08 Haziran 2024

Arpadan altın yapanlar

200. yılını kutlayan İskoçya’nın en ünlü viski damıtımevlerinden Macallan’dan izlenimler…

1700'lerde yapılan tarihî malikâne Macallan'ın merkezi değil, artık sadece bir dekor...

Sarışın, mavi gözlü, biraz fazla içmekten olsa gerek kırmızı suratlı adam uzun kadehini konuklarına kaldırdı ve “Yaz gelince ben viskimizi böyle içiyorum. Buz, soda ve bir dilim misket limonuyla çok iyi oluyor” dedi. Sevgili Teoman Hünal’la göz göze geldik ve pek hoşlanmadığımızı belli ederek kadehlerimizdeki sek viskiyi içmeye devam ettik. Masada başka Türkçe bilen olmamasının rahatlığıyla Teoman fısıldadı:

“Eh, ben de bu viskinin patronu olsam ve hepsi elimin altında olsa böyle de içerim. Macallan’lı bir viski soda alelade bir viskili sodadan daha iyi olur elbette...”

İskoçya’nın Highland bölgesinin Craigellachie kasabası kırsalındaki Macallan damıtımevinin bahçesinde yediğimiz o öğle yemeğinden bu yana çeyrek asırdan fazla bir zaman geçmiş. Yine Teoman Hünal’la aynı binanın, Easter Elchies’in önündeyiz. Yıllar boyu defalarca ziyaret ettiğimiz ve rustik odalarındaki deri koltuklara kurulup harika viskiler içtiğimiz malikâne artık kullanılmıyor, önünde “selfie” çekilen bir dekor durumunda. Nitekim biz de eski günleri andığımız bir fotoğraf seansından sonra bu 18. Yüzyıl yapısını kendisiyle başbaşa bırakıp küçük bir yokuşu tırmanıyor, birdenbire 21. yüzyıla zıplıyoruz. İskoç viski tarihinde bir damıtımevine yapılan en büyük yatırımın, tam 140 milyon pound’luk harcamanın ürünü yeni tesise çıkıyoruz.

200 yıl boyunca üretilmiş binlerce şişe örneğiyle insanı karşılayan ziyaretçi holü, hayli görkemli.

Farkını şeri fıçılarından alıyor

Davetleri üzerine Türkiye’den bir grup gastronomi insanı olarak ziyaret ettiğimiz Macallan damıtımevi, 200. Yılını kutluyor. İskoçya’da pek rastlanmayan biçimde bir özel güvenlik ordusu tarafından korunan ultra-modern yeni binadan içeri adımımı atarken, Macallan adını ilk kez ne zaman duyduğumu düşünüyorum. 1990 olmalı. Cumhuriyet gazetesinin Pazar ekinde Londra muhabiri Edip Emil Öymen bir İskoçya gezisini kaleme alıyor ve burada tattığı viskileri anlatırken Macallan için “İpek gibi bir içki…” diyor. O zamana kadar geniz yakan kavurucu bir içki olarak bildiğim viskiyle ilgili bu alışılmadık sözler hafızama kazınıyor ve ona rastlayacağım ânı bekliyorum.

30 yıl boyunca sıkça ziyaret ettiğim damıtımevinde, 1990'larda... Solda viskiyi dünyaya açan Hugh Mitcalfe, ortada ünlü başharmancı Frank Newman.

Kavuşma nihayet birkaç yıl sonra gerçekleşiyor, sevgili Teoman Hünal’ın açtığı İngiliz tarzı ilk pub’ımız North Shield’de Macallan’ı ilk kez tadıyorum. O günlerde viskisinin tümünü tatlı-kekre İspanyol şarabı şerinin fıçılarına basan tek damıtımevi olan Macallan’ın 12 yıllığı, ipeksi yumuşaklığı ve şurupsu kıvamının da ötesinde zengin ve kompleks tadlara sahip. “Bu viski ise şimdiye dek içtiklerim neydi? Şimdiye dek içtiklerim viski ise, bu ne?” diye sorduruyor. Hünal o günlerde iç mimari eğitimi aldığı Londra’dan yeni dönmüş, orada keşfettiği Macallan ve diğer “single malt” viskileri Türkiye’ye getirme heyecanında. Nitekim bu viskiler ithal ediliyor, benim onlarca yazımın da katkısıyla Türkiye’de de tanınıp seviliyor, yıllarımız İskoçya’yı ve bu damıtımevini ziyaretlerle geçiyor.

Teoman Hünal'la damıtımevinin lüks butiğinde Stella McCartney'Nin burası için hazırladığı battaniyeyi inceliyoruz...

Özel rezervleri bir yatırım aracı

O günlerde dünyanın sadece birkaç ülkesinde bulunan, “bilenlerin bildiği” bu viski giderek daha fazla ün kazanıyor. Sadece 50 pound’luk gülünç bir reklam bütçesiyle ilk kez Britanya dışına ihraç edildiği 1979’dan bu yana köprülerin altından çok su akmış. Yine o yıllarda dörtte üçü harmancılara dökme olarak satılan, Chivas Regal, J & B, Famous Grouse ve Ballantine’s gibi viskilerin içinde bolca kullanılan Macallan, artık tamamına yakın şişeli ve markalı olarak satılıyor. Bir yandan da lüks tüketim patlamasının tam göbeğine oturuyor, sadece içilmek değil, sükse yapılmak için de alınan bir cazibeli obje haline geliyor. Lalique kristalleriyle yapılan işbirliği sayesinde viskinin yaşlı rezervleri kristal şişelere konuyor, sınırlı sayıda çıkarılan bu partiler hızla müzayedelere çıkarak fiyatları yükseldikçe yükseliyor. Damıtımevi bir yandan da müzayedelerden ve antikacılardan kendi eski şişelerini topluyor, bunların formundaki şişelerde “replika”lar çıkararak onları da astronomik fiyatlara satıyor. Öyle bir an geliyor ki, nadir Macallan’lara yapılan yatırımın getirisi borsadaki en cazip hisseleri bile solluyor. 1986’da çıkan 1926 damıtımı viski o günlerde 5 bin pound fiyata satılıp Guinness Rekorlar Kitabı’na girerken, aynı viski 2018 Mayıs’ında 848 bin pound’a, Aralık ayında da 1 milyon pound’a el değiştirerek rekorları yeniliyor.

