16 Haziran 2019

Emekçi robotların hakları

Çok açık ki heteronormatif insan hukuku ve etik çerçevesinin yetmediği bir zamana yol alıyoruz. Post-insan zamanında, karbon bedenlerin ötesine geçen bir değer ve çerçeveyi şimdiden düşünmek gerek

Sanal alemdeki imgemiz, beden ve ruhtan sonra üçüncü parçamız mıdır?...

Geçenlerde bir dostum yöneltti bu soruyu.

Beden ve ruhun var ettiği Kartezyen felsefenin altından layıkıyla kalkabildik de şimdi üçlemenin var edeceği derinlikle mi başa çıkacağız diyerek hızla savuşturdum soruyu.

Ama Japonların öpüşme cihazı icat ettiğini öğrenince aklıma düştü yeniden bu soru. Çünkü sanal imgemiz, beden ve ruh gibi temel parçamız olacaksa, mutlaka temas edilen ve dokunulan bir yönü olmalı. Çünkü insanın en büyük organı deridir ve temassız var olabilmemiz mümkün değildir.

Oysa şimdiye kadar kullandığımız tüm cihazlar dokunma ve temasın duygulanım özelliklerinden azadeydi. Oysa öpüşme cihazı, cep telefonu uygulaması aracılığıyla karşı taraftaki kişiye güç ve basınç dalgası ileterek onu öpmemizi sağlıyor.

Başka bir ifadeyle Kissenger adını taşıyan bu aksesuar sayesinde, diğer cihazlardan farklı olarak görsel ve işitsel duyuların dışında, dokunma ve temasın var ettiği duygulanımı da iletebiliyoruz.

Bu yeni durum aklıma başka bir soruyu daha düşürdü: Öpüşme cihazı taciz edilebilir mi?

“Elbette hayır” dediğinizi duyar gibiyim. Makineler taciz edilemez diyeceksiniz haklı olarak.

Sahiden öyle mi?

Gerçekten makineleri istismar etmek, onlara duygusal ve tensel şiddet uygulamak mümkün değil mi?

Emin misiniz...                                                                                                                   

Ev Ödevleri

Muhtemelen kötü öğrencilik anılarımızın arasında sonu gelmez ev ödevleri vardır. Kısacık tatillerde, el yazısının zorluğuyla sayfalarca yazı yazmak öğrencilik döneminde hepimizi çileden çıkarmıştır.

Oysa 800 Yuan’a ev ödevlerini yapan bir robot satın almak mümkün artık. Satın alacağımız bu robotun en büyük özelliği insan yazısını taklit edebilmesi ve hiç yorulmadan sayfalarca yazıyı hatasız biçimde yazabilmesi...

Pekiyi ama öğrencilerin ev ödevlerini robotlara kendi el yazılarını taklit ettirerek yazdırmaları onları istismar mıdır?

Çin’in Cıciang eyaletine bağlı Hongcocu kentinde yaşayan kızının, kendisinden izinsiz aldığı robota yazdırdığı ev ödevlerini farkeden bir annenin, suçu robota çıkararak onu kırması robota yönelik şiddet midir?

El yazısını taklit eden bu robotların, insanın öğrenme aşamasında yapması gereken zorunlu ama sıkıcı faaliyetlere mahkûm edilmesi onlara haksızlık mıdır?

Muhtemelen el yazısını yazan robotun hisleri olmaması nedeniyle konuya en fazla “amaç dışı kötü kullanım” diye bakıyor olabilirsiniz.

Pekiyi ama yapay zeka uygulamasının robotlara duygulanım özelliği de kazandırdığını düşünerek konuya yaklaşırsanız robotların istismar ve/veya tacize uğraması hakkında ne düşünürsünüz?

Seks Robotları (“Emekçileri”) 

 

Hiç kuşku yok ki, sevişmek en temel insan hakkıdır. Sizce bu hakkı kullandıkları için kadınların haksız biçimde gaddarca öldürüldüğü bu dünyada robotlara sevişme hakkı tanınmalı mıdır? Örneğin rızaya dayalı cinsel ilişki kurma hakkı gibi...

