı belliydi. Bir gece vakti ulaştık Tejo Nehri'nin kıyılarına. Üç arkadaşdık. Zorlu denizlerden, büyük dalgalardan, kafadan esen rüzgarlardan, okyanustan selametle çıkıp geldik Lizbon'un kıyılarına. Nehrin akıntısı, gecenin sisi, limanın daracık girişi. Şafakla beraber maceranın nabzı gibi atıyordu. Bir şehre denizden girmek başka şeye benzemez; arabayla, uçakla gelmek gibi değildir. Kadim ruhlar eşlik eder size. Hele de okyanus kıyısındaki bir şehre geliyorsanız. Etrafta teknelere saldıran katil balinalar varsa ve içten içe bize de saldırsalar diyorsanız; ama onlar olmasa da başka balinalar, yunuslar ve deniz kuşlarıyla giriyorsanız yüzyıllarca bu nehirden çıkıp dünya okyanuslarına açılan denizcilerin dümen suyundan Lizbon şehrine; deniz pirleri el vermiş, yol vermiş demektir. Selametle…

Fotoğraf: Talat Kırış

Az önce indim 28 numaralı tramvaydan. Kargacık, burgacık yokuşlarda, ağır yüküm sırtımda, ezgilerin kanyonlarında yolumu bulmaya çalışıyorum. Küçücük bir odaya varıyorum, boynumda balina dişinden oyma bir kolye. Yıllar var Grönland'da bir balıkçıdan almıştım. Lizbon'da, Alfama'da, şehrin Fado hikâyelerinin yazıldığı mahallesinde kalıyorum. Buğulu sesler, yanaklara tutunmaya çalışan göz yaşları. Fado nedir ki? Kader, alın yazısı. Alfama'da sokaklar daracık, yüz yıldır değişmemiş. Aynı nezelmiş çarşaflar asılı binalardan sarkan tellerde, aynı hüzünlü yüzler pencerelerde. Ve denize kurban verdikleri adamlar, geceyarıları rüyalarında kadınların. Aşk acısı. Hayat acısı, Saudade. Ben sokaklara yalan söylüyorum sabahlara kadar, üzülmesinler diye.

Fotoğraf: Talat Kırış

Lizbon'un Alfama mahallesinde Fado müzesinin az yukarısında küçük odam. Kulaklarımda sonsuza kadar Cançao Do Mar çalıyor, Denizin Şarkısı. Müzedeki sergide Celeste Rodriguez'in hayatına adanmış bir sergi var. Ablası Amalia Rodriguez'i biliyoruz hepimiz. Fado'nun süperstarı. Kardeşi gölgesinde kalmış sanki. Biraz Gönül Yazar, Belkıs Özener hikâyesi gibi. Sergi Celeste'ye gecikmiş bir hediye. Celeste Rodriguez ölmemiş yaşamış da yaşamış, 95 yaşına kadar Fado söylemiş. Yüzündeki kırışıklardan akan ezgiler dudaklarında kıpkırmızı bir rujla mühürlenmiş, Alfama sokalarına dökülmüş, denizin gözyaşaları gibi. 35 yıl Alfama sokaklarında şarkı söylemiş Celeste. Ablası dünya çapında bir yıldızken, onun o ş'li lisanstan çıkan yalvarışları Alfama'nın daracık sokaklarından yükselmiş.

Müzeden çıkıyorum geceye vuruyorum kendimi. Daracık sokaklardan merdiven gibi gökyüzüne dayanmış yokuşlara. Loş sarı bir ışık, tarihin yanar döner yansımalarına, yalanlarına kanmış gibi yapıyor. Denizin şarkısı esir alıyor beni, kulaklarım kanıyor, ben kanıyorum. Birader Mırç da yok yanımda, İstanbul da. Yağmur da yağmıyor ki sokaklar ferahlasın. Teknem kuzeyde beni bekliyor, uzun dişli balinalar beni bekliyor, kuzeyin soğuklarının bıçak gibi kestiği suratlarıyla İnuitler beni bekliyor ve ben Cançao Do Mar'ı dinliyorum. Önce Celeste'den, sonra Amelia'dan, sonra Dulce Pontes'ten, sonra Tejo Nehri'nin kıyısında ağlara takılmış bir deniz kızının ağlamaklı sesinden.

"Teknemde dans etmeye gidiyorum, merhametsiz denizin ötesine. Senin güzelliğinden çaldığım eşsiz ışıkla birlikte. Gel ve kalbimin dansını izle. Eğer teknemde dans ediyorsam zalim denize açılmıyorum demektir. Ama şarkı söylemek için nereye gittiğimi sana söylemeyeceğim. Ah seninle gülümsemek, dans etmek, yaşamak ve hayaller kurmak var. Gel ve denizin doğru cevap olup olmadığına bak, gel ve kalbimin raks edişine bak. Eğer kalbimde dans ediyorsam, zalim denize açılmamışım demektir. Ve şarkı söylemek için nereye gittiğimi sana asla söylemeyeceğim. Ah seninle birlikte gülümsemek, dans etmek, yaşamak ve beraber hayaller kurmak var ." 

