09 Mayıs 2019

Paralı ölümlülere bir not

San Michele’nin Zincirlikuyu’dan sessiz ve güzel olduğu muhakkak, her ne kadar öbür dünyada sessizliğe ve güzelliğe pek ihtiyaç olmasa da

Hadi gözünüz aydın zengin ölümlüler!

İstanbul’da Zincirlikuyu Kabristanı’nda yer bulamadıysanız Venedik’in San Michele Adası Mezarlığı’ndaki satılık yerler sizleri bekliyor.

San Michele’nin Zincirlikuyu’dan sessiz ve güzel olduğu muhakkak, her ne kadar öbür dünyada sessizliğe ve güzelliğe pek ihtiyaç olmasa da. 

Doksan dokuz yıl orada uyuyabilirsiniz.

Sonra?

Sonrası kimin umurunda?

Ama herhangi birinin umurunda olursa aynı yerin sahipliği bir ikinci defa, elli yıl için satın alınabilir.

Bundan da anlıyoruz ki akrabaları veya mirasçıları, satılığa çıkarılan bu dört yerde yatanların oradaki ikametgâhlarını uzatmak istememiş veya isteyecek durumda değil, muhtemelen kendileri de başka bir yerde yatmakta oldukları için.

Satılık yerlerin fiyatı üç yüz bin dolar civarında. İsteyen gidip gömü yerlerini inceleyebilir. Ada kışın 7:30 ile 16:00 arasında, yazın ise 18:00’e kadar ziyaretçi kabul ediyor.

San Michele Mezarlığı, 1813 yılında, o zamanlar şehrin hâkimi olan Fransızlar tarafından kurulmuş. Fransızlar, ölüleri şehirde gömmenin sağlıksız olduğuna karar vermişler ve Venediklilere ölülerini bu adaya gömmelerini emretmişler.

Buraya Venedikliler dışında, özel izinle yabancı ünlüler de gömülebiliyor.

Klasik müzikte yeni bir çığır açan Rus besteci Igor Stravinsky (1882-1971), eşi Vera de Bosset (1889-1982) ile birlikte orada gömülü. 

İlginç huylarından biri, her gün yeni bir şey satın almak olan Stravinsky, New York’ta öldü ama vasiyeti üzerine dehasını ilk keşfeden Ballets Russes’in kurucusu Sergei Diaghilev’in (1872-1929) yanına gömüldü.

Ünlü Rus şair Joseph Brodsky (1940-1996) de San Michele’de yatıyor.

Dizimin dibinden ayrılmayan okurlar, Brodsky’nin “Mutluluğun ebedi olduğu şehir” olarak bilinen Venedik’i çok sevdiğini hatırlayacaklardır. Brodsky, Venedik üzerine Watermark (Filigran) adlı bir kitap yazmıştı. Kedileri çok severdi. “İkinci bir hayatım olsa onu Venedik’te bir kedi olarak geçirmek isterdim – fare bile olabilir,“ derdi.

Sanırım tavaf turizmine katkıları nedeniyle onun ve orada yatan diğer ünlülerin  mezarlarına, kaç 99 yıl geçerse geçsin, dokunulmayacaktır.

Venedik Belediyesi 1954 yılına kadar adada gömülü olanlara “ebediyete kadar” orada yatma hakkı tanıyormuş. Bu tarihten sonra şehre kazanç getirmek için mezarlıklar belirli bir süreliğine kiralanmaya başlanmış.

Öğrendiğime göre, yaşayandan çok ölü Venedikli var. Adada şu anda ebedi istirahat durumunda bulunan seksen beş bin kişinin mezarı bulunuyor. Şehrin tarihi merkezinde yaşayanların sayısı ise sadece elli altı bin.

Bu sayı 1952’de yüz yetmiş beş bin imiş.

Mezarlıkta Katolik ve Protestanların ayrı bölümleri var. Türk zengin ölümlüler orada yer satın almaya başlarlarsa belki bir de Müslüman mezarlığı oluşur.

“Yok kardeşim, o kadar para ödemem,” diyorsanız, paralı ölümlüler, Venedik size bedava bir opsiyon tanıyor:

Şehrin morg polisinden izin almak ve bir devlet memurunun hazır bulunması koşulu ile küllerinizin Venedik lagününün sularına serpilmesini sağlayabilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları

Siz olmadan yapamazdık

AKP döneminin en büyük özelliklerinden biri, kamu parasını kullananlardan hesap sormanın imkânsızlaşmasıdır. Türk medyası bunun kolaylaştırıcısı ve suç ortağıdır

Ayşegül Savaş’la Tavanda Yürümek

Walking on the Ceiling kısa bir zaman önce yayımlandı ve Batı’da ünlü eleştirmenlerden ve yayınlardan övgü aldı

Hayatın en iyi tarafı nedir?

Batı’nın bugün ulaştığı düzeyde feylesofların ve bilim adamlarının büyük payı var.  Her şeyin açıklamasının dinde arandığı karanlık çağların sonunu onlar getirdiler.