05 Aralık 2013

Ne Süpermen ne Batman: Gerçek dünyaya karşı FEMEN

Hepimiz biliyoruz ki Femen kızları çarpıcı, çekici eylemler yapar.

5 Aralık Dünya Kadınlar Günü. Haberlerde zaten bol bol kadın haklarıyla ilgili, en azından kadına şiddetle ilgili bir şeyler duyacağız. Geçelim. Femen diye bir hadise var a dostlar. Hepimiz biliyoruz, yakinen takip ediyoruz. Ukrayna’dan çıkan bu grup (pardon aslında bir sivil toplum kuruluşu) çok ilginç ve çekici (!) eylemlere imza atıyor.

Hepimiz biliyoruz ki Femen kızları çarpıcı, çekici eylemler yapar. Kâh yarı çıplak kâh anadan doğma. Ortalıkta kimi güzel, kimi çok güzel kadınları polis tarafından yerlerde sürüklenirken görürüz. Bazen birilerine yumurta atarken, bazen de, dedik ya, ilgi çekici eylemlere imza atarken. Ama eylemlerin neye dair olduğunu pek hatırlayamayız. 

Bakışımız (bizim, toplumun, medyanın) ve algılayışımız Femen’in bir fenomen olduğu yönünde. Gayet bize yakışan bir tavırla. Erkeksi bir bakış açısıyla. Üzerinde boyalar olan "çıplak hatunlar". Bu görüş aslına bakılırsa Femen’in öncelikle ulaşmak istediği, öte yandan da değiştirmek istediği nokta. Aslında “onlar”da her şeyin farkında. Seslerini duyurmak için bu dönemde soyunacaklar arkadaş. Zaten vücut güzelse, kadınsa dönüp bakılır. Derdini dinlerler mi dinlemezler mi artık ondan sonrası eylemciye kalmış.

 Basınımızın çıplak manken yerine geçecek görsel ihtiyacını ve televizyonlarımızın haberler için kullanılacak “renkli görüntü” ihtiyacını karşılamada tercih nedenidir Femen. Kimi zaman orada burada yaptıkları eylemler, kimi zaman Türkler hakkındaki düşünceleri, kimi zaman Türklerin onlar hakkındaki düşünceleri. Önemli olan “taze” görüntülerinin veya arşiv görüntülerinin bir şekilde medyada yer almasıdır.

Bedenlerini manifestoları olarak gören bu topluluk 2008 yılından bu yana aktif durumda. Kadın olmaları, bedenlerini cesurca sergilemeleri bugüne kadar medya tarafından tüketim nesnesi haline getirilen “kadın bedeninin” artık neredeyse bir reklam mecrası olarak kullanımını sergiliyor. Derdiniz, karşı çıktığınız, desteklediğiniz kısacası sloganınız neyse vücudunuza yazıyor ve çıkıyorsunuz. Erkekler tarafından da desteklenen örgütün cesur eylemleri medya tarafından soluksuz takip ediliyor ve aktarılıyor. Bu noktada medya memnun, haber açlığını giderebiliyor. Toplum bu ilginç eylemcilerin yaptıklarını, görünüşlerini izlerken belki de bilgilenme amacının ötesinde eğlenme ihtiyacını giderdiği için memnun. Peki, eylemciler ne kadar memnun? Bu sorunun cevabını onlardan almak en doğrusu tabii ki. Yeterince ses getirdikten sonra yöntemleri farklılaşacak mı veya insanlara/medyaya ulaşan görsel ürünlerin (çıplak bedenlerin), sloganların ne kadar değişim yarattığını sorgulayacaklar mı, meçhul. 

Ukrayna’da bugünlerde süren bir halk ayaklanması var. Ayaklanmaya ilişkin haberler kabaca iki şekilde aktarılıyor. Ayaklanmaya destek veren Femen’in protestosu veya ayaklanmanın aslında Gezi Olayları’na ne kadar benzediği. Medyamız bu iki kanal üzerinden halkın dikkatini kuzeye çekiyor ve bu soğuk ülkede neler olduğuna dair sıcak bilgileri paylaşıyor. Henüz konuya vâkıf olmayanlar için durumu özetleyelim. Ukrayna devlet başkanı Avrupa Birliği’nin “Şartlarınız uygun, üye olabilirsiniz, katılım anlaşmasını imzalayabilirsiniz” görüşü sonrasında katılım anlaşmasını imzalamama kararı aldı. Devlet başkanı bu anlaşmayı neden imzalamıyor sorusu ise apayrı bir yazının konusu. Geçelim. Esas konuya odaklanalım. Femen bugünlerde yeni bir eyleme imza atar mı, ne dersiniz?

 

Femen Türkiye Twitter hesabı

Femen hakkında gruptan bir üyeyle yapılıp Hürriyet’te yayınlanan röportaj

Yazarın Diğer Yazıları

Banksy İstanbul’da! Yani?

Evet, Banksy İstanbul'a geldi ve kendisi eserlerinin ücret karşılığında sergilenmesine karşı olsa da sergiyi gezmek ücretli

2015’te Google’da ne aradık, gerçekte ne kaybettik?

Hem gerçek sorunları tespiti hem de sorunlara çözümler geliştirilmesiyle ilgili hem bireysel hem de toplumsal olarak sıkıntılar yaşadığımız aşikar. Belki de bunun sebebini sorgulamamız gerekiyor…

Star Wars VII: Doğru! Hem de hepsi…

Star Wars VII’de eski karakterlerle özlemimizi giderirken bir yandan yeni kuşağın yeni hedef kitlelerin kucaklandığı görülüyor