20 Şubat 2020

Obur MM

Bir şeyi karın doyurmak için değil, sadece tadına varmak için yemek veya içmek ve bunu aşırı boyutlara taşımak oburluktur

Galiba obur oldum.

Galiba, galiba da değil. Gerçekten...

Mesela az önce...

Kalktım.

Odadan çıkarken mutfaktaki bulaşık makinesinin üstünde duran yarısı veya yarısından biraz fazlası yenmiş çikolatayı gördüm.

Organikçiden almıştım. Karamel & Deniz Tuzu (yüzde 40 Kakao). Yarısını veya yarısından biraz fazlasını iki gün önce, satın aldığım gün yemiş, daha sonra devam etmek üzere mutfak bankosunun üzerine bırakmıştım.

Dün yemeye devam etmeyi düşünmüş, ama birisi çikolatayı bıraktığım yerden kaldırmış olduğu için bu projemi yürürlüğe koyamamıştım.

Bu birisi muhakkak bir kadındı.

Kadınlar (kızım Ayşe’yi de bu sınıfa sokuyorum) mutfağımı dağınık bulurlar ve bu dağınıklığı gidermek için onu bunu kendilerine daha uygun gördükleri yerlere sokuştururlar. Sonra ben bu yeri değiştirilen şeyi asla bulamam.

Nihale nerede, mesela? Günlerdir arıyorum. Nerede?

Aslında onların dağınıklık sandığı şey düzendir. Düzendir de savruk görünüyor. Ama her şeyin nerede olduğunu biliyorum. Birkaç hafta öncesine kadar nihale de bu kategoriye dâhildi.

Çikolatanın mutfak bankosundan Bulaşık makinesinin üzerine transfer edilmiş olduğunu görmemle "Dönüşte yerim," diye düşünmem aynı anda oluyor.

Görmemle "Dönüşte yerim," diye düşünmem aynı anda oluyor.

Çikolatayı görmemiş olsaydım çikolata yemek aklıma gelmeyecekti. Ama görünce durum değişti.

Oburluk işte budur. Bir şeyi sırf orada duruyor diye yemek.

Odaya geri dönerken sabahleyin sıktığım portakal suyunun büyük bir bölümünün buzdolabında durmakta olduğunu hatırladım.

"Acaba," diye düşündüm, "önce portakal suyunu içip sonra çikolatayı mı yesem, yoksa önce çikolatayı yesem de portakal suyunu sonra mı içsem?"

Hıh.

Farkındaysanız üçüncü bir seçenek, yani ne birini yememek ve diğerini içmemek, gündemde yok. Efendi efendi koltukta oturup yazı yazarken ne biri ne de diğeri aklımdaydı. Şimdi...

Evet, evet. Oburlaştım.

Oburlaşmasaydım ne organikçiden çikolata alırdım ne de bu sabah portakal suyu sıkardım.

Portakal suyuna ne gerek vardı? 

Organikçiye de çikolata almak için gitmemiştim. Ayırttığım domatesleri almak için uğramıştım. Ama hemen oracıkta, el mesafesinde çikolatayı görünce dayanamadım. Onlar da zaten dayanamayacağımı bildikleri için çikolataları oraya koydular.

Sanmayın ki çikolatanın yarısını yedim de yarısını sakladım ve bu hep böyledir. Hayır. Bazen çikolatayı eve gelmeden bitiriyorum.

Portakal suyu konusu daha da kötü. Ben portakal suyu bağımlısıyım. Bir gün bir oturuşta iki litre portakal suyu içmiş ve gut krizine tutulmuştum. Portakal suyunun gutu tetiklediğini bilmiyordum. Meğer bana haber vermeden listeye yeni almışlar.

Bir şeyi karın doyurmak için değil, sadece tadına varmak için yemek veya içmek ve bunu aşırı boyutlara taşımak oburluktur.

Aşırı boyut ne olabilir?

Şu çikolatayı bir bitireyim, hesaplayıp söyleyeceğim.

Yazarın Diğer Yazıları

Aylak adam ve göbekli kadın

Yaşlandığınızda yitirdikleriniz size aittir. Doğanın yitirdikleri herkese...

KKTC bir ağustos böceğidir

Haydi bakalım dik duran Bay Akıncı. Git Ankara’ya dik dura dura da ekonomiyi çöküntüden korumak için yardım iste, iste de al

Karşı koymadan

Yaşamımız, yaşam bizi değiştirmeyi aklına koyduğu zaman değişir ancak. Bunu kavramak, dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlamanın birinci kuralıdır belki