16 Kasım 2019

Rubicon'u geçmek

Bu güne baktığımızda Rubicon’u geçen birçok devlet adamı görmek mümkündür. Bunların en yakınımızda olanı Erdoğan’dır

Bu günlerde İngiliz yazar Tom Holland’ın Roma İmparatorluğu’nun Augustus’a kadar olan tarihini anlatan "Rubicon" adlı kitabını okuyorum ve eski çağlarla ilgili birçok kitaptan öğrendiğim bir gerçeği yeniden öğreniyorum.

Bu gerçek, özde hiçbir şeyin değişmediğidir.

Binlerce yıl önce tarih yazanlar ve o yazılanlarda büyük veya küçük oyuncu olanlar bugünkülerden farklı değildi.

Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık gibi tek tanrılı dinler hiçbir şeyi değiştirmedi.

Çok tanrılı Roma’nın savaşma, başkalarına ait zenginliklere el koyma ve kan dökme iştahı İsa’nın tanrısının peşinden giden ABD’ninkinden farklı değildi.

Birinin iki tarafı da kesen kısa kılıç, diğerinin sofistike silahlar kullanması bir ayrıntıdır.

Milat öncesi Roma’da devletin vatandaşlar hakkında bilgi toplayıp onların hayatlarını denetim altına alma politikası bugünkü bilgisayar devletlerininkinden farksızdı.

Eski Roma’da her beş yılda bir sayım yapılırdı.

Sayımda, her Romalı aile reisi şehrin batısında bulunan Villa Publica adlı devlet binasına gidip kayıt yaptırmak ve kâtiplerin sorularını cevaplandırmak zorundaydı.

Bildirilmesi gereken ayrıntılı şeyler vardı: eşin adı, kaç çocuk sahibi olunduğu, eşin mücevherleri ve elbiseleri, sahip olunan kölelerin sayısı ve nakit para dahil mal mülk.

Romalılar vatandaşlarla ilgili, kişisel zevkler ve arzuların da içinde olduğu her şeyi bilmenin devletin hakkı olduğuna inanıyorlardı.

Her sayımda, her hane reisine çocuk yapmak amacıyla mı evlendiği sorulurdu. Şehrin müstakbel insan gücüne katkıda bulunmak her Romalının vatanseverlik görevi sayılırdı.

Erdoğan’ın kadınlara verdiği "En az üç çocuk yapın" komutu, Milat'tan önce Roma’da geçerli olan bu anlayışın 21. yüzyıldaki bir tezahüründen başka bir şey değildir.

Rubicon, Kuzey İtalya’da, İtalya ile Cisalpine Galya (Asterix’in memleketi olan Eski Fransa) arasındaki hududu meydana getiren bir akarsu idi.

Milat'tan önce 49 yılında Sezar (MÖ 100-MÖ 44), başında bulunduğu ordu ile Rubicon’u geçerek Roma’nın üzerine yürüdü. Hiçbir generalin ordusunu tayin edildiği bölgenin hudutları dışına çıkarmaması, Eski Roma’nın en önemli yasalarından biri idi.

Galya’yı arkasında bırakıp İtalyan topraklarına ayak basarak Sezar, isyan bayrağını açmış oldu. Kanlı bir iç savaş başlattı ve 460 yıllık özgür cumhuriyetin sonunu getirdi.

O gün bu gündür "Rubicon’u geçmek" sırt çevirerek, kader değiştirici, vazgeçilemez, geri dönülemez bir karar almak anlamına geliyor.

Bu güne baktığımızda Rubicon’u geçen birçok devlet adamı görmek mümkündür. Bunların en yakınımızda olanı Erdoğan’dır. Erdoğan Anayasa'yı değiştirip tek adam rejimi kurarak Türkiye’nin 1923’ten bu yana düzeni olan parlamenter cumhuriyeti alaşağı etmiş oldu.

Trump’ın gönlünde de buna benzer bir aslan yatıyor ama Amerikan Başkanı o aslanı kükretecek güce sahip değildir.

Tarih, ondan ders alınsa da alınmasa da tekerrür edecektir, çünkü gerçekte tekerrür eden tarih değil insanlardır.


Tom Holland/ Rubicon / Türkçesi yok.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Trum trak tiki tak, makinalaşmak

İnsanı insan yapan yeryüzündeki diğer canlılarla olan alışverişidir. Dokunduğumuz ve bize dokunanlar şekillendirir bizi büyük oranda

Öpünce prens olan yaratık

İki yüz milyon yıldır serenat yapan kurbağa, sanki başka canlılar tarafından yenmek üzere yaratıldı

Uykuda ölmek

Hayat bir ziyafet masasında oturmak gibi. Yemeğini bitirince, ev sahibine teşekkür eder, kalkıp gidersin