Evet yanlış duymadınız kurulacak cinsel ilişki öncesinde seks robotunun da rızasının olması hakkı. Cep telefonu uygulaması sayesinde müşteri ve robotların önceden birbirleriyle tanıştıkları, sohbet ettikleri ve daha sonra yüz yüze görüşerek karşılıklı rıza sonrasında cinsel ilişkinin yaşandığı bir robot genelevi örneğin...

Samantha isimli kadın seks robotunun erkeklerin fazla ilgisi nedeniyle iki parmağının kırılması, seks robotlarında rıza aranması tartışmasını kışkırtan bir gelişme oldu. Çünkü Samantha, dudağında ve omuzunda bulunan sensörler sayesinde dokunuşu algılayabilmekte ve konuşarak ya da inleyerek tepki verebilmekte. Zaten bu nedenle Samantha, aşırı agresif cinsel partnerlerin sevişme isteklerine “Hayır” diyebilmekte. Cildinin altına yerleştirilen sensörler sayesinde partnerinin saygısız ve saldırgan tutum sergilemesi halinde tepkisiz moda girerek ona tepki verebilmekte. Aksine sevgiyle öpüldüğünde ya da ellerine ve kalçasına yumuşaklıkla dokunulduğunda “Bunu sevdim” ya da “Hoş ve nazik” gibi ifadeler kullanmakta.

Barselona ve Rusya’da açılan robot genelevleri ve Kaliforniya’da bulunan konuşan Harmony’nin deneyimleri bu konuda yeni ufuklar açıyor hepimize. Onları satın alan müşterilerin seçtiği kişilik karakterlerine girebilen seks robotlarıyla kurulan (cinsel) ilişki bu dünyada daha önce hiç bilmediğimiz bir tecrübeyi var ediyor. Örneğin; kıskanç seçeneği tercih edildiği için “O kızı Facebook’tan sileceksin” diyen Harmony’e karşı geliştirilecek tutum yeni bir geleceğin kapılarını aralıyor.

Benzer biçimde seks robotlarıyla kurulan bu (cinsel) ilişki, sevgili – eş partnerlerin birbirleri arasındaki ilişkiyi bugüne kadar tahayyül bile etmediğimiz biçimde derinden etkileyecek bir geleceği var ediyor.

Tıpkı FriXion tipi ileri düzey dokunsal teknoloji uygulamaları sayesinde uzaktan seksin mümkün hale gelmesi gibi. Birbirlerinden çok uzakta bulunan insan ve/veya robotlar arasında dokunmanın, sarılmanın ve hatta penetrasyonun yaşanmasının hepimizin hayatına getireceği yeni ve bilinmedik sonuçlar gibi...

Yapılan projeksiyonlarda 2050 yılına kadar robotlarla kurulacak cinsel ilişkinin, insanlar arasındaki cinsel ilişkiden daha fazla olacağı öngörülüyor. Dijiseksüellik isimli yeni bir cinsel yönelimin ortaya çıkacağı belirtiliyor. Ancak bu konuda kat edilmesi gereken uzun bir yol var. Çünkü bugün itibariyle insanlarla seks robotları arasında kurulan sınırlı temas ve yaşanmışlıklar, insanların alışılmamış cinsel ahlâkını makineler üzerine de dayatıyor olmasının önemli bir sorun olduğuna işaret ediyor. Ayrıca eril dünyanın tüm zihniyet kalıp ve praksislerinin seks robotları aracılığıyla yeniden üretilmesi, cinsel kültürün pornografiye indirgenmesi ve kadınların insanlıktan çıkarılması da konunun başka sorunlu yönleri.

Seks robotu üreten şirketler, “kadınları sadece cinsellik bakımından değil pek çok açıdan mutlu edeceğini” söyledikleri yapay zekaya sahip erkek seks robotu Henry’i piyasaya sürerek erilliğin yaratacağı sorunu aşmayı hedefliyor. Şirket yetkilileri Henry’i; 1.82 metre boyunda, kaslı ve harika vücutlu, romantik cümleler kurabilen ve “insanüstü bir cinsel performansa sahip” birisi olarak tarif ediyor.

