24 Eylül 2019

Tanrı kapitalist mi idi?

Dünyanın hâlini anlayanların, dinlerin ve kapitalizmin yarattığı yıkımı fark etmemesi imkânsız

Son iki bin küsur yılda doğanın, içindeki bütün canlılarla birlikte yok oluşa yönelmesinin iki esas suçlusu var: Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık gibi tek tanrılı dinler ve kapitalizm.

Aslında dinler ve kapitalizm ayrı gibi görünse de önemli bir noktada örtüşüyorlar.

Bu nokta, dinlerin ortaya çıkışlarından kısa bir zaman sonra kendilerini devletlerin ve tüccarların gönüllü bir hizmetkârı hâline getirmeleri, kurallarını onların işlerini kolaylaştıracak şekilde belirlemeleridir.

Kristof Kolomb (1451-1506) tarafından keşfedildikten sonra kıtaya giden beyazlar, Karayipler’in ve Güney Amerika’nın yerlilerini kısa zamanda yok ettiler. Yok oluş o kadar çabuk ve komple oldu ki onların ateşleriyle salgıladıkları karbondioksidin kaybolması, iklim değişikliğine yol açtı.

Kilise ve papazlar bu büyük vahşetin kolaylaştırıcılığını yaptılar.

Aynı hizmeti, uygarlıklarını ve inançlarını tahrip ettikleri siyah Afrika’da da gördüler.

Devletler ise kuruluşlarından beri şu veya bu kapasitede kapitalizmin, yani sermayenin ve zenginlerin, hizmetkârlarıdır.

Aşağı yukarı on beş bin yıl öncesine kadar insanlar küçük topluluklar hâlinde ve çoğunlukla göçebe olarak, avlayarak ve kök, mantar, meyve, böğürtlen gibi şeyler toplayarak yaşıyorlardı. Özel mülk ve para yoktu. Avlanan hayvanlar paylaşılıyordu. Ek ürün olmadığı için en ilkel hâli ile bile kapitalizm ve ürüne tamah edebilecekler yoktu.

Takriben 12,000-15,000 yıl önce avcılık ve toplayıcılıktan kaçış başlandı. Tarıma ve yerleşik hayata yönelindi. Depolanacak miktarda ürün ortaya çıkınca, çalışmadan bunun bir miktarına veya çoğuna el koyacak güçlü kişiler ortaya çıktı. Krallar ve küçük devletler oluştu. Bunlar arasında savaşlar başladı.

Tarım yoğun işgücü talep ettiği için kölelik yaygınlaştı, ekonominin köklü bir parçası hâline geldi. Antik Yunan’da nüfusun yüzde 30 ila 40’ının kölelerden meydana geldiği tahmin ediliyor. On Dokuzuncu Yüzyıl’daki iç savaştan önce Amerika’da Afrika’dan zorla getirilmiş yerlilerin oluşturduğu dört milyona yakın köle vardı.

Kapitalizm, sınırı olmayan bir iştah ve vahşetle parayı kâra çevirme düzenidir.

Dünyanın en büyük 181 şirketinin üst yöneticilerinin temsil edildiği US Business Roundtable, ABD İş Kuruluşları Yuvarlak Masası şu görüştedir: “Şirketlerin var oluş ana nedeni hissedarlarına hizmettir.”

Tevrat’ın Tanrı’sına göre hayvanlar hiçbir hakkı olmayan “şeyler” dir. O, doğayı ve içinde yaşayan bütün hayvanları insanın emrine verir.

Yarattığı bütün canlıların en şeytanı olan insanı yüceltmeyi seçen, diğerlerini onun kâhyalığında yok olmaya terk eden Tanrı mı olur? Böyle bir tanrının var olabileceği nasıl düşünülebilir?

Yoksa bu “Tanrı” kendini yüceltir, bütün canlıları istismar ederken kitleleri zapturapt altında tutmak isteyenlerin icadı mıdır?

Bu soruların cevabı konusunda her zaman şüphe içinde olacağız.

Ama dünyanın hâlini anlayanların, dinlerin ve kapitalizmin yarattığı yıkımı fark etmemesi imkânsızdır.

Eğer gözlerinde kalın bir perde bulunmuyorsa ve kalpleri ve kulakları mühürlü değilse.

Ama görmeseler de, işitmeseler de ve kalpsiz de olsalar artık çok geç. Olan oldu ve olacak olan da olacak.

Yazarın Diğer Yazıları

Arles’daki kırmızı bağ

Mektuplar Van Gogh’un karmaşık kişiliğine dair ipuçları veriyor, çığır açan bir ressamın gözünden yaratıcılık sürecine ışık tutuyorlardı

Bir ahşap ev istiyorum

Ağaç dikmek, ormanlara iyi bakmak ve sürdürülebilir biçimde onlardan yararlanmak gerekir; bu faydalanma yöntemlerinden biri ahşap ev yapmaktır

KKTC’de “büyük koçlar” hükûmeti devirmeye çalışıyor

Özersay sözünü tutup UBP’yi hükûmete taşıdı, Tatar’ı başbakan yaptı ama Tatar sözünü tutmayacak veya tutamayacak gibi görünüyor