12 Kasım 2019

Biraccık çakistes yapacayım

Orhan Kabataş’ın, her Kıbrıslının evinde bulunması gereken Kıbrıs Türkçesinin Etimolojik Sözlüğü’ne göre, çakistes veya çakızdez “kırılmış zeytinin tuzlamasıyla yapılan bir tür zeytin turşusu”dur

Zeytinler toplanmış ve suları sıkılmıştı ama bahçede dolaşırken bir baktım ki bir ağaçta biraz zeytin kalmış.

Acaba azıcık çakistes mi yapsaydım?

“Yes be annem,” dedim ve toplamaya başladım.

Pantolonumun iki cebini de tıka basa doldurdum ve eve döndüm.

Orhan Kabataş’ın, her Kıbrıslının evinde bulunması gereken Kıbrıs Türkçesinin Etimolojik Sözlüğü’ne göre, çakistes veya çakızdez “kırılmış zeytinin tuzlamasıyla yapılan bir tür zeytin turşusu”dur.

Ne yapmam gerektiğini öğrenmek için Andız’ın eşini, Meryem’i, aradım. Meryem her yıl bu aylarda kilolarca çakistes ve siyah zeytin yapar (ve ara sıra bana da küçük bir kavanoz verir) çünkü Andız yemekten sonra birkaç zeytin yemezse doymaz.

Bu huyunu bana da geçirdi.

Evde yiyor isem, yemek ne olursa olsun, masada muhakkak zeytin vardır.

Zaten en sevdiğim yemeklerden biri domates, kızarmış ekmek veya çörek, ekmeğin içine doğrandığı veya batırıldığı zeytinyağı (kekikli ve limonlu) ve zeytindir.

Varsa, avokado da bu şölene katılabilir.

“Zeytinleri kırdıktan sonra üç gün suda bekleteceksin ki acılığı gitsin,” dedi Meryem. “Suyu sabah akşam değiştireceksin.”

Arkadan Andız’ın sesi duyuldu.

“Kime tarif ediyorsun?”

“Arkadaşına,” dedi Meryem.

Andız’la anaokulundan beri tanışıyoruz. Bana yardım etmek için elinden geleni yapar, yardımına ihtiyacım olduğunda - ki hiç olmaz.

“Ona söyle,” dedi arka plandan, “Çakistesi elde etmenin en iyi yolu markete gitmektir.”

Andız en son markete gittiğinde İnönü daha sağdı. Zeytinle ilgili olarak bildiği tek şey ise onu yemektir. Ama konuyu dağıtmamak için tacizini duymamış gibi yaptım ve Meryem’in çakistes tarifini can kulağı ile dinledim.

Yıllardan beri kullanılmadan askıda duran önlüğü üzerime geçirdim. (“Zeytinyağının lekesi çıkmaz, ona göre,” demişti Meryem.)

Zeytinleri, çakıl taşı ile bahçede badem kırmak için kullandığım yassı taşın üzerinde kırdım. Plastik bir kaba koyup üstünü su ile kapladım. Üç gün sabah akşam suyunu değiştirdim.

Tarihi an gelince, zeytinleri süzgeçten geçirip bir kavanoza doldurdum. Çakistes yapmak için ne kadar tuz kullanılacağı doktrinde tartışmalıdır. Ben, tuzlu sevmediğim için, iki kilo olduğunu tahmin ettiğim zeytine bir kahve fincanından biraz az iri tuz koydum.

Bu şekilde üç hafta bekleyecekler.

Her gün kavanozu yuvarlayıp zeytinlerin birbirine yapışmasını önleyeceğim.

Üçüncü haftanın sonunda birkaç gün yiyebileceğim kadar zeytini küçük çukur bir tabağa çıkaracağım. Üstüne zeytinyağı dökeceğim ve kişniş tohumu, sarımsak ve ince kesilmiş limon koyacağım.

Ve hepsini iyice karıştıracağım ve bir tanesini ağzıma atacağım.

Becerebilecek miyim acaba?

Beceremezsem, giderim bir markete, alırım bir kavanoz çakistes “Buyur bakalım Andız,” derim, “Arkadaşın nasıl çakistes yapıyormuş gör.”

Yazarın Diğer Yazıları

Trum trak tiki tak, makinalaşmak

İnsanı insan yapan yeryüzündeki diğer canlılarla olan alışverişidir. Dokunduğumuz ve bize dokunanlar şekillendirir bizi büyük oranda

Öpünce prens olan yaratık

İki yüz milyon yıldır serenat yapan kurbağa, sanki başka canlılar tarafından yenmek üzere yaratıldı

Uykuda ölmek

Hayat bir ziyafet masasında oturmak gibi. Yemeğini bitirince, ev sahibine teşekkür eder, kalkıp gidersin