03 Haziran 2016

Edward Snowden'ın öğrendiği...

"Snowden’ın yaptığı ise sivil itaatsizlik oyunbozanlığıdır. Ulusal güvenlik söz konusu olduğunda tek işe yarayan budur...”

Sadece ABD değil, dünyanın en gizli teşkilatı, CIA, MOSSAD, İngilizlerin GCHQ’su bir yana, gezegenin samanı altından su yürüten NSA’nın (National Security Agency- Ulusal Güvenlik Ajansı) en büyük sırlarını 2013’te tüm dünyaya ifşa eden gencecik çalışanı, o zaman 28 yaşındaki Edward Snowden yumurtadan fırlamamıştı.

ABD’nin, şifreleri kıran (yani bir tür resmi hackerlık yapan) ajansı, aynı zamanda her şeyi duyan-işiten büyük kulağı, büyük... Çok çok büyük NSA, dünyanın en zengin devlet kurumlarından. 1952’de Başkan Harry Truman’ın emri ile kurulmuş.

Hem ulusların, hem de yurt içi ve dışında tüm bireylerin konuşma/yazışma, her tür iletişimlerini okuyan, ardından bu ham maddeyi yorumlayıp CIA ve FBI ile paylaşan teşkilat. (Ama 9/11/2001’i, yani Dünya Ticaret Merkezi İkiz Kulelerinin, yolcu uçakları ile yıkılacağını öngörememiş,  bunun için gereken her tür iletişim bilgisi Michael Hayden’ın elinde olduğu halde ıskalamıştı.)

NSA Başkanı, Michael Hayden; hem Demokrat, hem de Cumhuriyet parti dönemlerinde, önce CIA (2006-2009) sonra da NSA başkanı.

Snowden, öte yandan, iyi bir gözlemci. Ayrıca çok okuyan biri ve  çok zeki, ama bunlar yetmezdi.  Onun gözleri, hem çalıştığı kurumun içine, hem de dünyaya, kamuoyuna ve basına yönlenmişti.  Üstelik öncüleri vardı.

Kendisinden bir kaç yıl önce ve aynı kurum içinde oyunbozanlık yapan Thomas Drake gibi hayatını mahvetmek istemiyordu.  Drake de bunu amaçlamamıştı, tabii ki.  Ama çok kritik bir ABD kurumunun ilk oyunbozanlarından olarak, seçtiği yolun yanlış olduğunu, bu nedenle başına gelecekleri bilemezdi. Üstelik asker olarak yetişmişti; onu huzursuz eden bilgileri bir üstüne, sırayla onun da üstüne vs. vs. iletilmenin yeterli olabileceğini düşünüyordu.

ABD vatandaşlarından alınan vergilerin hangi amaçla kullanıldığını düzgün ve düz yollardan şikayet edip sorunları çözebileceğini umarak ne kadar yanıldığını ancak rütbesi elinden alındığında, “apoletleri” sökülürken fark edecekti.

Gelirinin hepsini avukat-mahkeme masrafları ile tüketmiş, emekliliğinde alacağı paradan vazgeçmek zorunda kalmış, arkadaşlarını yitirmiş, evini ise kaybetmek üzereydi. İfşa ettiği bilgiler ise Snowden’ınkine çok benziyordu.  
 

Thomas Drake
 

Drake, hükümetin kendisini hapsetmesini GAP (Government Accountability Agency- Hükümet Hesap Verebilirlik Projesi) avukatları sayesinde önleyecekti. Bunlardan biri, Jesselyn Radack, New Yorker dergisinde hakkında bir yazı yayımlatmış, ardından o dönem ABD’nin en çok izlenen haber-analiz programlarından 60 Minutes’e çıkmasına yardımcı olmuştu. Ama yetmedi. 

“Snowden ile Drake arasındaki en büyük fark” diye yazıyordu, Hertsgaard, “Drake kamuoyunda yeterince ve uzun vadeli gürültü kopartamadı.

Sınırlı bilgiyi önce Ajans’taki üst makamlara bildirmesine, ardından Kongre’de, sonra Senato ve Temsilciler Meclisi’nde ve çeşitli komitelerde tanıklık yapmasına rağmen, zamanın başkan yardımcısı Dick Cheney derhal cezalandırılmasını istedi. 10 Kasım 2007’de evine gelen silahlı federal ajanlar özel mekanını darmaduman edip “cani” diyerek onu da tutukladı.

Snowden, Drake’i yakından izlemiş, ABD’nin yetiştirdiği en parlak, yüksek teknolojide en iyi eğitilmiş insanlardan biri ve refah içinde yaşayan beş çocuklu bir aile reisi olarak ülkenin en üst düzey kurumlarından birinden, bir Apple dükkanında satıcılık yaparak hayatını sürdürmeye çalışmasını izlemişti.