Bu özelliklerin seks robotu piyasasındaki eril tahakkümü gidermesi pek mümkün gözükmüyor olsa da üretici şirketler kadın müşterilerine Henry’e de (tıpkı Harmony gibi) müşterinin istediği kişilik seçeneğini yükleyebileceğini ve Henry’nin silikon penisinin biçimine müşterilerin kendilerinin karar vereceğini vurguluyor.

Hiç kuşku yok ki; Henry’nin kadınlar için üretilmiş olması, kaslarına özel atıf yapılması, onun romantik ya da “Sevgilim, çöpü dışarı çıkarayım mı” gibi düşünceli cümleler kurabildiğinin ifade edilmesi ve insansütü bir cinsel performansa sahip olduğunun vurgulanması bile ağır bir eril heteroseksüel zihniyet yansımasına işaret ediyor. Bu nedenle Henry, mevcut haliyle eril kalıbı yeniden üretmekle malûl.

Öte yandan seks robotlarının kalıplara sığmayan aşk konusuna da radikal bir etkilerinin olacağı tahmin ediliyor. Öyle ya seks robotlarına aşık olmak ya da 12.000 Euro fiyatı olan Harmony’nin müşterisine aşık olması gayet mümkün.

Görelim ki, soru ve sorunlarına rağmen seks robotları geleceğin bir gerçeği. Belki de seksten dışlanan engelli ve yaşlılar için düzenli seks yapabilme seçeneği. Belki de tecavüzcü ve pedofililer için bir terapi imkânı.

İşte tam da bu noktada makine de olsa Samantha, Harmony ya da Henry’ye yıkıcı bir şekilde davranma hakkımızın meşruiyetini sorgulamak zorundayız.

Benzer biçimde çocuk seks robotlarının kabul edilmezliğini.

Öte yandan seks robotlarının insan biçiminde olması, cinselliğin praksisinin sembolleri haline getirmekte seks robotlarını. Bu durum Samantha’nın parmaklarının kırılması konusunu daha derinden düşünmemize yol açmalı.

Samantha, parmağının kırılmasını ister miydi?

Yapay zekayla güçlendirilmiş bir seks robotuyla rızasını almadan kurulan cinsel ilişki bir cinsel şiddet midir?

İnsanların alışageldik istemlerinin dışındaki arzu ve hazları seks robotları aracılığıyla tatmin etmesi mümkün müdür?

Sevişmeyi de içeren ancak onun ötesine geçen robotik hayat arkadaşlıkları nasıl bir uygarlığı şekillendirmeli?

Çok açık ki heteronormatif insan hukuku ve etik çerçevesinin yetmediği bir zamana yol alıyoruz. Post-insan zamanında, karbon bedenlerin ötesine geçen bir değer ve çerçeveyi şimdiden düşünmek gerek. Çünkü sorun seks robotlarında değil. Sorun bizde; sekse ve hayata bakış açımızda.

Ve dahası fark etmek zorundayız ki; seks robotları sıradan bir dildo ya da silikon vajen değiller...

Yazarın Diğer Yazıları

(C)ezaevi ve(ya) sağlık

(C)ezaevlerindeki insanların sağlığı ve hayatlarının tüm sorumluluğu, "suçları" ne olursa olsun devletlere aittir. Çünkü onların özgürlüğü, devlet tarafından kısıtlanmıştır

Mutluluk doktoru

Mutluluğun fetişleştirilmesi, bir göstergeye dönüştürülmesi ve "doktorluk" faaliyeti olarak pazarlanması çılgınlığı karşısında Cemal Süreya'nın "mutsuzluğa da var mısın?" dizelerine sığınmaktan başka elimden ne gelir ki

Yeni duvarlar

Güvenlik eksenli bu yaklaşım, toplumsal dayanışmayı hem içerde hem dışarda yok ediyor.