Macallan damıtımevi üçüncü yüzyılına adım atışını eski bir fıçı deposunda sahne alan Fransız sirki ile kutladı.

Viski deposunda sirk gösterisi

Eski bir fıçı deposunda 200. Yıl şerefine Fransa’nın en ünlü sirki Cirque du Soleil’in gösterisini izleyeceğimiz damıtımevi, işte böyle bir yer. Hammadde olarak en seçme arpaları kullanması, bölgesinin en küçük imbikleriyle yağlı ve dolgun bir viski damıtması, İspanya’dan özel getirttiği şeri fıçılarına diğerlerinin dört katını ödeyerek viskiyi bunlarda yıllandırması, bir zamanlar konyak yarışmalarına girerek en pahalı konyakları sollayıp altın madalya alması, artık pek kimsenin umurunda değil. Macallan sık sık şapkadan tavşanlar çıkararak izleyicilerine heyecan aşılayan “seksî” bir lüks marka artık. Louis Vuitton’un imaj ve yenilik müdürü Sabina Belli’nin “Lüks skandal yaratmaktır. Onun için en çılgın insanlarla, en uçuk sanatçılarla çalışırız” sözlerinin canlı bir kanıtı gibi. Ünlü ressamlarla, magnum fotoğrafçılarıyla, parfümörlerle ve efsane şeflerle yapılan ortak çalışmalar ve çıkarılan özel rezervler, bu taktiğin bir ürünü.

Yine bunu doğrularcasına, viskinin 200. Yılı ile bağlantısı biraz zayıf kurulmuş ama kendi içinde çok renkli ve çarpıcı bir sirk izliyoruz. İskoçya’nın bu ücra köşesine kişi başı 200 pound’a bilet alıp gelenler, tiyatroya döndürülmüş dev depoda tek bir boş sandalye bırakmıyor. Sirkin sonunda, sahneye altın yaldızla kaplı dev bir ağaç konuyor ve her bir dalın ucunda “meyve” olarak birer kadeh Macallan duruyor. Tüm seyirciler sahneye çağırılıyor, dalından birer Macallan kopararak yudumluyoruz.

Macallan'ın Bentley otomobilleriyle ortaklaşa çıkardığı bu özel şişe, tam 40 bin pound'a satılıyor.

Tüm bu atraksiyonlar ve bu “markalaşma” maliyetlerinin şişelere bindirilmesi, 12 yıllık herhangi bir single malt viski ortalama 30 pound’a satılırken, 12 yıllık bir Macallan’ın bunu üçe katlaması sonucunu doğuruyor. Ünlü içki yazarı Michael Jackson’ın “Malt viskilerin Rolls-Royce’udur” dediği viski, kalite ve fiyat dengesini gözeten tutkunlarını terk ediyor. Öte yandan cirosu da katlanarak büyüyor, İskoçya ekonomisinin can damarlarından biri haline geliyor. 2010 yılında 8 milyon litre olan kapasitesinin 2023’de 15 milyon litreye çıkması da cabası.

Bir şişe viski, kabaca bir kilo arpadan yapılıyor. “Dalından kopardığımız” kadehleri arpayı altına dönüştüren bu İskoçlar’a, Macallan’cılara kaldırıyoruz. Viskilerini bizden giderek uzaklaştırsalar da, başarılarını takdir etmeden yapamıyoruz…

Mehmet Yalçın kimdir?

Türkiye'nin ilk "içki yazarı" Mehmet Yalçın, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 1984'ten itibaren haber ajansı ve dergilerde muhabirlikten genel yayın yönetmenliğine uzanan görevlerde bulundu.

1997'de modern yaşam tarzı dergisi Gurme'yi, 2001'de de Türkiye'nin ilk içki kültürü dergisi Gusto'yu çıkardı. Sabah ve Milliyet gazetesinin Pazar eklerinde 17 yıl gastronomi alanında köşe yazarlığı yaptı.

"A'dan Z'ye Viski", "A'dan Z'ye Şarap" ve "A'dan Z'ye Bira" kitaplarını yazdı.

Dünyanın dört yanında sayısız şarap ve sert içki tadım ve eğitimine katılan Yalçın, danışmanlık ve eğitmenliklerini sürdürüyor, her hafta Türkiye'nin en çok okunan bağımsız internet gazetesi T24'te yazıyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Göcek'ten sevgiler (ve endişeler)le…

Mavi yolculuğun en güzel koyu Göcek'ten Marmaris'in cenneti Hisarönüne uzanan lezzet dolu bir haftasonu ve düşündürdükleri…

Bordo'da iki "Türk şatosu"

Kavaklıdere'nin şarabın başkenti Bordo'da 8 yıl önce satın aldığı iki şatoyu ziyaret ettim, Türklerin ürettiği Bordo şaraplarını yerinde tattım…

Toskana’da şarap ve sanat

Rönesansı başlatan sanat cenneti İtalya’nın Bordo ile yarışan bağlarında, müzeleri kıskandıracak bir şaraphaneden izlenimler…