20 Nisan 2019

Artık ceylan değilsin MM

Artık genç olmamanın özelliklerinden biri, genç olmadığının farkında olmamaktır

Arabayı bir su birikintisinin içine park etmiştim. İleri çekeceğime ceylan gibi üzerinden atlayayım dedim.

Atladım da.

Ve daha havada iken baldırımda keskin bir sızı hissettim.

“Oğlum MM” dedim. “Sen ceylanlığı bırakalı on yıllar geçti. Uyan!”

O gün bu gündür topallıyorum. Daha spesifik olmak gerekirse, sağ ayağımı mümkün olduğu kadar az kullanmaya, üzerine yük bindirmemeye çalışıyorum. Bu da o ayağımı sürümem anlamına geliyor.

Artık genç olmamanın özelliklerinden biri, genç olmadığının farkında olmamaktır.

İnsan, bunun tersini kanıtlayan birçok delil olmasına rağmen, çok daha erken yıllarında yapabileceklerini hâlâ yapabilir sanır.

Kendini kandırmakla alakalı değildir bu durum. Pek derinlemesine düşünmedim ama galiba, kısmen eski yıllarda kalmaktır. Yani 75 yaşında olduğumu pekâlâ biliyorum, ama 75 yaşında olmak kullanma kılavuzu ile birlikte gelmediği için, hâlâ, bazen 35, bazen 15 yaşında imişim gibi düşünüyorum ve hatta davranıyorum.

Galiba söylemeye çalıştığım şudur: 75’inci yaş, insana otomatik olarak çamur birikintisinin üzerinden ceylan gibi atlamanın kapanmış bir döneme ait olduğu bilgisi ile birlikte gelmiyor. Arkada kalan yaşlar ve o yaşlarda sahip olunanlar da otomatik olarak kaybolup gitmiyor.

Sonuçta, atlayabiliyorum sanıyorsun.

İnsan bütün çağlarının bileşimidir. Her insan için böyle olmayabilir ama benim için böyledir.

Doktora gitmedim. Kendi kendini tamir etmesi için vücuduma fırsat vereceğim. Mesela Pazartesi veya Salı’ya kadar.

Pazartesi veya salı, bir iyileşme olmazsa giderim, demiyorum. Gitmeyi ciddi olarak düşünmeye başlarım, diyorum.

Benim yaşımda veya yaşıma yakın birçok arkadaşımın, kiminin az kiminin çok olmak üzere, sağlık veya eskime sorunları var. 

Başarısız ceylanlık girişimim onları, özellikle Galfa’yı, düşünmeme neden oldu.

Galfa, uzun yıllardan beri tedavisi bulunmayan ve gittikçe kötüleşen ağrılı bir kemik hastalığı çekiyor. Hastalığının adı “ankilozan spondilit.” Omurga ya da bel romatizması olarak da bilinir.

Çok yavaş, ayaklarını sürüyerek yürümesine ve kesintisiz ağrı çekmesine neden oluyor bu lanet hastalık. Galfa’yı hayatını sürekli frenine basılı bir araba gibi yaşamaya zorluyor.

Bu acıya nasıl katlanıyor – yalnız da yaşıyor – diye hep düşünmüşümdür.

Bir gün, aklımdaki bu düşünceyi okumuş olmalı ki, “Yaşamaktan zevk almadığımı düşünüyorsun ama doğru değil,” dedi. “Ben hayatımdan zevk alıyorum.”

“Fazla vizileme, hâline şükret,” diye düşünmeme neden oldu bunu hatırlamak.

Bu durumumun avantajları da yok değil. İşte böyle biraz feylesoflaşmama olanak sağlıyor.

Bir de karşıdan karşıya geçerken arabalar durup bana yol veriyor.

Daha ne olsun?

 

Yazarın Diğer Yazıları

Siz olmadan yapamazdık

AKP döneminin en büyük özelliklerinden biri, kamu parasını kullananlardan hesap sormanın imkânsızlaşmasıdır. Türk medyası bunun kolaylaştırıcısı ve suç ortağıdır

Ayşegül Savaş’la Tavanda Yürümek

Walking on the Ceiling kısa bir zaman önce yayımlandı ve Batı’da ünlü eleştirmenlerden ve yayınlardan övgü aldı

Hayatın en iyi tarafı nedir?

Batı’nın bugün ulaştığı düzeyde feylesofların ve bilim adamlarının büyük payı var.  Her şeyin açıklamasının dinde arandığı karanlık çağların sonunu onlar getirdiler.