31 Ağustos 2019

Robot yasası yasasızlıktır

Robotlar, gittikçe artan bir hızla kendilerini yeniden kurgulayacaklar, insanla aralarındaki ara o kadar açılacak ki biz bugün köpeklere veya ağaçlara nasıl bakıyorsak onlar da bize öyle bakacaklar

Robotlar konusunu araştırıp da Isaac Asimov’un (1920-1992) “Üç Robot Yasası”na rastlamamak neredeyse imkânsızdır. 

Ünlü bilim kurgu yazarının geçen yüzyılda kaleme aldığı üç yasa şöyledir:

Birinci Yasa: Bir robot, bir insana zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz.

İkinci Yasa: Bir robot, birinci kuralla çelişmediği sürece bir insanın emirlerine uymak zorundadır.

Üçüncü Yasa: Bir robot, birinci ve ikinci kuralla çelişmediği sürece kendi varlığını korumakla mükelleftir.

Robotların insanlara zarar vermesini önlemek için bütün kapıları kapatıyor görünmelerine rağmen bu yasaların uygulamada on paralık değeri yoktur.

Yapay Zekâ, Otomasyon ve Robotik sektörünün günümüzde eriştiği düzey, robotlar konusunda bunları da, aklınıza gelebilecek bütün diğer ahlak kurallarını da yok kılmıştır.

Robot endüstrisinin finansmanının büyük bir bölümünü ordular sağlamaktadır. 

Geliştirilmekte olan robotların çoğu askeri amaçlıdır.

Amaç savaşmak ve sonunda adam öldürmektir.

Robot denildiğinde aklımıza insana benzer elektronik cisimler gelir ama robotların binbir hâli vardır.

İnsansız bir hava aracı olan ve roket taşıma yeteneğine sahip MQ-9 Reaper bir robottur.

Makineli tüfek kullanabilen MAARS İleri Robot Sistemi de bir robottur.

Bunlar insana zarar vermemek için değil zarar vermek için dizayn edilmişlerdir.

Söz konusu edilmesi gereken, robotun ahlakı değil onları yapan insanın ahlakıdır.

Hangi robotun yapılıp hangisinin yapılmayacağını belirleyen ahlak yasası nerede?

Böyle bir yasa yok ve olmayacak.

Robot sektörünün arkasındaki en büyük güç Amerikan ordusudur. Onu İsrail, Çin, Rusya, Güney Kore gibi ülkeler izliyor.

Pentagon’u ilgilendiren Amerika’nın dünyanın süper askeri gücü olma statüsünü sürdürmektir. Bunun nasıl olacağı umurunda değil.

Tabii onlara hizmet eden şirketlerin de: Onlar ceplerine girecek olan paraya bakarlar.

Nükleerde de olduğu gibi denetimsiz ve sınır tanımayan bir şekilde robotlar geliştirmeye devam edecekler.

Ta ki ortaya insandan binlerce defa daha zeki ve bilgili, süper robotlar çıkıncaya kadar. Bunlara bir ahlak enjekte etmek zaten mümkün olmayacak, çünkü belirli bir aşamadan sonra kendi kendilerini imal edecekler. Gittikçe artan bir hızla kendilerini yeniden kurgulayacaklar.

İnsanla aralarındaki ara o kadar açılacak ki biz bugün köpeklere veya ağaçlara nasıl bakıyorsak onlar da bize öyle bakacaklar.

Sonra ne olabileceği konusunda iki uç görüş var:

Bunlardan kötümser olanı, İngiliz bilim insanı Stephen Hawking’e (1942-2018) aittir. Hawking ölmeden kısa bir zaman önce BBC’ye konuşurken, “Yapay zekânın tam anlamıyla gelişmesi insan ırkının sonunu getirebilir. (Çünkü) Biyolojinin yavaş evrim kuralları ile kısıtlanmış olan insan (robotlarla) rekabet edemeyecek ve yerini onlara terk edecektir,” dedi.

Bu düşüncede olan birçok bilim insanı var.

Karşıt görüş sahibi, çağımızın en ünlü çevre bilimcisi James Lovelock’tur. Lovelock’a göre, ne kadar ilerlerse ilerlesinler robotların dünyanın yaşama uygun bir düzeyde tutulabilmesi için insana ihtiyacı olacaktır.

Bu bana olağanüstü iyimser bir görüş gibi geliyor.

Robotlar insan zekâsına ulaşır ve aşarsa neler olabileceğini kestirmek imkânsızdır. Ama insanın, insan benzeri yaratık olan Neandertaller’e ne yaptığını hatırlayacak olursak, sağlam bir tahmin ileri sürmek zor değil.

Yazarın Diğer Yazıları

Pej

Arapça veya Farsça olmalıydı ama Farsça olması daha olasıydı. Kelimenin kökünün pej olduğunu hayal ettim, kendimi eğlendirmek için

Adı: Birleşik Kıbrıs

Anastasiades bir ay önceki liderler toplantısında böyle bir düzenin iskeletini meydana getiren bir öneriyi Akıncı'ya yazılı olarak verdi ve öngördüğü devletin adını da koydu: Birleşik Kıbrıs.

Ebabili bilir miydiniz?

Eğer bir telgraf telinde veya bir dalda dinlenen bir kuş görürseniz o bir ebabil değildir