Aşk denize, deniz şaraba karışıyor. Daracık sokalarda şarabın üç rengi Alfama yokuşlarını boyuyor. Kırmızı, beyaz ve yeşil. Yaşlı bir müzisyen çıkıyor bir Fado mekanından, sanki Celeste'nin kırışıklarında yaşıyor. Burada hayat donmuş kalmış. Hotel California gibi istediğin zaman çıkış yapabilirsin ama asla ayrılamazsın. Hava sıcak, bedenimi ruhumu esir almış zalim denizin özlemi. Artık durmak yok, uyumak yok, dinlenmek, konuyu değiştirmek yok, artık yalnızca denizin o titrek şarkısı var Cançao do mar...

Talat Kırış kimdir?

Talat Kırış, 1961 yılında İstanbul'da Süleymaniye Doğumevi'nde dünyaya geldi. Sırasıyla Ataköy İlkokulu, İstanbul Erkek Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'ni bitirdi.

Öğrenciliği sırasında yurtiçi ve yurtdışında kaza cerrahisi ve beyin cerrahisi kliniklerinde staj yaptı. Prof. Dr. Türkan Saylan'la birlikte Van'da lepra hastalığı üzerine saha çalışmalarına katıldı. Konya Devlet Hastanesi Acil Bölümü'nde mecburi hizmetini; 1986-1992 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı'nda ihtisasını tamamladı. Uzmanlık tez çalışmasıyla Beyin Araştırmaları Derneği ve Japon Nörotravma Derneği'nden ödül aldı. Uzmanlık sonrası Kartal Eğitim Araştırma ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanelerinde çalıştı.

1995-1996 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri, Arizona, Phoenix'te bulunan Barrow Nöroloji Enstitüsü'nde burslu olarak, kafa kaidesi tümörleri ve beyin damar hastalıkları üzerine üst ihtisas yaptı. İstanbul Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı'nda 1999 yılında doçent, 2006 yılında profesör oldu.

2006 yılında 9. Uluslararası Serebral Vazospazm Kongresi'nin başkanlığını yaptı. Türk Nöroşirurji Derneği Yeterlik Kurulu kurucu üyeliği, Nörovasküler Eğitim Öğretim Grubu başkanlığı, Nöroonkoloji Eğitim Öğretim Grubu başkanlığı, Temel Kurslar eş başkanlığı, yönetim kurulu üyelikleri, Türk Nöroşirurji Dergisi ve Turkish Neurosurgery dergileri baş editörlüğü, Nöroonkoloji Derneği ikinci başkanlığı ve Türk Nöroşirurji Derneği başkanlığı yaptı.

Avrupa Nöroşirurji Dernekleri Birliği Araştırma Komitesi üyeliği görevinde bulundu. Akdeniz Beyin Cerrahları Derneği Eğitim Komitesi Başkanı olan Kırış, 2017-2021 yılları arasında Dünya Nöroşirurji Dernekleri Federasyonu Beyin Damar Hastalıkları Komitesi Başkanlığı yaptı.

Dünya Nöroşirurji Dernekleri Federasyonu'nda Türk Nöroşirurji Derneği'ni temsil eden delege olan Prof. Dr. Talat Kırış, meslek yaşamını Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi ve Koç Üniversitesi Hastanesi Beyin Cerrahisi bölümlerinde sürdürüyor.

Kırış'ın editörleri arasında bulunduğu İngilizce iki kitabı, 100'den fazla kitap bölümü, ulusal ve uluslararası dergilerde makaleleri yayımlandı; çok sayıda ülkede beyin cerrahisinin çeşitli alanlarında eğitim kursları ve konferanslar verdi, yurtiçi ve yurtdışında eğitim amacıyla çok sayıda beyin cerrahının izlediği canlı ameliyatlar yaptı.

Tıbbiye öğrenciliği yıllarından itibaren 40 yılı aşan öğretim üyeliği ve hekimlik hayatını, 2021'de yayımlanan "Beyne Giden Yol / Bir Beyin Cerrahının Anıları" adını verdiği kitabında anlattı. TEDx ve farklı sosyal platformlarda konuşmaları yayımlanan Kırış, aynı zamanda kıdemli bir denizci olarak Güney Amerika'dan Antarktika'ya kadar uzanan yelkenli seyahatler yaptı, Grönland'da kanoyla Kuzey Kutup dairesi geçiş yaptı. Anılarında hayalini, "Bir Şehir Hatları Vapuru'na ismimin verilmesini isterim. Kimbilir, kısmet..." sözleriyle paylaştı.

Gençlik yıllarından itibaren yazın dünyasıyla ilgilendi, 1984 yılında Düşün dergisi masal yarışmasında mansiyon kazandı. Argos sanat dergisinde öykü ve denemeleri, Cumhuriyet ve Radikal gazetelerinde yazıları yayımlandı. 2012 yılından Yacht Türkiye dergisinde yazmaya başladı.

Ağustos 2019'dan itibaren T24'te düzenli yazılar yazıyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bir devlet görevlisiyle bir vatandaşın diyaloğu

"Yok Can Atalay, yok Osman Kavala, yok Selahattin Demirtaş... Onlar ne isterse, nasıl isterse öyle oluyor, olacak"

Mert katillerin ülkesi

Mamafih Sabahattin Aliler de, Uğur Mumcular da, Abdi İpekçiler de, Bedrettin Cömertler de, Bahçelievler'de katledilen yedi genç de, 1 Mayıs 1977'de üzerlerine ateş açılıp vurulanlar ve saymakla bitmeyecek pek çok vatansever gibi Hrant Dink de, birilerinin gözünde mert olan katillerce katledilmişlerdir

Gökkuşağı bebekler

Artık yağmurlar renkli yağıyordu dünyaya...