10 Mart 2020

Yetmiş altı mı? İnanmıyorum!

Belki şunu söylemek daha doğru: İçinde yaşamak için kurduğu düzenin insanı mutlu etmesi mümkün değil. Kişiyi yanlış, çıkışı olmayan yollara yönlendiriyor. İnsan kendini o düzenin dışına atabildiği kadar mutlu olabilir

Geçenlerde bahçede dolaşırken kısa bir zaman önce 76 yaşına bastığım aklıma geldi.

Bu her aklıma geldiğinde onunla beraber bir başka şey daha geliyor: İnanmazlık.

Hep, çok daha genç bir yaşta nalları dikmiş olacağımı düşündüğüm için bu ulu yaşa aşağı yukarı kazasız varmış olmak beni her seferinde şaşırtıyor.

Beni şaşırtan bir başka şey, kendimi iyi hissetmem. Neden kendimi bu kadar iyi ve huzurlu hissediyorum?

Su depolarının önündeki çamların altında oturuyordum bunları düşünürken.

Cebimden defterimi çıkardım ve kendimi iyi hissetmeme neden olan bazı şeyleri not etmeye başladım. 

Belki birilerinin işine yarar diye, önem sırasına göre değil de aklıma geliş sırasına göre, sıralıyorum:

Çocuklarımı iyi yetiştirmiş olmanın huzuru.

Mütevazı bir hayat sürecek bir gelire sahip olmak ve daha fazlasına tamah etmemek.

Hâlâ sevdiğim bir işi yapıyor olmak. 

Borçsuz ve alacaksız olmak.

Meraklı olmak.

Birkaç iyi dost.

Seksle bağımı koparmamış olmak.

Rahat bir eve ve güzel bir bahçeye sahip olmak.

Kitap ve film tutkusu.

Alıcı değil verici olmak.

Sızısızlık.

Ölümden korkmamak.

Düz ve açık sözlü olmak.

Özgür olmak.

Her an her şeyin altüst olabileceğini, trajedilerle karşılaşabileceğimi kabul etmek.

Öfkeli, nefret dolu ve kıskanç biri olmamak.

Kendimi ciddiye almamak.

Sahip olduğum her şeyi alın terimle elde etmiş olmak.

İstediğim zaman yatıp istediğim zaman kalkmak.

İçki yerine temiz hava ve doğanın güzellikleriyle sarhoş olmak.

Sosyal medyadan ve haberlerden uzak durmak.

Korkusuz, saf ve sevgi dolu olmaya, bencil olmamaya çalışmak.

Başkalarıyla beraber geçirdiğim zamandan fazlasını tek başıma geçirmek.

Bir hiç olduğumun şuuruna varmış olmak.

* * *

Dünyadan biraz elimi eteğimi çektiğim için böyle düşünüyor olabilir miyim? 

Olabilirim.

Çocuklukta ve gençlikte insanın önüne dengesini bozacak, onu mutsuz edecek, baş edemediği birçok şey çıkıyor.

Belki şunu söylemek daha doğru: İçinde yaşamak için kurduğu düzenin insanı mutlu etmesi mümkün değil. Kişiyi yanlış, çıkışı olmayan yollara yönlendiriyor. İnsan kendini o düzenin dışına atabildiği kadar mutlu olabilir.

Eşsiz Orhan Veli’nin (1914 – 1950) dediği ve benim de sık sık tekrarladığım gibi,

 "Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;

Zamanla anlıyor insan dünyayı."

ETİKETLER

Metin Münir

Yazarın Diğer Yazıları

KKTC bir ağustos böceğidir

Haydi bakalım dik duran Bay Akıncı. Git Ankara’ya dik dura dura da ekonomiyi çöküntüden korumak için yardım iste, iste de al

Karşı koymadan

Yaşamımız, yaşam bizi değiştirmeyi aklına koyduğu zaman değişir ancak. Bunu kavramak, dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlamanın birinci kuralıdır belki

"Elveda Barbara seni seviyorum"

İnsan, hayatının doğru ölçüsünü ancak ölümü yaklaştığında alır