23 Ocak 2022

Aşkın hafriyat kamyonları | "İyi ve Güzel Kadınlar Hep ağlar"

Aşk var, çünkü evler inşa ediyoruz. Aşk da ev yapmak gibidir, harç karmadan, tuğla taşımadan, emeksiz ev yapılır mı? Yapılmaz, o zaman kalp evinde oturan aşk nasıl emeksiz yapılsın?

Selvi Boylum Al Yazmalım'ın final sahnesindeki o iç ses, iki kelimeyle koca bir ulusun yerleşik değer yargılarında sarsıcı bir etkiye yol açtı: "Sevgi emekti... Asya'nın (Türkan Şoray), hayırsızın biri olsa da gönlünü delicesine kaptırdığı İlyas'a karşı ona zor zamanında kol kanat geren, emek veren Cemşit'i seçmesiyle afallamıştık. Neredeyse yarım asır olacak, hâlâ bu seçimin muhasebesini net olarak yapabilmiş bir millet değiliz. Bu dramatik finalle bizi sonsuz bir paradoksun ortasına bırakarak sona eren Selvi Boylum Al Yazmalım, tıpkı zamansız şarkılar gibi oldu, ölümsüzleşti. Çoğumuz hayatının geri kalanını gözyaşlarını içine akıta akıta yaşamayı seçen bu kadına korkutucu bir saygı besledik. Bu yüzden iyi ve güzel kadın deyince bu filmin Asya'sı aklıma geliyor. Oradan da İkiye On Kala'nın "İyi ve Güzel Kadınlar Hep Ağlar" şarkısı…


Yüreğinin saflığı yüzünde parıldayan güzel bir köylü kızının sevgiyi emekle ölçüşü, muhteşem bir gönül ekspertizi oldu. Fakat neden böyle oluyor peki, iyi ve güzel kadınlar neden ille de ağlıyor? Şu dünyada gülmek için kötü mü olmak lazım? Türkan Şoray'ın filmden yıllar sonra UNICEF Türkiye iyi niyet elçisi seçilmiş olmasında bu tercihinin bir etkisi var mı? Aşk, nelerden önce ya da sonra gelir? Emek vermeden aşk inşa edilir mi? Baraj inşaatında çalışan İlyas'ın hafriyat kamyonunun gürültüsünü, bugün İkiye On Kala'nın aşkı, "Kafamda Kentsel Dönüşümler" diyerek anlattığı şarkısının arka fonunda da duyuyorum biraz. Aşkın hafriyat kamyonlarıyla sevgiyi inşa sürecimiz kesintisiz sürüyor bu topraklarda. Baraj inşaatı, emek, kamyon, toprak ve aşk… Evet sevgi emekti, aşk için çalışmak demekti.

Türkiye tebaası, bir zamanlar en çok dinlenen şarkıları, dönemin popüler müzik dergilerinde, gazetelerin müzik-magazin sayfalarında yayınlanan listelerden öğrenirdi. Ayrı yazılması gereken 'de-da'ların gönül rahatlığıyla bitişik yazılabildiği, envai çeşit tapaj hatalarının şimdi bakınca göze sevimli göründüğü (ör. "Erkeklerde Ağlar/Taşkın Sabah") bu dergiler, listeler artık yok. Şimdi aynı veriyi sosyal paylaşım siteleri ve dijital müzik marketlerin sayaçlarından öğreniyoruz. Daha çok sayaç döndüren şarkılar da var ama 120 milyonu aşan izlenme/dinlenme sayısıyla "Kafamda Kentsel Dönüşümler", inşaat taahhüt işlerini çağrıştırsa da sıcacık, yumuşacık bir aşk şarkısı. Kulaktan kalbe ılık ılık akan Esin Engin tangolarındaki saf duyguların sanki 2000'lere taşınmış ve biraz da yavaşlatılmış bir hali var bu şarkıda. Aşkın, bugünün kelimeleriyle konuşturulduğu, basit ifadelerin seçildiği sözleri, dingin müziği ve sakin, telaşsız bir vokalle zamanın bedenine büründürüldüğü sevecen bir şarkı… Türk basınının usta isimlerinden Çetin Altan'ın yıllar evvel katıldığı bir TV programında kadınların en çok sorduğu sorulardan biri diyerek tanımladığı "Kaçta geleceksin?"e cevap gibi duran sahne adıyla "İkiye On Kala", sıkı işler yapıyor. Günlük basit beklentilerin, sıradan eylemlerin, camdan bakışların, çay demleyişlerin, palto giymenin, bakkala gitmenin altını iyice kazıyor, oradan çıkan hafriyat toprağını yükleyip kamyonuna döküyor şehirlerin üstüne. Betonlaşan kentlerin kalbinde peyzaj alanları kuruyor, bahçe toprağı yapıyor şarkılarını. "Dedi; her şey satılıyo, herkes alışıyo, aşk var mı hâlâ" Evet aşk var ama inşa etmek gerek… Eski evler yıkılıyo, yenileri yapılıyo, üç katına satılıyo "pavyon bu dünya", ama aşk var…

