22 Mart 2016

Semerkant’ta randevu

Terörden teker teker kurtulamayız, hep birlikte kurtulabiliriz!

Ne yapmalıyım?

İstiklal Caddesi’nde bomba patladı diye oraya gitmekten vaz mı geçmeliyim?

Yıldırım aynı yere iki defa düşmez, derler. Ama her şeyin bir ilki var. Ya düşeceği tutarsa?

Belki, bundan sonraki bomba, lokantasında yemek yediğim, kitapçısından DVD ve dergi, dondurmacısından kiloyla dondurma aldığım, dükkanlarında alışveriş yaptığım AVM’de patlayacak.

Oraya gitmeyi bir süre bıraksam mı?

Kaldırımda taksi beklerken, ne olur ne olmaz, otobüs duraklarından uzak mı durmalıyım?

Türkiye’yi, yöneticilerinin içine soktuğu kaostan kurtarmak için ne yapılmalı?Kapalıçarşı’ya gitmeyi ertelemeli miyim?

Bir süre konserlere, sinemalara gitmesem mi?

Köprülerden de geçmemeli.

Metro, metrobüs, tüneller, hava alanları, parklar, kalabalık caddeler...

Buraları da kendime yasaklamalı mıyım?

Bir süre evden hiç çıkmasam?

Yoksa başka bir ülkeye gitmenin yollarını mı arasam?

Ne yapsam?

*

Hikâyeyi biliyorsunuz:

Bağdat’ta yaşayan bir tüccar hizmetkârını alışveriş yapmak için pazara yollamış. Hizmetkâr birkaç dakika sonra yüzü bembeyaz, titreyerek geri dönmüş.

“Efendim”, demiş, “Pazarda yürürken kalabalıkta biri beni itti. Kim diye dönüp baktığımda Ölüm olduğunu gördüm. Tehditkâr bir biçimde yüzüme baktı. Bana bir at ödünç verin. Bu şehirden uzaklaşayım,  başıma gelecekten kurtulayım.  Semerkant’a gideyim. Ölüm beni orada bulamaz.”

Efendisi ona bir at vermiş. Hizmetkâr atı mahmuzlayarak dört nala oradan uzaklaşmış.

Tüccar pazara gittiğinde orada, kalabalığın içinde, Ölüm’ü görmüş. Yanına yaklaşmış.

Sormuş:

“Neden bu sabah hizmetkarımla karşılaştığında yüzün tehditkar bir ifade aldı?”

Ölüm cevap vermiş:

“Yüzümde beliren ifade tehdit ifadesi değildi. Şaşkınlık ifadesiydi. Bu gece benimle Semerkant’ta randevusu olduğu için onu Bağdat’ta görünce şaşırdım.”

*

Terör dehşet anlamına gelen İngilizce “terror” kelimesinden gelir.

Amacı insanların yüreğine dehşet salmaktır. Bu dehşet rasyonel değildir çünkü herhangi bir insanın bir terör olayında ölme ihtimali çok küçüktür.

Bir Türk’ün trafik kazasında ölme olasılığı bir terör olayında ölme olasılığından neredeyse yirmi kat fazladır.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre karayolu ağında 2013 yılında 1,2 milyondan fazla trafik kazası meydana geldi. Dört bin kişi öldü, 275.000 kişi yaralandı.

1984 ile 2010 yılları arasında – yani 26 yılda – terör olaylarında ölen sivillerin sayısı 5 700 civarındadır – yılda ortalama  219.

Bunları, terör olaylarını küçümsemek veya teröristler tarafından öldürülen kişilere saygısızlık etmek için değil, konuyu doğru bir perspektife oturtmak için yazıyorum.

Doğru soru “Ne yapmalıyım?” değildir.

Hiç kimse için mutlak güvenlik yoktur ve olamaz.

Korkarak, kaçarak, tarzımı teröre göre ayarlayarak hayatı kendime zehir etmekten başka bir şey elde edemem.

Terörden teker teker kurtulamayız. Hep birlikte kurtulabiliriz.

Bu nedenle sormam – sormamız – gereken soru şudur:

Ne yapılmalı?”

Türkiye’yi, yöneticilerinin içine soktuğu kaostan kurtarmak için ne yapılmalı?

Yazarın Diğer Yazıları

Ağustos böceklerini güldürdüm

Bağırıyorum ama beni bahçede bağırışan ağustos böceklerinden başka duyan yok

Karar ver KKTC kardeş, açılıyor musun açılmıyor musun?

KKTC hükûmeti ise ülke turist akınına uğrayacakmış gibi davranıyor ve herkes için –ziyaretçiler, oteller ve uçak şirketleri– hayatı kolaylaştıracağına zorlaştırıyor