Bunlardan ders almayı bildi. “Tek korkum” diyordu Snowden, “hayatımın mahvolması değil, bu kadar fedakarlıktan sonra yaptığımın hiç ses getirmemesi, kimsenin umursamaması.”

ABD’de yeni çıkmış bir kitap okuyorum. Bravehearts (İngilizcesi birlikte yazılmış- CesurYürekler). Bilgiler oradan. Kötü yazılmış bir gazetecilik kitabı ama ilginç bilgiler içeriyor. (Mark Hertsgaard, New York, Hot Books, 2016)

Çok heyecanlandım ve bitirmeden yazmaya başladım. Türkiyeli muhtemel oyunbozanların da işine yarar belki.

Kitap kısmen, Snowden’ın öncüsü Thomas Drake’in, diğer oyunbozanların ve oyunbozanlık yapanları koruyan öteki cesur yürek, Savunma Bakanlığı’nda Denetleme Dairesi Başkan yardımcısı John Crane’nin öyküsü.

Thomas Drake lisede satranç şampiyonu, matematik, bilgisayar uzmanı, üstelik çeşitli dilleri öğrenmede üstüne yok. Kriptoları ve yabancı kaynakları dinlemek için ideal bir aday. Soğuk Savaş yıllarında (1945-1989-91) ABD Hava Kuvvetlerinde Doğu Almanya’nın polis teşkilatı Stasi’yi dinlermiş. Sonra NSA’ya girmiş ve en üst düzey elemanlarından biri olmuş, dinleme raporlarını oradaki en yüksek üçüncü müdüre sunarmış.

“İşte”, diyordu kitabın yazarı Hertsgaard , “Drake’in yöntemi tamamen yanlıştı. Snowden’ın yaptığı ise sivil itaatsizlik oyunbozanlığıdır. Ulusal güvenlik söz konusu olduğunda tek işe yarayan budur...”

1. Ders: Snowden delilleri yanında taşıyordu ve hükümet inkarla başlayıp yalanla devam ettikçe belge ardına belge, New York Times ile başlayarak tüm diğer gazetelerde de bilgi ardına belge yayınlatması mümkün oldu.

2. Ders: 1971de Vietnam Savaşı’na ilişkin belgeleri, ABD’nin savaşı kazanamayacağına dair en üst düzey askeri makamların kendi ağızlarından-kalemlerinden çıkan belgelerin, Amerikan Kongre’sinde bir vekil tarafından açıklanmasını sağlayarak sivil itaatsizlik oyunbozanlığı yapan Daniel Ellsberg gibi, o da bavullar dolusu belgeyi, ama bilgisayarcığında, hem de, internete hiç bağlanmamış taptaze bir tanesinde, çalıştığı Hawaii’den Hong Kong’a taşımıştı.

3. Ders: Diğer oyunbozanların hata ve doğrularından şu kadarını görmüştü:  Belgeleri, iki-üç-dört gün bir kaç gazetede yayımlamak, hükümetleri asla sarsmaz, unutulur giderdi. Belgelerin, haftalarca ve her tür medya organında yazılır-konuşulur hale gelmesini sağlamak gerekirdi.

Kendisinden önce bilgileri Wikileaks’e sızdıran Chelsea (geçmişte Bradley) Manning’den farklı olarak 35 yıl hapse mahkum edilmeyecek, hem bu konulardaki yüksek gizlilik kuralını çiğneyecek hem de bir çıkış yolu bulacaktı.

4. Ders: Stratejisi, gördüğü yanlışları, halkın güvenliğini sarsacak bilgileri, kurumun ABD vatandaşları hakkında topladığı enformasyonu, gidip müdürlerine, Capitol Hill’deki üst düzey siyasetçilere, Kongre’deki komitelere şikayet etmek değil, doğrudan ve yavaş yavaş basına sızdırmaktı; çünkü buradaki kuralları yapan, rahatsız edici işlevi tanımlayan zaten üst düzey siyasetçilerdi. Aksi, budalanın işi, abesle iştigal olurdu.  

5. Ders: Bilgi sızdırmak yetmezdi. Arkası belge yüklü olmalıydı; çok çok sayıda belge; ayrıca azami etki için bunların en az 6-7 hafta gündemde kalmasını sağlamak, sızdırdığı tek gazeteden haftalar içinde yavaş yavaş diğer gazetelere, ve tüm yayın organlarında, hatta, buna hiç de gönüllü olmayanlarda bile yayımlanmasını sağlamak gerekiyordu.

Şimdilik bu kadar.