Aşk var, çünkü evler inşa ediyoruz. Aşk da ev yapmak gibidir, harç karmadan, tuğla taşımadan, emeksiz ev yapılır mı? Yapılmaz, o zaman kalp evinde oturan aşk nasıl emeksiz yapılsın? Evet evet kesinlikle bir aşk şarkısı "Kafamda Kentsel Dönüşümler"… Tıpkı "Bakkala Diye Çıkıp Sana Gelesim Var" gibi. Çat diye kapını çalasım var yani, bu da aşkı anlatmak. Bir kadına ya da erkeğe, "Bakkala diye çıktım ama kendimi bir anda kapında buldum" dediğinizde kesinlikle "Seni seviyorum" demiş olursunuz. Ah aşk, insana yolunu şaşırtır, kazıyıp deştiğimiz içimizden çıkan toprağı, hafriyat kamyonlarının vızır vızır taşıdığı kentsel dönüşüm alanlarına çevirir. "Bütün İstanbul Biliyo" ki içimizin şehirlerinde yıkıp yıkıp yeniden yaptığımız evlerdir aşk. İçinden geldiği gibi müzik yapan, legato legato akan şarkılarına içinin toprağını döken "İkiye On Kala", saat kaç olursa olsun dinlenecek vakitsiz parçalarıyla son yılların başarılı müzisyenlerinden.

Söz ve müziği Sezen Aksu'ya ait muhteşem ama konumuzla alakasız bir eserle bitirelim: "Katlanıyoruz herkes gibi malum, Açıklarımız kaçıklarımız var, Ama hem kel hem fodul takımını, Hart diye yiyesim var"…

Yazarın Diğer Yazıları

Eksik bir şey mi var?

Zaten eksikliklerimizin hepsi aşkı bulduğumuzda anlamsızlaşmıyor mu? "Terliklerimle gelsem sana, sonunda aşkı bulmuş gibi" diye biten şarkı, bize aradığımızın ne olduğunu da açıkça gösteriyor nihayetinde. Üstelik gelirken de eksiğiz, ayağımızda ayakkabılarımız bile yok ama ne önemi var, aşkı bulmuşuz

Babalar, anılar, gölgeler, şarkılar…

Babalar, anılar, gölgeler ve şarkılar… Hiç yalnız bırakmadan bizi, biçim değiştirerek yaşamayı sürdürecek, birbirlerine dönüşe dönüşe ilerleyerek zamanın sonsuzluğu içerisinde hep var olacakmış gibiler

Yorgun şarkılar ve ihtiyar bir tabure…

Bir daha dünyaya gelseydim Nevizade Sokak'ta bir tabure olmak isterdim, "Yorgun şarkılarda anarsın beni, öyle kolay değil unutamazsın" çalınırken süt güğümü gibi sus pus dururdum olduğum yerde, sessiz, sitemsiz