03 Temmuz 2022

Babamın öğütleri

Babamın öğütleri ile köşe yazarlığının ilke ve prensipleri arasında bir köprü kuracağım aklıma gelmezdi

Babam biz daha küçük bir çocukken her harçlık verdiğinde, şu unutulmaz öğüdü hemen peşinden gelirdi:

- Harcamayın, cebinde parası olanın sözü mert olur.

Çiftçi bir ailenin çocuğu olarak daha sonra memuriyete başlayan babamın az ama öz konuşmaları mutlaka bir öğütle son bulur.

Her sabah evden çıktığımda bahçede mutlaka bir iş yaparken bulurum onu. Boş laf konusunda cimri ama iş öğüde geldiği zaman bir hayli cömert olan babamın, günlük bahçe işlerini yaparken bile tüm sessizliğine rağmen kafasının çok meşgul olduğunu biliyorum.

Bazen onu Raif Efendi'ye benzetirim. Göründüğünden ve gösterdiğinden daha başka bir adam gibi gelir bana. Ancak bunu sadece kendisiyle ve anılarıyla ilgili konuşmaya başladığında gözlemleyebilirsiniz.

Şu yaşıma geldim, mertlik ve insanın cebindeki paranın ilişkisi üzerine düşünmeye  devam ediyorum hâlâ. 

Bir memur çocuğu olarak büyümüş olan ben, cebimde para da olsa gittiğim yerde gelecek hesabın ne kadar olacağı travmasını henüz atlatmış değilim. Günlük yaşamınızın kalitesini de etkileyen bir çeşit huzursuzluk bu durum. Ancak iş edilen sözün mertliği konusuna gelince, işte orada babamın öğüdünü dinlemiş bir çocuk olmaya gayretim var. Sanki onun için iyi bir şey yapmaya ve onu memnun etmeye çalışıyor gibi hissediyorum.

T24'teki ilk yazımı nasıl yazmalıyım diye düşünürken, çıkarma hazırlığı içinde olduğum kitabım için bir araya getirdiğim eski yazılarıma göz attığım sırada babamın bu öğüdü yine aklıma düştü.

Bu sefer babamın ettiği sözle uğraşım arasındaki alakayı değerlendirir buldum kendimi. Bir yazarın yazılarıyla mertlik ilişkisi olsa olsa köşe yazarının tutarlılığı olarak düşünülebilirdi. Kim yazmıştı hatırlamıyorum. (Sanki İlhan Selçuk'tu diyesim var.) Aynı konulardaki önceki ve yeni yazılarını karşılaştırdığında yazılarını tutarlı bulmuş ve bunun ne kadar önemli olduğunu kaleme almıştı.

Babamın öğütleri ile köşe yazarlığının ilke ve prensipleri arasında bir köprü kuracağım aklıma gelmezdi. Ama hayatımın her anında bu öğütlerin bana yol gösterici olması, asla yalnız olmadığım duygusu veriyor ve kendimi mutlu hissettiriyor.

Bu mutlulukla son olarak söylemek istiyorum, benim için okul olmuş birçok yazarla aynı sütunlarda olmak gurur verici.

Umarım bu aile içerisinde uzun yıllar duyarlı ve tutarlı bir yazar olarak yer alırım.

Eyvallah.

Serdar Gündoğ kimdir?

Serdar Gündoğ, Pınarbaşı / Kayseri doğumlu. İlk ve Orta Okulu Ankara'da, Liseyi ise Aydın'da tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümünü İzmir'de bitirdi.

Türkiye'nin ilk haber portallarından Bodrumhaber.com ve aynı adla yayımlanan günlük gazetenin genel yayın yönetmenliğinin ardından çeşitli yerel haber portallarında ve Posta ve Milliyet gazetelerinin eklerinde haftalık yazılar yazdı.

2009 yılından itibaren yerel ve genel seçimlerde kampanya yöneticiliği ve danışmanlıklar yaptı. 

Çevre ve insan temalı farkındalık projeleri için fikir ve senaryolarına da katkı sağladığı kısa filmler ve belgesellerin yapımcılığına devam ediyor.

Marka ve siyasi danışmanlıkları bulunan Serdar Gündoğ, Frame Bodrum Kültür ve Sanat Merkezi yöneticiliği yapmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

Altılı masanın hesabı Kılıçdaroğlu'na mı kesilecek?

Ben, karamsar olmayı sevmiyorum. Ancak 6'lı masanın henüz ortaya bir şey koymuş olduğu kanısında da değilim. Bize veremeyecekleri bir şeyi vadetmeye çalışıyorlar izlenimi oluşuyor bende ve umarım aydınlığı beklerken esirgenmesine neden olmazlar uyarısı yapmaktan kendimi alamıyorum

Devletin malı helal mi?

Para ve de makamı tek otorite kabul etmek ve bu yolla her yaptıklarını makul ya da haklı göstermek şimdinin değil yüzyılların sorunu. Tamam da çağımızda bu kadar kolaycılık fazla olmuyor mu?

Bodrum'un vicdanına sesleniyorum!

Şimdi avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum! Nerede şimdi o, Balıkçı'nın tarif ettiği hayattan aldığının daha fazlasını yaşama geri veren iyi insanlar? Bugün, Cennet Koyu ile kalmayacak olan bu talana, bu yobazlığa, bu bağnazlığa bu hukuk tanımazlığa, bu yaşam hırsızlığına, bu alçaklığa karşı onların vicdanına seslenmek istiyorum... Alçağı eziniz!